Hamiline yazılı hisse senetlerinde MKK Bildirimi için son günler

Dr. Soner ALTAŞ

Dünya Gazetesi, 23 Ekim 2021

2020 yılı sonunda kabul edilen 7262 sayılı Kanun ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 486. maddesinin ikinci fıkrasına “Hamiline yazılı pay sahipleri ile sahip oldukları paya ilişkin bilgiler, senetler pay sahiplerine dağıtılmadan önce Merkezi Kayıt Kuruluşu’na bildirilir.” hükmü eklenmiştir. Böylece, 1 Nisan 2021 tarihinden itibaren, hamiline yazılı hisse senetleri ile sahiplerine ilişkin bilgilerin, Merkezi Kayıt Kuruluşu’na (MKK) bildirimi zorunlu hale getirilmiştir. MKK Bildirimi ile kastedilen, aslında MKK bünyesinde oluşturulan Hamiline Pay Kayıt Sistemi’ne (HPKS) elektronik ortam üzerinden hamiline yazılı hisse senetleri ile bunların sahiplerinin kaydedilmesidir. 1 Nisan 2021 tarihinden sonra bastırılacak olan hamiline yazılı hisse senetleri için getirilen bu emredici kurala uymayıp MKK bildiriminde bulunmayanlara 20 bin Türk Lirası idari para cezası uygulanması öngörülmektedir.

Peki, 1 Nisan 2021 tarihinden önce bastırılan hamiline yazılı hisse senetleri ile sahipleri ne olacaktır? Tabii ki, onlar da unutulmamıştır. 7262 sayılı Kanun ile TTK’ya eklenen Geçici 14’üncü madde ile 1 Nisan 2021 tarihinden önce bastırılan hamiline yazılı hisse senetlerinin ve bunların sahiplerinin de, 31 Aralık 2021 tarihine kadar Hamiline Pay Kayıt Sistemi (HPKS)’ne kaydedilmesi zorunlu tutulmuştur. Bunun için hamiline yazılı hisse senedi sahiplerinin ellerindeki senetlerle birlikte kendi şirketlerine başvurmaları gerekiyor. Eğer sene sonuna kadar, hamiline yazılı hisse senedi sahipleri Şirkete başvurmazlar ise bunlara; senet sahipleri şirkete başvurdukları halde şirket MKK’ya bildirimde bulunmaz ise bu durumda yönetim kurulu üyelerine 20 bin TL idari para cezası uygulanacaktır. Ayrıca, hamiline yazılı hisse senedi sahipleri, genel kurula katılma, oy kullanma, kâr payı alma paya bağlı ortaklık haklarını, başvuruda bulununcaya kadar kullanamayacaklardır.

31 Aralık tarihine kadar da sayılı gün kalmıştır. Vakit göz açıp kapayıncaya kadar geçmektedir. Millet olarak işlerimizi genelde son ana bırakmayı tercih etiğimiz de bir gerçektir. Bu yüzden, bu düzenlemeden sene sonunda haberdar olacak kişilerin de bulunabileceği, kayıt işlemlerinde yoğunluk yaşanacağı, ek süre verilmesinin talep edilebileceği gibi öngörülerde bulunmak sanırım mübalağa olmayacaktır.

Ancak, TTK’nın geçici 14’üncü maddesinde ilave bir süre belirtilmediğini, bu hususta Cumhurbaşkanı Kararı ile anılan sürenin uzatılmasına dair bir yetki de tanınmadığını belirtelim. Dolayısıyla, bu konuda ancak yasal düzenleme ile süre uzatılabilir. Halihazırda da böyle bir hazırlık bulunmamaktadır. O yüzden, biz en azından işini son ana bırakmayı sevmeyen Şirketlere ve ortaklarına tavsiyede bulunalım.    

2021 yılının bitmesine yaklaşık 2 ayın kaldığı şu günlerde, 1 Nisan 2021 tarihinden önce hamiline yazılı hisse senedi bastıran şirketlerin iki yoldan birisini tercih etmeleri gerekiyor. Birincisi, yasa hükmü gereği sene sonu gelmeden MKK bildirimlerinin yapılması; diğeri ise anılan yükümlülüklerden kurtulmak adına hamiline yazılı hisse senetlerinin nama yazılı hisse senetlerine dönüştürülmesidir.

Bu nedenle, hem şirket yönetimlerinin hem de ortakların, cezalı duruma düşmemek adına, sene sonunda yaşanacak yoğunluk kaynaklı sistem aksaklıklarını da dikkate alarak, tercihlerini bugünden netleştirmeleri ve gerekli işlemleri sene sonunu beklemeden yapmaları kendi menfaatlerine olacaktır.

Kaynak: https://www.dunya.com/kose-yazisi/hamiline-yazili-hisse-senetlerinde-mkk-bildirimi-icin-son-gunler/637455

OSB’de parsel birim fiyatı nasıl belirlenir? Alt ve üst sınırı nedir?

Dr. Soner ALTAŞ

Sanayi Gazetesi, 3 Kasım 2021

Organize sanayi bölgelerinde sıklıkla uyuşmazlıklara ve şikayetlere konu olan hususların başında arsa satışları ile parsel birim fiyatları gelmektedir. 4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu (OSBK)’nun 15’inci maddesi uyarınca; arsa satışları müteşebbis heyetin belirleyeceği prensipler içerisinde yönetim kurulunun yetki ve sorumluluğu ile gerçekleştirilir. Maddenin ikinci fıkrasında ise parsel birim maliyeti ile fiyatının nasıl belirleneceği düzenlenmiştir. Fıkraya göre; OSB tarafından katılımcılardan talep edilecek parsel birim fiyatı, parsel birim maliyetinin % 25 fazlasını geçmeyecek şekilde belirlenmelidir. Bu oranın üzerinde birim fiyat belirlenmesi yasaya aykırılık teşkil eder. Parsel birim maliyeti ise; altyapısı tamamlanmış ve işletmeye geçmiş OSB’nin muhasebe kayıtlarındaki kamulaştırma, altyapı inşaatı, arıtma tesisi maliyeti, genel idare giderleri ve yatırım ile ilgili cari giderlerden oluşan toplam yatırım tutarının 213 sayılı Vergi Usul Kanunu uyarınca belirlenen yeniden değerleme oranı ile güncellenerek toplam sanayi alanına bölünmesiyle hesaplanır.

Ancak, özellikle yeni kurulan ya da çiçeği burnunda olan OSB’lerde altyapı yatırımları tamamlanmamış olmaktadır. Bu OSB’ler bir yandan yatırımlarına devam ederken, diğer yandan da faaliyetlerini sürdürebilmek adına gerekli kaynak temini için arsa tahsis/satışı yapmaktadırlar. Altyapı yatırımları henüz tamamlanmamış olan bu tür OSB’lerde parsel birim maliyeti ile birim fiyatının nasıl belirleneceği, OSBK’nın 15/2 maddesinde düzenlenmiştir. Altyapı yatırımları devam eden OSB’lerde yatırım tutarları ve diğer masraflar tahmini olarak hesaplanır. Bu şekilde hesaplanan parsel birim maliyeti sonraki yıllar için yeniden değerleme oranlarına göre güncellenir.

OSBK’nın 15’inci maddesinde ana hatlarıyla ele alınan konu, Organize Sanayi Bölgeleri Uygulama Yönetmeliği’nin 56’ncı maddesinde daha detaylı olarak düzenlenmiştir.

Konuyu hem OSBK hem de OSBUY hükümleri yönünden ele aldığımız takdirde, eğer OSB’de altyapı işleri tamamlanmış ise;    

  • Muhasebe kayıtlarından kamulaştırma, altyapı inşaatı, arıtma tesisi maliyeti, genel idare giderleri ve yatırım ile ilgili cari giderler hesaplanarak dökümleri yapılmalı;
  • Her yeni, ilave yatırım gideri ve cari giderin muhasebe kayıtlarına yansıtıldığı tarihten itibaren her bir gider kaleminin harcama tarihi dikkate alınarak arsa satış bedelinin kesinleştiği tarihe kadar geçen süre için, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu uyarınca belirlenen yeniden değerleme oranı ile güncellenmeli; diğer bir deyişle, bu giderlerin yapıldıkları tarihler baz alınarak, o tarihe isabet eden yeniden değerleme oranları çerçevesinde güncel değerleri bulunmalı ve buradan toplam yatırım tutarına ulaşılmalı;
  • Toplam Yatırım Tutarı/Toplam Sanayi Alanı=Parsel Birim Maliyeti formülü ile m2 başına isabet eden birim maliyet belirlenmeli;
  • Birim maliyet üzerine uygulanacak azamî oran % 25’i geçmeyecek şekilde yetkili organ kararı ile belirlenmeli ve Parsel Birim Fiyatı=Parsel Birim Maliyeti + (Parsel Birim Maliyeti x % oran) formülü ile m2 başına parsel birim fiyatı hesaplanmalıdır.

Arsa satış işlemini içine alan yılın ilk günü ile satış tarihi arasındaki kıst dönem için yapılacak yeniden değerleme işleminde de, cari yıl yeniden değerleme oranı kullanılmalıdır.

