Esnaflar da zayi belgesi talep edebilir

Türk Ticaret Kanunu’na (TTK) göre tacir, Vergi Usul Kanunu’na göre mükellef sayılan gerçek ve tüzel kişilerin tutmakla ve saklamakla yükümlü oldukları defter ve belgeler bazen yangın, su baskını, hırsızlık gibi öngörülemeyen birtakım sebeplerle zayi olabilmektedir. Bu durum ise, tacirleri ve mükellefleri, defter ve belgelerini ibraz edememe ve bazı yasal müeyyidelerle yüzleşme sorunu ile karşı karşıya getirebilmektedir. Bu hususu göz önünde bulunduran yasa koyucu, Türk Ticaret Kanunu’nda, tacirlere, zayi belgesi alma imkanı tanımıştır. Zayi belgesi taleplerinin değerlendirilmesinde yargının en çok dikkat ettiği hususların başında, talepte bulunan kişinin tacir sıfatına sahip olması gelmektedir. Zira, TTK, tacir olmayan kişilere, örneğin esnaf ve sanatkarlara, zayi belgesi alma hakkı tanımamıştır. Ancak, Yargıtay, TTK’nın yürürlüğe girmesi sonrasında almış olduğu kararlarda, önceki görüşünü yumuşatmış ve esnafların da bazı koşullar altında zayi belgesi talebinde bulunabileceklerine ve bu taleplerine olumlu cevap verilmesi gerektiğine hükmetmiştir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015 yılı sonrasında almış olduğu muhtelif kararlarda; bir kimsenin Vergi Usul Kanunu’na göre esnaf sayılmasının TTK yönünden de esnaf kabul edilmesini gerektirmediği, ticaret siciline yahut Ticaret Odası’na kayıtlı olmamanın da tacir olmamanın kesin bir kanıtı olmadığı, ayrıca, vergi mükellefi olup olmamanın da tacir ve esnaf ayrımında kesin bir ölçüt olarak kabul edilemeyeceği, kişinin tacir olup olmadığının belirlenmesinde 18.06.2007 tarihli ve 2007/12362 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı’nda esnaf – tacir ayırımı kıstaslarının irdelenmesi gerektiği, bu hususta bilirkişi incelemesi yapılarak davacının tacir olduğu kanaatine varıldığı takdirde yargılamaya devam edilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi, esnaf olduğunun tespit edilmesi halinde ise davanın aktif husumet ehliyeti nedeniyle reddine dair hüküm tesis edilmesi gerektiğine karar vermiştir.

Anılan yargı kararları ve mevzuat hükümleri ışığında, mahkemece yaptırılacak bilirkişi incelemesi sonucunda, zayi belgesi talebinde bulunan esnaf sıfatını haiz kişinin, zayi belgesi talebinde bulunduğu dönem itibariyle Vergi Usul Kanunu’nun 177’nci maddesinin birinci fıkrasının (1) ve (3) numaralı bentlerinde yer alan nakdi limitlerin yarısını, (2) numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşanlar tacir olarak değerlendirileceğinden, bu kişilerin zayi belgesi talepleri kabul edilip sair koşullar da sağlanıyor ise kendilerine zayi belgesi verilebilecektir.

Bu itibarla, esnaflar tarafından yapılan zayi belgesi taleplerinde, bilirkişi incelemesi yaptırılarak davacının tacir olup olmadığının öncelikle değerlendirilmesi, tacir olduğu kanaatine varıldığı takdirde yargılamaya devam edilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi, esnaf olduğunun tespit edilmesi halinde ise davanın aktif husumet ehliyeti nedeniyle reddine dair hüküm tesis edilmesi gerekmektedir. Bununla birlikte, esnafların, bu yönden talep hakkını kazanmış olsalar dahi, zayi belgesi taleplerinin olumlu karşılanması için başkaca koşulların da dikkate alındığını, anılan koşullar mevcut değil ise, zayi belgesi taleplerinin reddedilebileceğini de hatırda tutmaları gerekir.

