Diğer Adıyla “Tıkandı Baba” Hikâyesi
Vermeyince Mabut Neylesin Mahmut hikayesi nedir, bilir misiniz? Bir diğer adı da “Tıkandı Baba” olan bu hikaye, hayatta bazı şeylerin olmadığı zaman elden bir şey gelmediğini çok güzel bir şekilde ifade eder. Sözü uzatmadan gelin hep birlikte bu hikayeyi okuyalım.
Sultan Mahmut’un Tıkandı Babayla Karşılaşması
Osmanlı Sultanı II. Mahmut, kıyafet değiştirerek sadrazamı ve birkaç muhafızıyla birlikte halkı teftişe çıkar. Bir kahvehaneye girer. Kahvehanede herkes, çaycıya sürekli:
“Tıkandı Baba, çay getir.”
“Tıkandı Baba, kahve getir.”
diye seslenmektedir.
Bu ilginç lakap, Sultan Mahmut’un dikkatini çeker ve kahveciyi yanına çağırarak lakabının hikâyesini sorar.
Tıkandı Baba Lakabı Nereden Geliyor?
Tıkandı Baba, gördüğü rüyayı şöyle anlatır:
Rüyasında tanıdığı herkesin bir çeşmesi vardır ve bu çeşmelerden oluk oluk su akmaktadır. Kendisinin de bir çeşmesi vardır; fakat suyu yalnızca ip gibi akmaktadır. İçinden:
“Keşke benim çeşmem de onlarınki gibi aksa.”
diye geçirir ve suyun geldiği oluğu bir çomakla kurcalamaya başlar. Çomak kırılır ve su bu kez damlamaya başlar. Bunun üzerine:
“Keşke eskisi kadar aksa.”
diyerek oluğu kurcalamaya devam eder. Bu kez oluk tamamen kırılır ve su tamamen kesilir.
Tam o sırada Cebrail görünür ve:
“Tıkandı, baba! Artık uğraşma!”
der.
Tıkandı Baba, bu rüyayı kime anlattıysa herkes ona “Tıkandı Baba” demeye başlamıştır. O günden sonra hangi işe elini atsa olmamış, geçimini kahvehanede çaycılık yaparak zor şartlar altında sürdürmüştür.
Sultan Mahmut’un Yardımı
Tıkandı Baba’nın anlattıklarından etkilenen Sultan Mahmut, muhafızlarına şu emri verir:
“Bundan sonra her gün bu adama bir tepsi baklava getirin. Her baklava diliminin altına da bir altın koyun.”
Ertesi gün askerler bir tepsi baklavayı getirip:
“Padişahımızdandır.”
diyerek Tıkandı Baba’ya teslim eder.
Baklavayı Satma Kararı
Tıkandı Baba baklavaya sevinir. Ancak yolda düşünür:
“Ben bir canıma bir tepsi baklavayı nasıl yerim?”
Baklavayı satmaya karar verir ve işlek bir yol kenarında tezgâh açar.
Yoldan geçen bir Yahudi baklavayı satın alır. Eve götürüp bir dilim aldığında dişine sert bir şey gelir. Bakar ki baklavanın altında altın vardır. Üstelik her dilimin altında bir altın bulunmaktadır.
Ertesi gün aynı yere gelir ve Tıkandı Baba’ya:
“Her akşam burada olacaksan indirim yap, ben her gün senden alayım.”
der.
Tıkandı Baba kabul eder ve baklavaları her gün aynı kişiye satmaya başlar.
Bir Ay Sonra Yeniden Karşılaşma
Bir ay sonra Sultan Mahmut, bu kez kimliğini gizlemeden kahvehaneye gelir. Bakınca Tıkandı Baba’nın hâlinin değişmediğini görür. Yine aynı kahvehanede, aynı geçim mücadelesindedir.
Sultan Mahmut, Tıkandı Baba’yı yanına çağırır ve sorar:
“Sana gönderdiğim baklavaları almadın mı?”
Tıkandı Baba mahcup bir şekilde:
“Geldi hünkârım. Ben de satıp ihtiyaçlarımı giderdim. Duacınızım.”
der.
Sultan Mahmut tebessüm eder ve:
“Anlaşıldı Tıkandı Baba, gel bakalım benimle.”
diyerek onu saraya götürür.
Hazine Odasındaki İmtihan
Sarayda, Tıkandı Baba hazine odasına alınır. Sultan Mahmut eline bir kürek verir ve:
“Baba, küreği istediğin yere daldır. Üzerinde ne kalırsa senindir.”
der.
Tıkandı Baba büyük bir heyecanla küreği daldırır; fakat farkında olmadan küreği ters tutmuştur. Kürekte kalan tek bir altın da düşer.
Bunun üzerine Sultan Mahmut:
“Baba, senin buradan nasibin yok. Sen askerleri takip et, ne derlerse yap.”
der.
Üsküdar’daki Son İmtihan
Askerler Tıkandı Baba’yı Üsküdar’a götürür ve:
“Baba, bir taş seç.”
derler.
Tıkandı Baba, uzun uzun bakar ve en büyük kayayı seçer.
Askerler:
“Bu taşı fırlat. Taşı attığın yerle durduğun yer arası senindir.”
derler.
Tıkandı Baba büyük bir heyecanla taşı kaldırmaya çalışır. Taşı zorla yerden alır ancak ağırlığına dayanamaz. Elinde taş olduğu hâlde sırtüstü düşer ve taş üzerine düşer. Oracıkta hayatını kaybeder.
Sultan Mahmut’un Sözü
Askerler durumu Sultan Mahmut’a anlattıklarında, Sultan Mahmut şu meşhur sözü söyler:
Vermeyince Mabut neylesin Mahmut. İşte böyle değerli okurlar. Sultan II. Mahmut ile Tıkandı Baba arasında geçtiği rivayet edilen bu ibretlik hikaye, nasip, kanaat ve hırs kavramlarını çarpıcı bir şekilde anlatmaktadır. Kıssadan hisse, herkes payına ne düşerse onu alır.