Eğer OSB’de altyapı yatırımları henüz tamamlanmamış olup devam etmekte ise, bu durumda;

  • Yine muhasebe kayıtlarından o güne kadar yapılan kamulaştırma, altyapı inşaatı, arıtma tesisi maliyeti, genel idare giderleri ve yatırım ile ilgili cari giderler hesaplanarak dökümleri yapılmalı;
  • Bu giderlerin yapıldıkları yıllar baz alınarak, o yıla isabet eden yeniden değerleme oranları çerçevesinde güncel değerleri bulunmalı ve buradan o zamana kadar yapılan toplam yatırım tutarına ulaşılmalı;
  • Bu harcamalar baz alınarak ya da bu harcamalardan bağımsız olarak devam eden yatırımlar ile masrafların –gerektiğinde, önceden yapılan harcama tutarları baz alınarak veya uzman kuruluşların görüşleri alınarak- tahmini tutarları belirlenmeli,  
  • (Gerçekleşen Yatırım Tutarı + Tahmini Yatırım Tutarı)/Toplam Sanayi Alanı=Parsel Tahmini Birim Maliyeti formülü ile m2 başına isabet eden tahmini (geçici) birim maliyet belirlenmeli;
  • Geçici birim maliyet üzerine uygulanacak azamî oran % 25’i geçmeyecek şekilde yetkili organ kararı ile belirlenmeli ve Geçici Parsel Birim Fiyatı=Geçici Parsel Birim Maliyeti + (Geçici Parsel Birim Maliyeti x % oran) formülü ile m2 başına parsel birim fiyatı hesaplanmalıdır.

Yani, yatırımları devam eden OSB’lerde, tahmini dahi olsa hesaplamalar mümkün mertebe somut verilere dayanmalı, parsel birim maliyeti ile birim fiyatını belirlemede keyfi hesaplamalardan kaçınılmalıdır.   

Bu durumda, OSB’ler tarafından belirlenecek parsel birim fiyatlarında, alt sınır parselin birim maliyeti kadar, üst sınır ise Parsel Birim Maliyeti + (Parsel Birim Maliyeti x % 25) kadar olmalıdır. Somutlaştırmak gerekir ise, örneğin; parselin birim maliyeti m2 başına 500 Türk Lirası ise, bu durumda parsel birim fiyatının m2 başına uygulanacak alt sınırı 500 TL, üst sınırı da 500+(500×0.25)=625 TL olmalıdır.

Bu konuda, OSBK’nın 15/2 maddesi ile parsel birim fiyatına üst sınır getirildiği, alt sınır getirilmediği, bu nedenle parsel birim fiyatının üst sınırı geçmemek kaydıyla istenilen tutarda hatta birim maliyetinin dahi altında belirlenebileceği yönünde görüşlere rastlanılsa da, biz bu yöndeki görüşlere katılmamaktayız. Hatta bu yöndeki görüşleri, OSB yönetimlerini hatalı uygulamalara yönlendirip sorumluluklarına sebebiyet verici olması açısından yanıltıcı ve sakıncalı bulmaktayız.

Peki, bizim görüşümüz neye dayanmaktadır? Görüşümüzün dayanağı OSBK’nın 22’nci maddesidir. Mezkûr maddenin ikinci fıkrasına göre; OSB organ üyeleri ile personeli, kendi kusurlarından ileri gelen zararlardan sorumludurlar. Bunlar, para ve para hükmündeki evrak ve senetler ile bilanço, tutanak, rapor, defter ve belgeler üzerinde işledikleri suçlardan dolayı kamu görevlisi gibi cezalandırılırlar. Böylece, OSBK’da OSB’yi zarara uğratmanın hem hukukî hem de cezaî sorumluluk doğurduğu açık bir şekilde hükme bağlanmıştır. OSB’nin ilgili organ ya da organlarının parsel birim fiyatını, parsel birim maliyetinin altında belirlemesinin doğrudan OSB zararına sebebiyet vereceğinde şüphe yoktur. Yukarıdaki örnek üzerinden gidecek olursak, birim maliyeti 500 TL olan parselin birim fiyatının 400 TL olarak belirlenip satılması, parselin alanı ile negatif fiyat (burada 500-400=100 TL’dir) çarpımı kadar bir tutarda OSB zararı anlamına gelir. Satılan parselin toplam alanının 10.000 m2 olduğunu varsaydığımızda, OSB zararı 10.000 x 100= 100.000 TL olarak oluşur. Çünkü, OSB parsel için 500 x 10.000=500.000 TL yatırım giderine katlandığı halde, onu 400 x 10.000=400.000 TL’ye satmıştır. Böyle bir durumda, oluşan zarardan ötürü ilgili organ üyeleri hakkında hem hukuki sorumluluğa hem de cezaî sorumluluğa dair iki ayrı dava açılabilir. Bu itibarla, OSB tarafından belirlenecek parsel birim fiyatının en az parsel birim maliyeti kadar olmasına dikkat edilmeli, birim maliyet üzerine % 0,1’den % 25’e kadar bir oran uygulanarak satış fiyatı belirlenmelidir.

Kaynak: https://www.sanayigazetesi.com.tr/osbde-parsel-birim-fiyati-nasil-belirlenir-alt-ve-ust-siniri-nedir-makale,2147.html

Ticari işlerde temerrüt faizi

Dr. Soner ALTAŞ

Dünya Gazetesi, 6 Kasım 2021

Ülkemizde 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun yürürlüğe girene kadar, Osmanlı döneminden kalan Murabaha Nizamnamesi önemli bir rol oynamış, adi işlerde bu Nizamname hükümleri, ticari işlemlerde ise mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümleri uygulanmıştır. Faiz hususu, aynı zamanda Türk Borçlar Kanunu’nda da düzenlenmiştir. Diğer yandan, mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndaki ticari işlerde faiz oranının serbestçe belirlenebilmesi ilkesi, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda da aynen muhafaza edilmiş, ayrıca yeni yasada ticari işletmeler arasında yapılan mal ve hizmet tedariki sözleşmelerinde temerrüde ve temerrüt faizine ilişkin özel düzenlemelere yer verilmiştir.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 8’inci maddesine göre, ticari işlerde faiz oranı serbestçe belirlenir. Buna karşılık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 88’inci maddesinde anapara faizine ve 120’nci maddesinde temerrüt faizine üst sınırlar getirilmiştir. TBK’nın mezkûr hükümlerin ticari işlerdeki faiz oranlarına uygulanıp uygulanmayacağı hususu öğretide tartışmalı olmakla birlikte, bu konudaki baskın görüş ve Yargıtay’ın ilgili dairelerinin yerleşik hale gelmiş içtihatları, TBK’nın 88’inci ve 120’nci maddelerindeki sınırlamaların ticari işler bakımından uygulanabilirliğinin bulunmadığı yönündedir. Eğer ticari işlerde taraflar anapara ve temerrüt faiz oranını sözleşme ile belirlememişler ise, kanunî faiz oranı uygulanır. Ancak, eğer Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli avanslar için uyguladığı faiz oranı, kanuni faiz oranından fazla ise, arada sözleşme olmasa bile, ticari işlerde temerrüt faizi TCMB’nin belirlediği oran üzerinden istenebilir.

Öte yandan, TTK’nın 1530’uncu maddesinde ticari işletmeler arasında mal ve hizmet tedariki amacıyla yapılan işlemlerdeki temerrüt şartları ve uygulanacak temerrüt faiz oranı özel olarak düzenlenmiştir. Ticari işletmeler arasındaki mal ve hizmet tedariklerinde alacaklıya yapılan geç ödemelere ilişkin temerrüt faiz oranının sözleşmede öngörülmediği veya ilgili hükümlerin geçersiz olduğu hâllerde uygulanacak faiz oranı ve alacağın tahsili masrafları için talep edilebilecek asgari giderim tutarı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından her yıl ocak ayında ilan edilmekte olup, 1 Ocak 2021 tarihinde itibaren uygulanacak olan temerrüt faizi oranı %18,25, giderim tutarı da 385 TL olarak belirlenmiştir.

TTK açısından anapara ve temerrüt faiz oranlarının ticari işlerin tarafları arasında serbestçe belirlenmesi esas olmakla birlikte, tarafların faiz oranlarını belirlerken ilgili mevzuatın emredici hükümlerine uygun hareket etmeleri ve özellikle Medeni Kanunu’n 2’nci maddesi çerçevesinde faiz oranını belirlemeleri önem arz etmektedir.

Kaynak: https://www.dunya.com/kose-yazisi/ticari-islerde-temerrut-faizi/638903

OSB defterlerine ilişkin cezalarda ne yapılmalıdır?

Dr. Soner ALTAŞ

Sanayi Gazetesi, 21 Ekim 2021

Organize Sanayi Bölgeleri tarafından fiziki veya elektronik ortamda tutulacak defterler ile bu defterlerin onaylanmasının, kayıt zamanının, onaylarının yenilenmesinin usul ve esasları, Sanayi Bölgeleri Genel Müdürlüğü tarafından Organize Sanayi Bölgelerinin Ve Organize Sanayi Bölgeleri Üst Kuruluşunun Defterlerine İlişkin Genelge ile düzenlenmiştir. Organize Sanayi Bölgeleri denetimleri kapsamında OSB defterlerine ilişkin aykırılıkların tespiti halinde adli ve idari cezaların tespitine, raporlanmasına ve yetkili mercilere bildirilmesine dair usul ve esaslar ise, Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı tarafından Organize Sanayi Bölgelerince Tutulması, Saklanması ve Yetkililerce Talebi Halinde İbrazı Zorunlu Defterlere İlişkin Denetimlerde Suç ve Kabahatlerin Tespiti, Raporlanması ve Yetkili Mercilere İletilmesi Hakkında Genelge ile açıklığa kavuşturulmuştur. Anılan Genelgeler, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın şeffaflık ve rehberlik ilkeleri gereğince OSBÜK aracılığı ile bütün OSB’ler ile de paylaşılmıştır. Böylece, OSB’ler yasal düzenlemeden ve olası sonuçlarından bilgilendirilmiştir.