Kaynak: https://www.dunya.com/kose-yazisi/esnaflar-da-zayi-belgesi-talep-edebilir/612033

Yazıcıdan çıkarılan hisse senedi geçerli midir?

Dr. Soner ALTAŞ

Dünya Gazetesi, 15 Şubat 2021

Sağladığı vergi avantajları nedeniyle, anonim şirkette hisse (pay) senedi çıkarılması ayrı bir öneme sahiptir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) “hisse senedi” yerine “pay senedi” tabirini benimsemiş ve pay senedi çıkarma noktasında eski kanundan farklı esaslar ile kurallar getirmiştir. İlgili vergi kanunları ile getirilen istisnalardan faydalanmak için, pay senedinin yasal koşullara uygun bir şekilde çıkarılması gerekir. Bu hususta dikkate alınacak yasa ise Türk Ticaret Kanunu’dur. Mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (ETK) hisse senedi çıkarmak isteyen şirketler için, hisse senedinin bastırılmasına ilişkin herhangi bir yöntem yahut bir güvenlik önlemi öngörülmediğinden, hisse senetlerinin, herhangi bir matbaada bastırılması yahut bilgisayar çıktısı olarak alınması tercih edilmiştir. Hatta, bazı yazarlar bunu önermiş, meslek mensupları da kolay olduğu için bu yolu benimseyip mükelleflerine önermişlerdir. Hâla bazı şirketlerin, meslek mensuplarının yönlendirmeleriyle yazıcıdan hisse senedi ve ilmühaber bastırdıklarını duymaktayız. Oysa, TTK hisse senedinin çıkarılması noktasında eski Ticaret Kanunu’ndan ayrılmış olduğundan, yazıcıdan çıktı olarak alınan pay senedinin geçerliliği de eski düzenlemeden ayrılmaktadır.

ETK pay (hisse) senetlerinin güvenliği konusunda herhangi bir düzenleme içermemiştir. Bu nedenle, eski uygulamada yazıcıdan çıktı olarak alınan hisse senetleri dahi geçerli kabul edilmiş, hatta bu konuda şirketlere yol gösterilmiştir. Ancak, TTK’nın “pay senetlerinin şekli” kenar başlıklı 487’nci maddesinin ilk fıkrasında pay senetlerinde bulunması gereken bilgiler sayıldıktan hemen sonra “Kapalı şirketlerde baskı şeklinde imzanın delikli olması veya sahtekârlığı engelleyici diğer güvenlik önlemlerinin uygulanması gerekir.” hükmüne yer verilmiştir. Bahsi geçen hüküm emredicidir. Bu nedenle, anonim şirket tarafından çıkarılacak pay senetlerinde, sadece şekli unsurların (zorunlu asgarî içerik ve çift imza) bulunması yeterli görülmemiş, anonim şirket tarafından bastırılacak pay senetlerine bazı güvenlik önlemlerinin uygulanması zorunlu hale getirilmiştir.

Anılan hükümden kıymetli evrak olan hisse (pay) senedi bastırırken, kolayca taklit edilmesini engelleyici ve sahtekarlığı önleyici birtakım güvenlik önlemlerin alınmasının (teknolojik hologram, gizli yazı, filigran ve benzeri uygulamaların tatbik edilmesi) şart koşulduğu açıktır. Sahtekarlığı önleyici bu güvenlik önlemlerini ise şirket yazıcısından alınan basit bir A4 kağıdına yazdırılmış hisse senedinin sağlayamayacağı açıktır. Bu bağlamda, TTK’nın yürürlüğe girdiği 1 Temmuz 2012 tarihinden sonra, yazıcıdan çıkarılıp imzalanan hisse senetlerinin geçerli olmadığını düşünmekteyiz. Zira, anılan vergi istisnalarından faydalanabilmek için, devrin hisse senedi ile yapılması gerekir. Devre konu olabilmesi için de ortada yasaya ve usulüne uygun bir şekilde çıkarılmış hisse senedinin bulunması şarttır. Yazıcıdan alınan hisse senedinde sahtekârlığı önleyici herhangi bir güvenlik önlemi bulunmayacağından, yasaya uygun şekilde düzenlenmiş bir hisse senedinden de bahsetmek mümkün olmayacaktır.