Her iki Genelgede de belirtildiği üzere;

  • Müteşebbis heyet aşamasında olan OSB’ler, yevmiye defteri, defteri kebir, envanter defteri, yönetim kurulu karar defteri, müteşebbis heyet toplantı ve müzakere defteri;
  • Müteşebbis heyetin görevinin sona erdiği genel kurula geçen OSB, yevmiye defteri, defteri kebir, envanter defteri, yönetim kurulu karar defteri, genel kurul toplantı ve müzakere defteri tutmakla yükümlüdürler. 

OSB’lerin Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı müfettişlerince yapılan denetimleri kapsamında, (müteşebbis heyet toplantı ve müzakere defteri hariç olmak üzere) yukarıda sayılan defterlerden herhangi birinin, birkaçının veya tamamının;

  • Hiç tutulmamış olması veya saklanmaması ya da herhangi bir kayıt içermemesi hallerinde, adli para cezası;
  • Kasıtlı olarak gerçeğe aykırı kayıtlar ile tutulması halinde hapis cezası;
  • Açılış ile kapanış onaylarının hiç veya zamanında yaptırılmamış olması hallerinde ise idari para cezası uygulanmaktadır.

Adli para cezasının alt sınırı 6.000 TL, üst sınırı da 73.000 TL’dir. İdari para cezasının 2021 yılı için uygulanacak olan tutarı ise tek bir kabahat için 10.242 TL’dir. Tekerrür ve içtima halinde bu idari para cezası üçe katlanmakta, yani 30.756 Türk Lirasını bulmaktadır. Bu duruma örnek olarak, OSB tarafından aynı yıl içerisinde birden fazla defterin açılış ve/veya kapanış onayının veya farklı yıllara ait defterler için söz konusu onayların yaptırılmaması yahut yasal süresinden sonra yaptırılması ya da defterlerin birden fazla yılda yasaya uygun tutulmaması gösterilebilir.

İdari para cezası OSB tüzel kişiliğine; adli para cezası OSB defterlerini tutmakla yükümlü organ üyelerine; hapis cezası ise defterlere gerçeğe aykırı kayıt yapanlara uygulanır. İdari para cezasının tatbiki için İnceleme Raporu; adlî para cezası ile hapis cezası içinse suç duyurusu raporları düzenlenir. Daha doğrusu, defterlere ilişkin kabahatler İnceleme Raporuna, suçlar ise Suç Duyurusu Raporuna konu edilir.

  • Peki, konu OSB ve yöneticileri açısından bu aşamaya geldiğinde ne yapmalıdır? Tavsiyelerimiz şunlardır:* Eğer OSB tüzel kişiliğine idari para cezası uygulanmışsa, kanun yoluna başvurmadan önce peşin ödeme (ceza tutarının dörtte üçünü ödeme) imkanından faydalanılabilir. Örneğin, OSB’ye aynı defterin açılış ve kapanış onaylarını yaptırmamaktan dolayı 30.756 TL idari para cezası uygulanmışsa, OSB peşin ödeme imkanından faydalanarak 23.067 TL öder, böylece cezanın 7.689 TL’sından kurtulmuş olur. Ayrıca, peşin ödeme, OSB’nin idari para cezası karara karşı kanun yoluna başvurma hakkını da etkilemez. OSB, 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 27’nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, idari para cezasına karşı, tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde yetkili sulh ceza mahkemesine başvurabilir.
  • Eğer adlî para cezası uygulanmışsa, OSB yönetim kurulu üyeleri, Cumhuriyet Savcılığınca yapılacak tebliğden itibaren 10 günü için, adlî para cezasının alt sınırı olan 6.000 TL’yi soruşturma giderleri ile birlikte ödedikleri takdirde, haklarında kamu davası açılmaz. Diğer bir deyişle, haklarında takipsizlik kararı verilir.
  • OSB tüzel kişiliği hakkında uygulanan idari para cezasından dolayı OSB’nin yönetim kurulu üyelerine rücu edilip edilmeyeceğinin yapılacak olan ilk müteşebbis heyet veya genel kurul toplantısında görüşülmesi ve karara bağlanması gerekir. Bu husus, zaten Teftiş Raporunda veya İnceleme Raporunda talimat olarak belirtilir. Bu bağlamda, rücu hususunun yapılacak olan ilk müteşebbis heyet veya genel kurul toplantısının gündemine alınıp görüşülmesi ve karara bağlanması sağlanmalıdır. Müteşebbis heyet veya genel kurul bu konuda alacağı kararda tamamen serbesttir, ilgili düzenlemeler bu konuda bir sınırlama getirmemektedir. Dolayısıyla, müteşebbis heyet/genel kurul, defterler sebebiyle OSB tüzel kişiliğine uygulanan ve OSB tarafından ödenen idari para cezasından (örneğin; 30.756 TL ödenmişse) dolayı yönetim kurulu üyelerine rücu etme kararı alabileceği gibi, rücu edilmesine gerek olmadığına ve yönetim kurulu üyelerinin bu işlemden dolayı sorumluluğuna gidilmeyeceğine dair bir karar da alabilir. Eğer rücu etme kararı alınmış ise, OSB tarafından ödenen idari para cezası, OSB yönetim kurulu üyelerinden peşin olarak yahut taksitler halinde tahsil edilir. Rücu etmeme kararı alınması halinde ise, yönetim kurulu üyeleri hakkında herhangi bir işlem yapılmaz.

Kaynak: https://www.sanayigazetesi.com.tr/osb-defterlerine-iliskin-cezalarda-ne-yapilmalidir-makale,2132.html

Nama yazılı hisse senedi yerine ilmühaber çıkarma dönemi bitti (mi)?

Dr. Soner ALTAŞ

Dünya Gazetesi

Uygulamada anonim şirketler tarafından sıklıkla hisse (pay) senedi yerine ilmühaber bastırıldığını gözlemlemekteyiz. 232 seri no’lu Gelir Vergisi Genel Tebliği’nde ilmühaberlerin elden çıkarılmasından doğan kazançların vergilendirilmesinde hisse senetlerinin elden çıkarılmasından doğan kazançların vergilendirilmesine ilişkin hükümlerinin uygulanması gerektiği belirtilmiş, Danıştay da ilmühaberin vergi hukuku açısından hisse senedi kapsamında bulunduğu hususunda yerleşik görüş oluşturmuştur. Anılan idari düzenleme ve yargı kararlarında mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun düzenlemeleri etkili olmuştur. Zira, pay senedi ile ilmühaber çıkarılması hususu Ticaret Kanunu’nda düzenlenmiştir. Ancak, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, pay senedi ve ilmühaber çıkarılması konularında mülga 6762 sayılı Kanu’ndan oldukça ayrılmıştır.

Şirketler hukuku yönünden “ilmühaber” kavramı, anonim şirket tarafından hisse senedi bastırılıncaya kadar geçerli olan ve hisse senetlerinin yerini tutmak üzere çıkarılan menkul kıymeti ifade eder. İlmühaber çıkarılması, TTK’nın 486’ncı maddesinin ikinci fıkrasında yer almış, “Pay senedi bastırılıncaya kadar ilmühaber çıkarılabilir. İlmühaberlere kıyas yoluyla nama yazılı pay senetlerine ilişkin hükümler uygulanır” hükmü ile pay senedi bastırılıncaya kadar ilmühaber çıkarılmasına da olanak sağlanmıştır. Ancak, TTK’da ilmühaber çıkarılması eski kanunun aksine ayrı bir madde altında ele alınmadığı gibi bir “nama yazılı pay senetlerinin yerini tutmak üzere” veya “hamiline yazılı pay senetleri yerine tanzim olunan” şeklinde bir ayrıma da gidilmemiş, sadece nama yazılı pay senetlerine ilişkin hükümlerin kıyas yoluyla ilmühaberlere uygulanması öngörülmüştür. Ayrıca, bu hüküm, hamiline yazılı pay senedi çıkarılmasına ilişkin 486’ncı maddenin ikinci fıkrasında yer almış, nama yazılı pay senedi çıkarılmasına ilişkin üçüncü fıkrada ilmühaberden bahsedilmemiştir.

Bunun nedenini şu şekilde izah edebiliriz: TTK’nın 344’üncü maddesi gereği anonim şirketin nakden taahhüt edilen payların itibarî değerlerinin en az yüzde 25’i tescilden önce, gerisi de şirketin tescilini izleyen 24 ay içinde ödenmesi gerekir. Uygulamada bu azamî süre genelde sonuna kadar kullanılmaktadır. Hal böyle olunca, hamiline yazılı payların bedellerinin tamamının ödenmesi, kuruluşun ve sermaye artırımının tescilinden ancak 24 ay sonra gerçekleşmektedir. 486’ncı madde bu süreye üç ay daha ilave ettiğinden, hamiline yazılı payların senede bağlanması, kuruluşun ve sermaye artırımının tescilinden itibaren ancak 27 ay sonra mümkün olabilmektedir. Oysa nama yazılı payların senede bağlanmasında, pay bedelinin tamamının ödenmesi koşulu aranmadığından, nama yazılı pay senetlerinin şirketin kuruluşunun yahut sermaye artırımın tescilinin hemen akabinde çıkarılması mümkündür. İşte, hamiline yazılı payların sahiplerini senetsiz bırakıp mağdur etmek istemeyen yasa koyucu, bu 27 ay boyunca hamiline yazılı pay senedi sahiplerinin şirket ortağı olduklarını ispat etmeleri amacıyla ilmühaber çıkarılıp bunlara verilmesine izin vermiştir.