Bu konuda bilinçli olan şirketler ve meslek mensupları, gerekli güvenlik önlemleri taşıyan hisse senedi basımına önem vermektedir. Bu yönüyle, hisse senedi çıkarmak isteyen anonim şirketlerin, sonradan bir sorun yaşamamak adına, artık bu alanda ülkemizde gerekli güvenlik önlemlerini sağlayarak pay senedi basım hizmeti veren profesyonel kuruluşların da olduğunu dikkate alarak, hisse senedi basımını yazıcıdan bastırmak yerine bu kuruluşlara yaptırmalarının hem yasal şartlara uygun hisse senedi bastırılması hem de senedin çıkarıldığı tarihin belirlenmesi bakımından yararlarına olacağını düşünmekteyiz.

Kaynak: https://www.dunya.com/kose-yazisi/yazicidan-cikarilan-hisse-senedi-gecerli-midir/610965

Paya Dayalı Kitle Fonlaması Tebliği yayımlandı

Sermaye Piyasası Kurulundan:

PAYA DAYALI KİTLE FONLAMASI TEBLİĞİ

(III – 35/A.1)

BİRİNCİ BÖLÜM

Amaç, Kapsam, Dayanak, Tanımlar ve Kısaltmalar

Amaç

MADDE 1 – (1) Bu Tebliğin amacı paya dayalı kitle fonlamasına ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.

Kapsam

MADDE 2 – (1) Bu Tebliğ, paya dayalı kitle fonlamasına, kitle fonlama platformlarının Kurul listesine alınmalarına ve faaliyetlerine, paya dayalı kitle fonlaması yoluyla halktan para toplanmasına ve toplanan fonların ilan edilen amacına uygun olarak kullanıldığının kontrolü ve denetimine ilişkin usul ve esasları düzenler.

(2) Herhangi bir pay karşılığı olmaksızın kitle fonlama platformları aracılığıyla ödül veya bağış karşılığında fon toplanması faaliyetleri bu Tebliğ hükümlerine tabi değildir.

Dayanak

MADDE 3 – (1) Bu Tebliğ, 6/12/2012 tarihli ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 35/A ve 99 uncu maddelerine dayanılarak hazırlanmıştır.

Tanımlar ve kısaltmalar

MADDE 4 – (1) Bu Tebliğde geçen;

a) Borsa: 6362 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinde tanımlanan borsayı,

b) BTK: Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunu,

c) Emanet yetkilisi: Kitle fonlama platformları aracılığıyla toplanan fonu, girişim şirketine aktarılana veya yatırımcılara iade edilene kadar bu Tebliğdeki hükümler çerçevesinde emanetçi sıfatıyla bloke eden İstanbul Takas ve Saklama Bankası A.Ş. ile 2/7/2013 tarihli ve 28695 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Portföy Saklama Hizmetine ve Bu Hizmette Bulunacak Kuruluşlara İlişkin Esaslar Tebliği (III-56.1)’nde tanımlanan diğer portföy saklayıcılarını,

ç) Geniş yetkili aracı kurum: 17/12/2013 tarihli ve 28854 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yatırım Kuruluşlarının Kuruluş ve Faaliyet Esasları Hakkında Tebliğ (III-39.1)’de tanımlanan geniş yetkili aracı kurumu,

d) Girişimci: Projesine kaynak arayan Türkiye’de yerleşik gerçek kişileri,

e) Girişim şirketi: Türkiye’de kurulu veya kurulacak olan, gelişme potansiyeli taşıyan ve kaynak ihtiyacı bulunan anonim ortaklıkları,

f) Halka açık ortaklık: 6362 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde tanımlanan ortaklığı,

g) Kampanya: Bir girişim şirketinin veya projenin ihtiyaç duyduğu fonu sağlamak amacıyla gerçekleştirilen fon toplama talebinin platformlar üzerinden kamuya duyurulmasını,