Bu çerçevede, ilmühaber çıkarılması hususuna özellikle TTK’nın 486’ncı maddesinin hamiline yazılı pay senetlerinin çıkarılmasına ilişkin ikinci fıkrasında yer verilmesi, aynı maddenin nama yazılı pay senedi çıkarılmasına ilişkin üçüncü fıkrasında ilmühaberden bahsedilmemesi nedeniyle, ilmühaberin sadece hamiline yazılı paylar için ve azami 27 aylık bir süre için çıkarılabileceği, nama yazılı paylar için ise ilmühaber çıkarılamayacağı görüşüne ulaşmaktayız. Bu durumda, 1 Temmuz 2012 tarihinden sonra nama yazılı paylar için çıkarılan ilmühaberlerin sahiplerinin Gelir Vergisi Kanunu ile Katma Değer Vergisi Kanunu’nda pay (hisse) senetleri için getirilen istisnalardan faydalanamayacağı kanısındayız. Ancak, ETK’da açıkça düzenlenmiş olduklarından, 1 Temmuz 2012 tarihinden önce çıkarılan nama yazılı ilmühaberlerin geçerli olduğunu kabul etmek gerekir.

Öğretide bu hususun üzerinde yeterince durulmamış olmakla birlikte, bazı yazarlar da nama yazılı paylar için ilmühaber çıkarılamayacağı görüşündedirler. Bu konuda anonim şirket ortaklarına ve yöneticilerine tavsiyemiz, nama yazılı pay senedi çıkarma imkanı varken ilmühaber bastırmaktan vazgeçmeleridir. Mali müşavirlerin de anonim şirket ortaklarını ve yöneticilerini ilmühaber çıkarmaya teşvik etmemeleri, eski sistemde geçerli olan bu uygulamanın artık geçerliliğini yitirdiğini öngörerek doğruya yani nama yazılı pay senedi çıkarmaya yönlendirmeleridir. Vergi idaresinin de, TTK’da yapılan değişiklikleri esas alarak, 6762 sayılı eski kanuna göre düzenlediği 232 seri no’lu Gelir Vergisi Genel Tebliğ’in ilgili hükmünü güncellemesinin ve uygulamada yaşanan tereddütleri gidermesinin faydalı olacağını düşünmekteyiz.

Kaynak: https://www.dunya.com/kose-yazisi/nama-yazili-hisse-senedi-yerine-ilmuhaber-cikarma-donemi-bitti-mi/609934

Hisse senetlerinde yeni sistem yakında başlıyor

Dr. Soner ALTAŞ 

Dünya Gazetesi, 30 Ocak 2021

16 Aralık 2020 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunulan “Kitle İmha Silahlarının Yayılmasının Finansmanının Önlenmesine İlişkin Kanun Teklifi” 27/12/2020 tarihinde 7262 sayılı Kitle İmha Silahlarının Yayılmasının Finansmanının Önlenmesine İlişkin Kanun olarak kabul edilmiştir. 31 Aralık 2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 7262 sayılı Kanun, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) hamiline yazılı hisse (pay) senetlerinin basımına ve devirlerine dair önemli değişiklikler yapmış, yıllardır uygulanan kurallar tadil edilmiş ve getirilen yeni yükümlere uymayanlara yüklü miktarlarda para cezaları verilmesi öngörülmüştür.

7262 sayılı Kanun ile TTK’ya “Hamiline yazılı pay sahipleri ile sahip oldukları paya ilişkin bilgiler, senetler pay sahiplerine dağıtılmadan önce Merkezi Kayıt Kuruluşu’na bildirilir.” cümlesi eklenmiştir. Dolayısıyla, 1 Nisan 2021 tarihinden itibaren, hamiline yazılı pay sahipleri ile sahip oldukları paya ilişkin bilgiler, bu senetler pay sahiplerine dağıtılmadan önce Merkezi Kayıt Kuruluşu’na bildirilecektir. Bu bildirimden sonra da hamiline yazılı pay senetleri ortaklara dağıtılacaktır. Hamiline yazılı pay sahipleri ile sahip oldukları paya ilişkin bilgileri, senetler pay sahiplerine dağıtılmadan önce Merkezi Kayıt Kuruluşu’na bildirmeyenlere 20.000 TL idari para cezası uygulanacaktır.

Ayrıca, 1 Nisan 2021 tarihinden itibaren, hamiline yazılı pay senetlerinin devrinde, devrin geçerlilik kazanabilmesi için, hamiline yazılı pay senedini devralan kişi veya kişiler tarafından Merkezi Kayıt Kuruluşu’na bildirimde bulunulması gerekecektir. Yani, 1 Nisan 2021 tarihinden itibaren, hamiline yazılı pay senedinin devri için, artık sadece senedin teslimi yeterli olmayacak, devrin ayrıca Merkezi Kayıt Kuruluşu’na bildirilmesi de zorunlu olacaktır. 1 Nisan 2021 tarihinden itibaren hamiline yazılı pay senedini devralıp da Merkezi Kayıt Kuruluşu’na bildirmeyen kişilere 5.000 TL idari para cezası uygulanacaktır. Ayrıca, hamiline yazılı pay senedini devralan bildirimde bulunmadığı takdirde, paya bağlı haklarını (genel kurula katılma, oy kullanma, kâr payı alma vs.) MKK’ya bildirim yapıncaya kadar kullanamayacaktır.

Diğer yandan, TTK’ya eklenen Geçici 14’üncü maddeye göre, halihazırda elinde hamiline yazılı pay senedi bulunan ve 1 Nisan 2021 tarihine kadar hamiline yazılı pay senedi bastıracak olan kişilerin, 31 Aralık 2021 tarihine kadar anonim şirkete başvurması, bu başvuru üzerine yönetim kurulunun en geç beş iş günü için de (en geç 7 Ocak 2022 tarihine kadar) hamiline yazılı pay senedi sahipleri ile paylara ilişkin bilgileri Merkezi Kayıt Kuruluşu’na bildirmesi gerekecektir. Bu başvuru ve bildirim yapılmadığı takdirde, hamiline yazılı pay senedi sahibi ile anonim şirketin yönetim kurulu üyelerine 20.000 TL idari para cezası uygulanacaktır.

Görüldüğü üzere, hamiline yazılı pay senetlerine ilişkin bilindik kurallar tamamen değişmiştir. Hamiline yazılı pay senedi sahipleri, ya bu kurallara uyup cezadan kurtulacak ya da pay senetlerini nama yazılı pay senedine dönüştürmeyi düşünecektir. Zira, hamiline yazılı pay senedi, senet sahibinin kimliğinin bilinmemesi, kolayca devredilmesi gibi özeliklerini yitirmiş, hatta nama yazılı paylara göre daha ağır kurallara bağlanmıştır.

Kaynak: https://www.dunya.com/kose-yazisi/hisse-senetlerinde-yeni-sistem-yakinda-basliyor/609033

Hamiline yazılı pay senedi basımı ve devirlerine köklü değişiklik geliyor

Dr. Soner Altaş

Dünya Gazetesi, 22 Aralık 2020

Kitle İmha Silahlarının Yayılmasının Finansmanının Önlenmesine İlişkin Kanun Teklifi, 16 Aralık 2020 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunuldu ve Adalet Komisyonu’nda kabul edildi. Teklifin hızlı bir şekilde Meclis Genel Kurulu’nda kabul edilmesi ve yürürlüğe konulması öngörülüyor. Bu teklifte Şirketler Hukuku’nun temel kurallarından birisini değiştiren köklü bir değişiklikte yer alıyor. Anonim şirket ortaklarını yakından ilgilendiren bu değişiklikte, hamiline yazılı pay senetlerinin bastırılmasında ve devrinde Merkezi Kayıt Kuruluşu’na bildirim yükümlülüğü getiriliyor.

Hamiline yazılı payların bastırılmasındaki kural değişmiyor. Yani, hamiline yazılı paylar için, yönetim kurulu, pay bedelinin tamamının ödenmesi tarihinden itibaren üç ay içinde pay senetlerini bastırıp pay sahiplerine dağıtmakla yükümlü, bu kuralda bir değişiklik yok. Yönetim kurulunun hamiline yazılı pay senetlerinin bastırılmasına ilişkin kararı tescil ve ilan edilecek, bu kuralda da bir değişiklik yok. Ancak, bundan böyle, hamiline yazılı pay sahipleri ile sahip oldukları paya ilişkin bilgiler, senetler pay sahiplerine dağıtılmadan önce Merkezi Kayıt Kuruluşu’na bildirilecek.