ğ) Kampanya sayfası: Bir girişim şirketine veya projeye ilişkin olarak platform nezdinde oluşturulan ve yalnızca üyelerin erişimine açık tutulan internet sayfasını,

h) Kanun: 6/12/2012 tarihli ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununu,

ı) Katılım bankası: 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 3 üncü maddesinde tanımlanan katılım bankalarını,

i) Kitle fonlaması: Bir projenin veya girişim şirketinin ihtiyaç duyduğu fonu sağlamak amacıyla Kurul tarafından belirlenen esaslar dâhilinde Kanunun yatırımcı tazminine ilişkin hükümlerine tabi olmaksızın kitle fonlama platformları aracılığıyla halktan para toplanmasını,

j) Kitle fonlaması bilgi formu (Bilgi formu): Projenin veya girişim şirketinin ihtiyaç duyduğu fonun toplanabilmesi amacıyla kampanya sayfasında ilan edilen ve standartları Kurulca belirlenen formu,

k) Kitle fonlama platformu (Platform): Kitle fonlamasına aracılık eden ve elektronik ortamda hizmet veren kuruluşu,

l) Kurul: Sermaye Piyasası Kurulunu,

m) Liste: Kurulca paya dayalı kitle fonlamasına aracılık etmesi uygun görülen platformların yer aldığı listeyi,

n) MKK: Merkezi Kayıt Kuruluşu Anonim Şirketini,

o) Nitelikli yatırımcı: Kurulun, girişim sermayesi yatırım ortaklıklarına ilişkin düzenlemelerinde tanımlanan nitelikli yatırımcıları,

ö) Önemli etkiye sahip ortak: Sermaye veya oy haklarının doğrudan veya dolaylı olarak %10 veya daha fazlasını temsil eden paylar ile bu oranın altında olsa dahi yönetim kurullarına üye belirleme imtiyazı veren paylara sahip ortağı,

p) Pay: Girişim şirketinin sermayesini temsil eden ve sahibine ortaklık hakkı veren menkul kıymeti,

r) Paya dayalı kitle fonlaması: Pay karşılığında kitle fonlama platformları aracılığıyla halktan para toplanmasını,

s) Proje: Girişim şirketine dönüşme potansiyeli taşıyan, planlanan teknoloji faaliyeti ve/veya üretim faaliyetinin gerçekleştirilmesi için kaynak ihtiyacı olan iş fikrini,

ş) Tanıtıcı bilgiler: Platformlar tarafından kampanyalara ilişkin olarak her türlü iletişim aracıyla kamuoyu ile paylaşılan iş fikri özeti, girişim şirketinin ticaret unvanı ve merkez adresi, girişim şirketinin yöneticilerinin veya girişimci ve ekibinin adı, soyadı ve geçmiş tecrübeleri, hedeflenen ve toplanan fon tutarı, belirlenen ve geriye kalan kampanya süreleri, varsa fon sağlayan yatırımcı sayısı ve kampanyayı destekleyen nitelikli yatırımcıların unvanları gibi genel nitelikteki özet bilgileri,

t) Teknoloji faaliyeti: Katma değeri ve rekabet edebilirliği yüksek teknolojik ürün ve hizmet üretimini ve/veya teknolojik bir buluşun ticari bir ürün, yöntem ya da hizmete dönüştürülmesi amacıyla yürütülen teknoloji geliştirme faaliyetini,

u) TTK: 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununu,

ü) Türkiye’de yerleşik kişiler: 7/8/1989 tarihli ve 89/14391 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Kararda tanımlanan Türkiye’de yerleşik kişileri,

v) Üretim faaliyeti: Yüksek katma değer ve istihdam yaratma potansiyeli taşıyan bir iş modeline bağlı olarak girdilerin belirli bir süreçten geçirilerek fiziksel ürüne dönüştürülmesi faaliyetini,

y) Üye: Üyelik şartlarını yerine getiren ve platform ile üyelik sözleşmesi akdeden yatırımcıyı,

z) Üyelik sözleşmesi: Platform ile üyeler arasında elektronik ortamda akdedilen ve asgari unsurları Kurulca belirlenen çerçeve sözleşmeyi,

aa) Yatırım komitesi: Girişim şirketine veya girişimciye ait projeye ilişkin hazırlanan fizibilite raporunu değerlendiren, kampanyalara ilişkin hazırlanan kitle fonlaması bilgi formunu onaylayan ve platform yönetim kurulu tarafından belirlenen komiteyi,

bb) Yönetim kontrolü: Kurulun pay alım teklifine ilişkin düzenlemelerinde tanımlanan yönetim kontrolünü,

ifade eder.