Teklifte hamiline yazılı payların devrinin de değiştirildiğini görmekteyiz. Yıllardır hamiline yazılı pay senetlerinin devri için, hamiline yazılı pay senedinin zilyetliğini geçirilmesi, yani senedin devralana teslim edilmesi yeterli görülmekteydi. Teklifle, kayden izlenmeyen hamiline yazılı pay senetlerinin devrinde, devrin şirket ve üçüncü kişiler nezdinde hüküm ifade etmesi için pay senedini devralan tarafından Merkezi Kayıt Kuruluşu’na bildirimde bulunulması zorunluluğu getiriliyor. Böylece, hamiline yazılı pay senedinin devri için, sadece teslimi yeterli olmayacak, devrin ayrıca Merkezi Kayıt Kuruluşu’na bildirilmesi de gerekecek. Bildirimde bulunulmaması halinde ise, hamiline yazılı pay senetlerini devralan kişiler, paya bağlı haklarını gerekli bildirim yapılıncaya kadar kullanamayacaklar. Hamiline yazılı pay senedine bağlı hakların şirkete ve üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilmesinde Merkezi Kayıt Kuruluşu’na yapılan bildirim tarihi esas alınacak.

Teklifte, anılan yükümlülüklere uyulmaması hali için idari para cezası da öngörülüyor. Buna göre, hamiline yazılı pay sahipleri ile sahip oldukları paya ilişkin bilgileri senetler pay sahiplerine dağıtılmadan önce Merkezi Kayıt Kuruluşu’na bildirmeyenlere 20 bin TL, hamiline yazılı payı devralıp da Merkezi Kayıt Kuruluşu’na bildirmeyenlere ise 5 bin TL idari para cezası uygulanacak. Bütün bu değişiklikler, 1 Nisan 2021 tarihinde yürürlüğe girecek.

Teklifte bir düzenlemede, halihazırda hamiline yazılı pay senedi sahiplerini ilgilendiriyor. Buna göre, elinde hamiline yazılı pay senedi bulunan kişilerin 31 Aralık 2021 tarihine kadar şirkete başvuruda bulunması, şirket yönetim kurulunun da hamiline yazılı pay senedi sahipleri ile paylara ilişkin bilgileri Merkezi Kayıt Kuruluşu’na bildirmesi gerekiyor. Bu bildirim yapılmadığı takdirde, pay senedi sahibi ile yönetim kurulu üyelerine 20 bin TL idari para cezası uygulanacak.

Görüldüğü üzere, hamiline yazılı pay senedi sahibi olmak artık ağır bir yüküm getiriyor. Böylelikle, hamiline yazılı pay senedi sahibi olmak da kanımızca anlamını yitiriyor. Zira, hamiline yazılı pay senetlerinde, senedin sahibini belirlemek zordu ve bazı kişiler de sırf bu amaçla hamiline yazılı pay senedi sahibi olmak istiyordu. Artık, Merkezi Kayıt Kuruluşu tarafından hamiline yazılı pay senetleriyle ilgili tutulan kayıtlar, ilgili kanunlar uyarınca yetkili kılınmış mercilerle paylaşılacak. Bu şu anlama geliyor: üçüncü kişiler her ne kadar hamiline yazılı pay senedi sahiplerini bilemese de, artık devlet bilecek ve yapılan devirleri an be an takip edecek.

Hamiline yazılı pay senedi sahiplerinin bu köklü değişiklikten etkilenecekleri kesin. Önlerinde de iki yol var: Ya hamiline yazılı pay senetlerini ellerinde tutup yasal yükümlere harfiyen uyacaklar ya da zaten kayıtları takip edileceğinden hamiline yazılı pay senetlerini nama yazılı pay senetlerine dönüştürecekler.

Kaynak: https://www.dunya.com/kose-yazisi/hamiline-yazili-pay-senedi-basimi-ve-devirlerine-koklu-degisiklik-geliyor/604472

OSB Organ Üyelerinin ve Personelinin Hukuki Sorumluluğu

Dr. Soner ALTAŞ

Sanayi Gazetesi, 29 Mayıs 2020

Bu yazımızda, organize sanayi bölgesinin (OSB) özellikle yöneticileri açısından özel önem atfeden hukuki sorumluluk konusu üzerinde duracağız. 4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu’nun 22’nci maddesinin ikinci fıkrasında OSB organ üyeleri ile personelinin, kendi kusurlarından ileri gelen zararlardan sorumlu oldukları hükmüne yer verilmiştir. Burada kastedilen hukuki sorumluluktur. Anılan hükmün devamındaki cümlede ise cezai sorumluluğa yer verilmiştir.  Sorumluluk, sözlük anlamı itibariyle “kişinin kendi davranışlarını veya kendi yetki alanına giren herhangi bir olayın sonuçlarını üstlenmesi, sorum, mesuliyet” demektir. Anılan fıkrada ifade bulan ve hukuktaki anlamıyla sorumluluk ise, hukuka aykırı ve kusurlu bir davranış ile başkasına zarar veren kimsenin, bu zararı tazmin etmekle yükümlü olmasını ifade eder. Bu yönüyle hukukî sorumluluk, hukukumuzda tazminat borcunun kaynaklarından birisini oluşturur.

OSB Kanununun bahsi geçen hükmünde organ üyeleri ile personelin sorumluluğu düzenlendiğinden, hukuki sorumluluğun kapsamına, OSB’nin müteşebbis heyet, yönetim ve denetim kurulu üyeleri ile bölge müdürlüğü personeli girmektedir. OSB’de organ olarak müteşebbis heyet sonrasında genel kurul yer alsa da, genel kurulun daimi bir organ olmayıp belirli dönemlerde toplanması ve OSB’nin günlük işlemlerine dair bir etkisinin olmaması nedeni ile anılan organ üyelerinin bu sorumluluğun kapsamına girmesi zayıf görülmekle birlikte, bunları tamamen dışlamakta mümkün olmayıp olay bazında yapılacak değerlendirmelerde genel kurul üyelerinin de sorumluluğunun mümkün olduğunu belirtmekle yetinelim.

  4562 sayılı Kanunun 22’nci maddesindeki hukuki sorumluluk hükmü, OSB Uygulama Yönetmeliğinin 24’üncü maddesinde daha detaylı olarak düzenlenmiştir. Yönetmeliğin anılan maddesinde, OSB organlarının; kanun, yönetmelik, kuruluş protokolü, ana sözleşme ve benzeri düzenlemeler ile Bakanlık talimatları çerçevesinde OSB’nin sevk ve idaresini yürütmek, gelişmesi için her türlü tedbiri almak ve Bakanlığa karşı taahhüt ve sorumluluklarını yerine getirmek ile yükümlü olduğu; organ üyelerinin, kanun, yönetmelik, kuruluş protokolü ve benzeri düzenlemeler ile kendilerine verilen görevleri hiç veya gereği gibi yapmamalarından ve kendi kusurlarından doğan zararlardan sorumlu olacakları belirtilmiştir.

Anılan düzenlemelerde geçen, organ üyelerinin ve personelin hukuki sorumluluğu, tazminat ödemek şeklinde vücut bulur. Bir diğer deyişle, organ üyelerinin ve personelinin OSB’ye verdiği zararın, zarar verenlerden tazmin edilmesi gerekir.Organ üyelerinin ve personelin hukukî sorumluluğuna gidebilmek içinse bazı koşulların bulunması gerekir. Hukuki sorumluluk için aranacak olan koşullar “fiil, hukuka aykırılık, zarar, kusur ve uygun nedensellik bağı”dır.

Bu bağlamda, OSB organ üyelerinin ve personelin hukukî sorumluluğuna gidilebilmesi için, öncelikle sorumlu tutulmak istenen kişi ya da kişilerin bir fiili bulunmalıdır. Fiil, kişinin yapma (olumlu davranış) veya yapmama (olumsuz davranış) şeklinde gerçekleşen iradi davranışıdır. OSB organ üyelerinin ve personelin fiillerinden dolayı sorumlu tutulabilmesi için, ayrıca, fiilin hukuka aykırı olması gerekir. Fiilin hukuka aykırı olması, zarar gören değeri korumak için hukuk düzenince yasaklanmış bir davranışta bulunmaktır. Genel davranış kuralı olarak dürüstlük kuralına aykırılık ve hakkın kötüye kullanılması hâllerinde de hukuka aykırılık unsuru gerçeklemiş olur. OSB mevzuatı açısından bakılacak olursa, OSB organ üyelerinin kanun, yönetmelik, kuruluş protokolü ve benzeri düzenlemeler ile kendilerine verilen görevleri hiç veya gereği gibi yapmamaları yahut ilgili mevzuatın yapılmasını yasakladığı fiilleri yapmaları şeklinde ortaya çıkar.

Hukukî sorumluluktan bahsedebilmek için gerekli bir diğer şart ise zarardır.Zarar, OSB’nin malvarlığında rızası dışında meydana gelen azalmadır. Haksız fiil sonucunda, OSB’nin malvarlığındaki aktifler azalabileceği gibi pasifler de artabilir. Buna fiilî zarar denir. Fiili zarardan başka, malvarlığında artış meydana gelme imkânının kaybedilmesi de zarar teşkil eder. Bu da kazanç yoksunluğu olarak adlandırılır. Basit bir örnek vermek gerekir ise, OSB adına 3 lira harcanması gereken bir iş için makul bir sebep olmaksızın 5 lira harcanmışsa ya da tersine OSB’nin 5 lira gelir elde etmesi gerekirken yine makul bir sebep olmaksızın 3 lira elde edilmişse ortada bir zarar var denilebilir. 