İKİNCİ BÖLÜM

Platformlara İlişkin Esaslar

Listeye alınma

MADDE 5 – (1) Kitle fonlama platformlarının bu Tebliğ hükümleri çerçevesinde faaliyette bulunabilmeleri Kurul tarafından listeye alınmalarına bağlıdır.

(2) Platformun, listeye alınabilmesi için Ek-1’de yer alan belgelerle birlikte Kurula başvurması gereklidir.

(3) Kurulca listeye alınabilmesi için platformun;

a) Anonim ortaklık olması,

b) Asgari 1.000.000 Türk Lirası olan sermayesinin tamamının nakden ödenmiş olması ve ödenmiş sermayesi ile özsermayesinin bu tutardan az olmaması,

c) Paylarının tamamının nama yazılı olması,

ç) Ticaret unvanında “Kitle Fonlama Platformu” ibaresinin bulunması,

d) Esas sözleşmesinin bu Tebliğde yer alan hükümlere uygun olması ve esas sözleşmesinin faaliyetlere ilişkin maddesinde platformun münhasıran kitle fonlaması faaliyetinde bulunacağının belirtilmesi,

e) Ortaklarının ve yönetim kurulu üyelerinin 6 ncı maddede belirtilen şartları sağlaması,

f) Yönetim kurulunun asgari olarak 3 kişiden oluşması,

g) Bu Tebliğde nitelikleri belirlenen bir yatırım komitesini oluşturmuş olması,

ğ) İç kontrol ve risk yönetim sistemi ile muhasebe ve operasyon birimini oluşturmuş olması,

h) Kurulun bilgi sistemleri yönetimi düzenlemelerinde dar yetkili aracı kurumlar için öngörülen bilgi sistemleri altyapısını oluşturarak faaliyete geçirmiş olması,

ı) Belge, kayıt ve muhasebe işlemlerini yürütecek sorumlu birimde yeterli sayıda personeli istihdam etmiş olması,

i) Paya dayalı kitle fonlaması faaliyetinin operasyonel işlemlerini yerine getirmeyi teminen MKK ve emanet yetkilisi ile sözleşme imzalaması ve bilgi işlem sistemleri ile teknolojik altyapısını bu kuruluşların belirlediği esaslar çerçevesinde uyumlaştırması,

j) Üyelerin, girişim şirketi yetkilileri ve/veya girişimci ile elektronik ortamda iletişim kurabilecekleri altyapıyı platform nezdinde oluşturması,

k) Kendi personeli arasında, personeli ile hizmet verdiği kişiler arasında ya da hizmet verdiği kişilerin kendileri arasında çıkabilecek çıkar çatışmalarını tanımlaması, çıkar çatışmalarının önlenmesi için alınabilecek tedbirleri ve çıkar çatışmalarının önlenememesi durumunda izlenecek prosedürleri içeren yazılı çıkar çatışması politikası oluşturması ve bu politikayı yönetim kurulu kararına bağlaması,

şartlarını yerine getirmesi zorunludur.

(4) Katılım bankaları ve geniş yetkili aracı kurumların listeye alınma başvurularında üçüncü fıkranın (g), (i) ve (j) bentlerinde aranan şartların sağlanması yeterlidir. Bu Tebliğde listeye alınma şartları dışında platformlar için öngörülen diğer hükümler, aksi belirtilmedikçe, bu fıkrada belirtilen aracı kurumlar ve bankalar bakımından da uygulanır.