OSB organ üyelerinin ve personelin fiillerinde ayrıca kusurlu olması gerekir. Kusur, kast ve ihmal olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Ancak bu ayrımın hukukî sorumluluğun doğumu bakımından kural olarak büyük bir önemi yoktur. Zira kişi ister kasten, ister ihmalli olarak OSB’ye zarar versin, bu zararı tazminle yükümlü olur. Kast, kusurun en ağır derecesidir; failin hukuka aykırı sonucu bilerek ve isteyerek gerçekleştirmesini ifade eder. Kast, doğrudan ve dolaylı olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Doğrudan kastta, fail meydana gelen sonucu istemekte, arzu etmektedir. Dolaylı kastta ise fail meydana gelen sonucu istememekle birlikte, onu göze almaktadır. Failin hukuka aykırı sonucu istememekle beraber, bu sonucun gerçekleşmemesi için gerekli özeni göstermemesine ise ihmal denir. İhmal kısaca özen eksikliği olarak da tanımlanabilir.

Son olarak,OSB organ üyelerinin ve personelin hukuka aykırı fiili ile oluşan bölge zararı arasında nedensellik bağı olmalıdır.Hukuka aykırı bir fiil işleyen kişi, ancak bu fiilin meydana getirdiği zararları tazmin etmekle yükümlüdür. OSB organ üyeleri ile personelinden, fiilinin yol açmadığı zararları da tazmin etmesi beklenemez. Hukuki sorumluluklarının doğmaması bakımından, OSB organ üyeleri ile personelinin kanun, yönetmelik, kuruluş protokolü ve benzeri düzenlemeler ile kendilerine verilen görevleri özenli bir şekilde yerine getirmeleri ve ilgili mevzuatın yapılmasını yasakladığı fiillerden kaçınmaları menfaatlerine olacaktır.

 

Kaynak: http://www.sanayigazetesi.com.tr/osb-organ-uyelerinin-ve-personelinin-hukuki-sorumlulugu-makale,1827.html

OSB’lerin VE OSBÜK’ün Defterlerine İlişkin Genelgenin Getirdikleri

Dr. Soner ALTAŞ

Sanayi Gazetesi, 7 Mayıs 2020

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından hazırlanıp uygulamaya konulan Organize Sanayi Bölgelerinin Ve Organize Sanayi Bölgeleri Üst Kuruluşunun Defterlerine İlişkin Genelge ile artık OSB’ler defter tutma hususunda tekdüzen bir sisteme kavuşturulmuş oluyor, farklı uygulamalar ve yorumlar nihayete eriyor.  Süreç aslında 18/6/2017 tarihli ve 7033 sayılı Yasanın 56’ncı maddesi ile 4562 sayılı Kanunun 25’inci maddesinin son fıkrasına “OSB’lerde tutulacak defterler ve genel kurul toplantılarında görevlendirilecek Bakanlık temsilcisi konularında OSB mevzuatında hüküm bulunmayan hâllerde 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun anonim şirketlere ilişkin hükümleri uygulanır.” hükmünün eklenmesi ile başlamıştır. OSB ile anonim şirketin yapısı bazı noktalarda tam uyuşmadığından Bakanlığın Genelgesi bu alanda yaşanabilecek tereddütleri de ortadan kaldırmaktadır. Zaten, Genelgenin ilk maddesinde de amacın “Organize Sanayi Bölgeleri ve Organize Sanayi Bölgeleri Üst Kuruluşu tarafından fiziki veya elektronik ortamda tutulacak defterler ile bu defterlerin onaylanmasının, kayıt zamanının, onaylarının yenilenmesinin usul ve esaslarını bildirmek ve uygulamada yeknesaklığı sağlamak” olduğu açıkça belirtilmektedir.

OSB ile anonim şirketin yapısı tam örtüşmediğinden yapılan atıf dolayısıyla yaşanan tereddütlerin başında OSB’ler tarafından pay defteri ile genel kurul toplantı ve müzakere defterinin tutulması gelmiştir. Zira, OSB’de anonim şirkettekine benzer bir pay ve pay sahipliği ilişkisi söz konusu olmadığı gibi, genel kurul da müteşebbis heyetin devamı niteliğinde olan ve işletme aşamasında varlık kazanan bir organ olduğundan müteşebbis heyet aşamasında genel kurul toplantı ve müzakere defterinin tutulup tutulmayacağı yahut nasıl tutulacağı belirsizdi. Bu belirsizlik, önce Organize Sanayi Bölgeleri Uygulama Yönetmeliği’nde yapılan ufak bir değişiklik ile açıklığa kavuşturulmuş, ardından da Genelge ile bu konuda yaşanabilecek tüm tereddütler ortadan kaldırılmıştır.

16 Nisan 2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan değişiklik ile OSB Uygulama Yönetmeliği’nin 53 ve 97’nci maddelerine OSB’ler ile OSBÜK’ün, pay defteri hariç olmak üzere, 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda anonim şirket için öngörülen defterleri tutacakları yönünde hüküm getirilmiştir. Böylece, TTK’da anonim şirket için öngörülen pay defterinden OSB’ler ve OSBÜK muaf tutulmuştur. Kanımızca, oldukça yerinde bir düzenleme olmuştur. Çünkü, OSB’de pay ve pay sahipliği ilişkisi söz konusu olmadığından, pay defterinin tutulması şekli bir yükümlülükten öteye gitmeyecekti.

OSB Uygulama Yönetmeliğinde yapılan bu değişikliğin hemen akabinde de, Genelge ile OSB’ler ve OSBÜK tarafından tutulması zorunlu olan defterleri aşağıdaki gibi sınıflandırılmıştır:

a) Müteşebbis heyet aşamasında olan OSB’ler, yevmiye defteri, defteri kebir, envanter defteri, yönetim kurulu karar defteri, müteşebbis heyet toplantı ve müzakere defteri tutacaktır.

b) Müteşebbis heyetin görevinin sona erdiği genel kurula geçen OSB’ler ise, yevmiye defteri, defteri kebir, envanter defteri, yönetim kurulu karar defteri, genel kurul toplantı ve müzakere defteri tutacaktır.

c) OSBÜK de, yevmiye defteri, defteri kebir, envanter defteri, yönetim kurulu karar defteri, genel kurul toplantı ve müzakere defterini tutmakla yükümlüdür.

Müteşebbis heyet aşamasında olan OSB’lerde, müteşebbis heyet toplantılarında görüşülen hususlar ve alınan kararlar müteşebbis heyet toplantı ve müzakere defterine kaydedilecektir. Müteşebbis heyetin görevinin sona erdiği genel kurula geçen OSB’lerde ise, genel kurul toplantı ve müzakere defteri tutulacak ve bu deftere genel kurul toplantılarında görüşülen hususlar ve alınan kararlar kaydedilecektir. Böylece müteşebbis heyet kararlarının zamanında ve usulüne uygun şekilde kaydına da bir düzen getirilmiş olunmakta, hangi aşamada hangi defterin tutulacağı hükme bağlanarak karmaşa giderilmiştir.

Genelgede sayılan defterlerin nasıl tutulacağı ilgili mevzuat olan Türk Ticaret Kanunu (TTK) ve Ticari Defterlere İlişkin Tebliğ’de açıkla belirlenmiş olduğundan, Genelgede bu ayrıntılara girilmemiş ve tekerrürden uzak durulmuştur. Tutulması zorunlu defterleri ve bunlara yapılan kayıtların dayanağı olan belgeleri saklama yükümlülüğü ise, ilgili mevzuat gereği, on yıl olarak belirlenmiştir.

Genelgede defter tutma, onaylatma, saklama, kayıt düzenine uyma gibi yükümlülüklere aykırılık halinde oluşacak kabahatler ve suçlar ile bunların cezalarına da vurgu yapılmıştır. Buna göre, bölgenin faaliyetleri ve finansal durumu hakkında fikir verebilecek ve bölge faaliyetlerinin oluşumu ve gelişmesinin izlenebileceği şekilde defter tutulmaması; bölgeyle ilgili olarak gönderilmiş bulunan her türlü belgenin, fotokopi, karbonlu kopya, mikrofiş, bilgisayar kaydı veya benzer şekildeki bir kopyasını, yazılı, görsel veya elektronik ortamda saklamayarak kopyasını sağlanmaması; defterlerin açılış ve kapanış onaylarının yaptırılmaması; defter tutma kurallarına uyulmaması, usule aykırı olarak envanter çıkarılması gibi hallerde 9.387 TL idari para cezası uygulanacaktır. OSB defterlerinin mevcut olmaması veya hiçbir kayıt içermemesi yahut kanuna uygun saklanmaması  ya da defterlere kasıtlı olarak gerçeğe aykırı kayıt yapılmaması halleri ise suç teşkil edecek ve sorumluları hakkında yasada belirtilen adli para cezası (6.000 TL ile 73.000 TL arası) ve hapis cezaları gündeme gelebilecektir.

Genelgede, idari para cezalarının kimlere uygulanacağı da açıklığa kavuşturulmuştur. Yukarıda belirtilen idari para cezaları, OSB tüzel kişiliği hakkında uygulanacaktır, yönetim kurulu üyeleri hakkında uygulanmayacaktır. Bununla birlikte, OSB tarafından ödenecek idari para cezasından dolayı OSB’nin yönetim kurulu üyelerine rücu edilip edilmeyeceği yapılacak ilk müteşebbis heyet veya genel kurul toplantısında görüşülerek karara bağlanabilecektir.

Gelinen noktada Bakanlık, anılan Genelge ile OSB ve OSBÜK defterlerine ilişkin olarak genel çerçeveyi çizmiş ve bu noktada dikkat edilecek kuralları bildirmiştir. Bundan sonra, anılan kurallara uymak OSB organlarına ve yöneticilerine düşüyor.

Kaynak: http://www.sanayigazetesi.com.tr/osblerin-ve-osbukun-defterlerine-iliskin-genelgenin-getirdikleri-makale,1798.html

OSB Mevzuatında Yapılan Son Değişiklikler

Dr. Soner ALTAŞ

Sanayi Gazetesi, 16 Nisan 2020

16 Nisan 2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Organize Sanayi Bölgeleri Uygulama Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile OSB mevzuatında önemli değişiklikler yapılmıştır. Organize sanayi bölgeleri ile katılımcılarını ve OSB Üst Kuruluşunu yakından ilgilendiren bu değişikliklerden öne çıkanlar aşağıda başlıklar halinde ele alınmıştır.

  • OSB’lerin Türü Kuruluştan Sonra Değiştirilebilecek

OSB’lerin kuruluş aşamasında karma ya da ihtisas olarak
belirlenen türü sonradan değiştirilebilecek. Bunun için öncelikle tür
değişikliği hususunda müteşebbis heyet veya genel kurul kararı alınması,
sonrasında da bu karar ile birlikte başvuruda bulunup Sanayi ve Teknoloji
Bakanlığı’nın onayının alınması gerekecektir.

  • OSB’lerin Doluluk Oranının Tespitini Müteşebbis
    Heyet Değil Yönetim Kurulu Yapacak

OSB Uygulama Yönetmeliği’nin 9’uncu
maddesi uyarınca, OSB’nin onaylı parselasyon planında yer alan sanayi parselleri
ile hizmet ve destek alanındaki toplam parsellerin 1/3’ünün işyeri açma ve
çalışma ruhsatı alması hâlinde, yapı kullanma izni almış olan katılımcılar,
temsil ve ilzama yetkili birer temsilcilerinin kendi aralarından seçecekleri
üyeler vasıtasıyla en geç altı ay içinde müteşebbis heyette temsil edilirler.
Bu sürece ilişkin doluluk oranının tespitini önceden müteşebbis heyet yapıp
Bakanlığa bildiriyordu.

Yine, Yönetmeliğin 11’inci maddesi gereği, OSB’nin onaylı parselasyon
planında yer alan sanayi parselleri ile hizmet ve destek alanındaki toplam
parsellerin 1/2’sinin işyeri açma ve çalışma ruhsatı alması hâlinde, genel
kurulun oluşum süreci başlıyor ve genel kurulun oluşum sürecine ilişkin doluluk
oranının tespiti müteşebbis heyet tarafından yapılıp Bakanlığa bildiriliyordu.

Yapılan değişiklik uyarınca, bundan sonra, anılan süreçlere ilişkin
doluluk oranının tespiti OSB yönetim kurulu tarafından yapılacak ve en geç bir
hafta içinde Bakanlığa bildirilecektir.

  • Müteşebbis Heyet Sonrasındaki Genel Kurulu
    Müteşebbis Heyet Değil Yönetim Kurulu Toplayacak 

Önceki uygulamada Bakanlık,
belgelerin tamamlanmasını takip eden 15 gün içinde ilk genel kurulu toplaması
talimatını müteşebbis heyete gönderiyor, müteşebbis heyet de ilk genel kurulu,
Bakanlık talimatının tebliği tarihini takip eden 6 ay içinde topluyordu. Bundan
sonra, Bakanlık, belgelerin tamamlanmasını takip eden 15 gün içinde ilk genel
kurulu toplaması talimatını OSB’ye bildirecek ve bu bildirim üzerine yönetim
kurulu, ilk genel kurulu, Bakanlık talimatının tebliği tarihini takip eden 6 ay
içinde toplayacaktır.

Diğer yandan, genel
kurula geçiş sürecinde, müteşebbis heyetin göreve devam etmesi
durumunda; gündemdeki “yönetim ve denetim kurulu üyelerinin seçimine” ilişkin
madde görüşülmeyip yerine müteşebbis heyete katılacak üyelerin seçimi ile dilek
ve temenniler maddesi görüşülüyor ve genel kurulda müteşebbis heyete 8 asıl ve
8 yedek üye seçiliyordu. Yapılan değişiklikle, müteşebbis heyetin göreve devam
etmesi durumunda; sadece “yönetim ve denetim kurulu üyelerinin seçimine
ilişkin” gündem maddesi değil gündemde yer alan “diğer maddeler”in tamamı  görüşülmeyecek, sadece müteşebbis heyete
katılacak üyelerin seçimi ile dilek ve temenniler maddesinin görüşülmesi ile
yetinilecektir. Ayrıca, genel kurulda müteşebbis heyete 8 değil de 9 asıl ve 9
yedek üye seçilecektir.

  • Denetim Kurulu Genel Kurulu Toplantıya Çağırma
    Yetkisine Sahip Olmayacak 

Yönetmeliğin 13’üncü
maddesi uyarınca ilk genel kurul için genel kurul şartları oluştuğu
halde çağrının yapılmaması durumlarında, çağrı, denetim kurulu ya da Bakanlık
tarafından yapılabiliyordu. Denetim kuruluna verilen bu yetki kaldırılmıştır.
Dolayısıyla, bundan böyle, ilk genel kurul için genel kurul şartları oluştuğu
halde çağrının yapılmaması durumlarında, çağrı, Bakanlık tarafından
yapılabilecek, denetim kurulu bu konuda çağrı yetkisine sahip olmayacaktır.

Ayrıca, Yönetmeliğin 29’uncu maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi
yürürlükten kaldırıldığından, denetim kurulu bundan böyle “gerekli hallerde
genel kurulu olağanüstü toplantıya çağırma” yetkisine de sahip olmayacaktır.

Olağan genel kurullarda genel kurul çağrısı ve çağrıya
ilişkin işlemler ise yönetim kurulu tarafından yapılacaktır.

  • Genel Kurul Toplantılarına Çağrı KEP İle
    Yapılabilecek

Yönetmeliğin 14’üncü maddesine göre, olağan ve olağanüstü toplantılara
çağrı; kargo, iadeli taahhütlü mektupla veya imza karşılığı yapılıyordu. Anılan
çağrı metotlarına, kayıtlı elektronik posta da eklenmiştir. Bundan böyle, OSB’nin
olağan ve olağanüstü genel kurul toplantılarına; kayıtlı elektronik posta
sistemi, kargo, iadeli taahhütlü mektup veya imza karşılığı yöntemlerinden
birisi ile yapılabilecektir.

  • Yetkili Organ Kararı Ve Bakanlık Onayı İle Bağış
    Yapılabilecek

OSB’lerin sorun yaşadığı hususlardan birisi, özellikle bölge dışından
kişi ve kuruluşlara, yapılan bağış ve yardımlardı. Yapılan değişiklikle
müteşebbis heyet ile genel kurulun görev ve yetkileri arasına “Bağış
yapılmasına karar almak ve bu kararı Bakanlık Makamının onayına sunmak.” hükmü
eklenmiştir. Dolayısıyla, bundan böyle, bağış yapmak isteyen OSB’ler, öncelikle
bağış yapılmasına dair müteşebbis heyet veya genel kurul kararı alacak,
sonrasında da onay için anılan kararla birlikte Sanayi ve Teknoloji Bakanlığına
başvuruda bulunacaktır. Bakanlık Makamı onay verdiği takdirde ise OSB bağış ve
yardımda bulunabilecektir.

Öte yandan, Yönetmelik değişikliğinde, önceden bağış ve yardımda bulunan
OSB’ler için de geçici bir hüküm getirilmiştir. Buna göre, OSB’ler tarafından 16
Nisan 2020 tarihinden önce yapılmış olan yardım ve bağışlar yukarıda belirtilen
usule göre yapılmış sayılıyor. Diğer bir deyişle, yetkili organlarının bu
hususta karar aldıkları ve Bakanlık Makamının da bu bağışlara onay verdiği
kabul ediliyor. Özellikle, önceden yaptıkları bağışlar hususunda sorun yaşayan
ve birtakım hukuki prosedürler ile karşı karşıya gelen OSB’ler ve yetkili organ
üyeleri için bir anlamda ibra niteliğinde rahatlatıcı bir düzenleme bu
yönüyle.    

  • Müteşebbis Heyet İle Genel Kurulun
    Devredemeyeceği Görev Ve Yetkilerde Kapsam Genişliyor

OSB Uygulama
Yönetmeliğinin 23’üncü maddesi uyarınca, müteşebbis heyet veya genel
kurul; 

– Katılımcılar ile OSB yönetim kurulu, denetim kurulu ve bölge müdürlüğü
arasında doğabilecek uyuşmazlıklar hakkında, gerektiğinde Bakanlığın görüşünü de
alarak karar verme,

– OSB’nin ihtiyacı olan elektrik, su, kanalizasyon, doğal gaz, arıtma
tesisi, yol, haberleşme, spor tesisleri gibi altyapı ve genel hizmet
tesislerini kurma ve işletme, kamu ve özel kuruluşlardan satın alarak dağıtım
ve satışını yapma; bu çerçevede üretim tesislerini, ortak sağlık ve güvenlik
birimlerini kurma ve işletme konularında gerekli kararları alma,

hususlarında görevli ve yetkili olmakla birlikte, bu yetkilerini yönetim
kuruluna devretmelerinin önünde bir engel bulunmuyordu. Yapılan değişiklikle,
müteşebbis heyet ile genel kurulun anılan yetkileri yönetim kuruluna devretmesi
yasaklanmıştır.

  • Müteşebbis
    Heyet İle Yönetim Ve Denetim Kurullarının Üyelerine Aylık Ücret Ödenemeyecek

Yönetmeliğin 31’inci maddesinin birinci fıkrasında
“Müteşebbis heyet ile yönetim ve denetim kurullarının üyelerine, müteşebbis
heyet tarafından aylık ya da toplantı başına tespit edilen tutarda huzur hakkı
ödenebilir.” hükmü yer almakta idi. Bu hüküm uyarınca, OSB’ler anılan organ
üyelerine ya sabit aylık ücret ya da toplantı başına huzur hakkı ödemesi kararı
alabiliyordu.

Yapılan değişiklikle, anılan fıkrada yer alan “aylık ya
da” ibaresi yürürlükten kaldırılmıştır. Dolayısıyla, kanımızca bundan böyle
müteşebbis heyet ile yönetim ve denetim kurullarının üyelerine, müteşebbis
heyet tarafından sadece toplantı başına tespit edilen tutarda huzur hakkı
ödenebilecek, aylık sabit bir ücret ödemesi yapılamayacağı gibi bu yönde bir
karar da alınamayacaktır.

  • OSB’ler
    ve OSBÜK Tarafından Tutulacak Defterler Netleşmiş

18/6/2017 tarihli ve 7033 sayılı
Yasanın 56’ncı maddesi ile 4562 sayılı Kanunun 25’inci maddesinin son fıkrasına
OSB’lerde tutulacak defterler ve
genel kurul toplantılarında görevlendirilecek Bakanlık temsilcisi konularında
OSB mevzuatında hüküm bulunmayan hâllerde 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk
Ticaret Kanununun anonim şirketlere ilişkin hükümleri uygulanır.”
hükmü
eklenmiştir. Ancak, OSB ile anonim şirketin yapısı bazı noktalarda tam
uyuşmadığından bu alanda yaşanan bazı tereddütler yaşanmaktaydı. Bu konuda
tereddüt doğuran hususların başında pay defteri ile genel kurul toplantı ve
müzakere defterinin OSB’ler tarafından nasıl tutulacağı noktasında ortaya
çıkmıştır. Zira, OSB’de anonim şirkettekine benzer bir pay ve pay sahipliği
ilişkisi söz konusu olmadığı gibi, genel kurul da müteşebbis heyetin devamı
niteliğinde olan ve işletme aşamasında varlık kazanan bir organ olduğundan müteşebbis
heyet aşamasında genel kurul toplantı ve müzakere defterinin tutulup
tutulmayacağı yahut nasıl tutulacağı belirsizdi. Getirilen hüküm ile bu
tereddütler  ortadan kaldırılmıştır.

Yapılan değişiklik ile OSB Uygulama Yönetmeliği’nin 53 ve 97’nci maddelerine
OSB’ler ile OSBÜK’ün, pay defteri hariç olmak üzere, 13/1/2011 tarihli ve 6102
sayılı Türk Ticaret Kanununda anonim şirket için öngörülen defterleri
tutacakları yönünde hüküm getirilmiştir. Yani, TTK anonim şirket için öngörülen
pay defterinden OSB’ler ve OSBÜK muaf tutulmuştur. Bu bağlamda, OSB’ler ve
OSBÜK tarafından tutulması zorunlu olan defterleri aşağıdaki gibi
sınıflandırabiliriz:

a) Müteşebbis heyet aşamasında olan OSB, yevmiye
defteri, defteri kebir, envanter defteri, yönetim kurulu karar defteri,
müteşebbis heyet toplantı ve müzakere defteri tutar.

b) Müteşebbis heyetin
görevinin sona erdiği genel kurula geçen OSB, yevmiye defteri, defteri kebir,
envanter defteri, yönetim kurulu karar defteri, genel kurul toplantı ve
müzakere defteri tutar.

c) OSBÜK ise, yevmiye
defteri, defteri kebir, envanter defteri, yönetim kurulu karar defteri, genel
kurul toplantı ve müzakere defterini tutmakla yükümlüdür.

Müteşebbis heyet
aşamasında olan OSB’lerde, müteşebbis heyet toplantılarında görüşülen hususlar ve
alınan kararlar müteşebbis heyet toplantı ve müzakere defterine kaydedilir.
Müteşebbis heyetin görevinin sona erdiği genel kurula geçen OSB’lerde ise,
genel kurul toplantı ve müzakere defteri tutulur ve bu deftere genel kurul
toplantılarında görüşülen hususlar ve alınan kararlar kaydedilir.

  • Arsa Tahsis Sözleşmesinin İçeriğini OSB Belirleyebilecek

OSB Uygulama Yönetmeliği’nin 56’ncı maddesinin birinci fıkrasına göre,
kredi kullanan OSB’lerce yapılan arsa tahsislerinde, OSB ile katılımcı arasında
Bakanlık tarafından hazırlanan tip “Arsa Tahsis Sözleşmesi”nin düzenlenmesi
gerekiyordu. Yapılan değişiklikle, anılan fıkrada yer alan “Bakanlık tarafından
hazırlanan tip” ibaresi yürürlükten kaldırılmıştır. Kanımızca, bu değişiklikle,
OSB’ye bir serbestlik tanınmış, Arsa Tahsis Sözleşmesinin içeriği ile
hükümlerinin OSB ile katılımcı arasında belirlenmesi öngörülmüştür.  

  • Döviz Cinsinden Arsa Birim Fiyatı Belirleme Hükmü Kaldırılmış

OSB Uygulama Yönetmeliği’nin 56’ncı maddesinin dördüncü fıkrasında “Döviz
cinsinden metrekare birim maliyeti belirlenen OSB’lerde, parsel metrekare birim
satış fiyatı; parsel metrekare birim maliyetinin Türk Lirası karşılığı
tutarının %25 fazlasını geçmemek üzere belirlenir. Döviz kuru için baz alınacak
tarih, parsel satışının gerçekleştiği yıldaki T.C. Merkez Bankasının ilk işlem
günüdür.” hükmü yer almaktaydı. Yapılan değişiklikle, anılan fıkra yürürlükten
kaldırılmıştır.

  • Arsa Tahsis İadelerine Dair Ödemelere Üst Tavan getirilmiş

Katılımcının parsel tahsis işleminden vazgeçmesi ya da OSB tarafından
tahsisin iptali halinde katılımcıya geri ödenecek arsa bedelinin nasıl
hesaplanacağı OSB Uygulama Yönetmeliği’nin 62’nci maddesinin üçüncü fıkrasında
düzenlenmiştir. Anılan hükme göre; katılımcının vazgeçmesi veya OSB’ce tahsisin
iptali halinde ödenecek arsa bedeli; 56 ncı madde kapsamında, OSB tarafından
parsel tahsis veya satış işleminin gerçekleştiği tarihten itibaren, arsa tahsis
iadesi veya iptali işleminden dolayı ödeme yapılacak tarihe kadar, 213 sayılı
Vergi Usul Kanunu uyarınca belirlenen yeniden değerleme oranı ile güncellenir.
Arsa tahsis iadesi veya iptali işlemini içine alan yılın ilk günü ile ödeme
yapılacak tarih arasındaki kıst dönem için yapılacak yeniden değerleme
işleminde, 213 sayılı Kanun uyarınca belirlenen cari yıl yeniden değerleme
oranı kullanılır. Hesaplanan tutarı geçmemek üzere, arsa iade veya iptal
bedeli, geri alındığı tarihten itibaren en geç bir yıl içinde OSB tarafından
katılımcıya ödenir.

Anılan hüküm, bu hususta yukarıda
belirtilen hesaplamayı içeriyor, bu konuda bir tavan öngörmüyordu. Yapılan
değişiklik ile anılan fıkraya “Her hâlükârda katılımcıya geri ödenecek tutar,
güncel parsel tahsis bedelinin üzerinde olamaz.” hükmü eklenmiştir. Böylece,
parsel tahsislerinin iadesinde, Yönetmeliğin 62/3 hükmüne göre hesaplanan tutar
eğer parselin güncel tahsis bedelinden düşük ise hesaplanan tutar, yok eğer
güncel tahsis bedelinden fazla ise bu durumda da parselin güncel bedeli
üzerinden iade ödemeleri yapılacaktır.

Resmi Gazete’de yayımlanan Organize Sanayi Bölgeleri Uygulama Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik’te başkaca değişiklikler de yer almakta birlikte, bizim dikkatimizi çeken değişiklikler ağırlıklı olarak bunlardır. Koronavirüs pandemisinin tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de sosyal ve ekonomik hayatı etkilediği bu günlerde, anılan değişikliklerin OSB’lerimize, katılımcılarımıza ve OSB Üst Kuruluşumuza hayırlı olmasını diliyorum.

Kaynak: http://www.sanayigazetesi.com.tr/osb-mevzuatinda-yapilan-son-degisiklikler-makale,1787.html

error: Content is protected !!