(5) Platformların tüzel kişi ortaklarının, önemli etkiye sahip ortaklarının üçüncü fıkranın (e) bendinde yer alan şartları taşımaları zorunludur.

(6) Listeye alınma başvurusu kapsamında sunulan bilgi ve belgelerdeki eksiklikler ile Kurulca talep edilen ek bilgi ve belgelerin verilen süre içinde Kurula iletilmemesi halinde başvuru işlemden kaldırılır.

(7) Kurul, gerekli gördüğü hallerde listeye alınma aşamasında veya faaliyet süresince genel olarak veya platform bazında mesleki sorumluluk sigortası yaptırılmasını zorunlu tutabilir.

(8) Üçüncü fıkranın (b) bendinde belirtilen asgari özsermaye şartı, platformun Kurulca listeye alınmasını takip eden iki yıl süresince yarısı oranında uygulanır.

Platform ortakları ve yönetim kurulu üyelerinde aranacak şartlar

MADDE 6 – (1) Platformun ortaklarının ve yönetim kurulu üyelerinin;

a) Müflis olmaması, konkordato ilân etmiş olmaması ya da Kurula başvuru tarihi itibarıyla iflas erteleme süresi içinde olmaması,

b) Faaliyet izinlerinden biri Kurulca iptal edilmiş kuruluşlarda, bu müeyyideyi gerektiren olayda sorumluluğu bulunan kişilerden olmaması,

c) Kanunda yazılı suçlardan kesinleşmiş mahkûmiyetinin bulunmaması,

ç) 14/1/1982 tarihli ve 35 sayılı mülga Ödeme Güçlüğü İçinde Bulunan Bankerlerin İşlemleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ve eklerine göre kendileri veya ortağı oldukları kuruluşlar hakkında tasfiye kararı verilmemiş olması,

d) 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına ya da devletin güvenliğine karşı suçlar, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, bilişim sistemini engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme, banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, terörizmin finansmanı, kaçakçılık, vergi kaçakçılığı veya haksız mal edinme suçlarından mahkûm olmaması,

e) İşin gerektirdiği dürüstlük ve itibara sahip bulunması,

f) Kanunun 101 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca işlem yasaklı olmaması,

zorunludur.

(2) En az bir yönetim kurulu üyesinin 15/2/2013 tarihli ve 28560 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Bireysel Katılım Sermayesi Hakkında Yönetmelikte tanımlanan bireysel katılım yatırımcısı lisansına sahip kişilerden olması zorunludur. Bu fıkra katılım bankaları ve geniş yetkili aracı kurumlar bakımından uygulanmaz.

(3) Birinci fıkranın (a) bendinde belirtilen şartlar; iflasın kaldırılmasına, kapatılmasına veya konkordato teklifinin tasdikine ilişkin kararın, (b) bendinde yer alan şart ise buna ilişkin kararın kesinleşme tarihinden itibaren on yıl geçmesi hâlinde, birinci fıkranın uygulamasında dikkate alınmaz.

Dışarıdan hizmet alımı ve kapsamı

MADDE 7 – (1) Platformlar tarafından münhasıran yönetim kurulunca ve yatırım komitesince icra edilmesi gereken faaliyetler ile platformun idaresi haricindeki görev ve yükümlülüklerin ifası için uzman kuruluşlardan hizmet alınabilir.

(2) 5 inci maddenin üçüncü fıkrasının (ğ), (h) ve (ı) bentlerinde öngörülen şartlar için dışarıdan hizmet alınmış olması halinde, bu şartların yerine getirildiği kabul edilir.

(3) Dışarıdan hizmet alımı, platformun sermaye piyasası mevzuatından kaynaklanan sorumluluklarını ortadan kaldırmaz.

(4) Kurul, gerektiğinde genel olarak veya platform bazında dışarıdan hizmet alınabilecek konuları belirlemeye, bu konuları sınırlamaya veya yasaklamaya, niteliğine göre bu hizmetin alınmasını izin koşuluna bağlamaya yetkilidir.

Platformun ortaklık yapısı değişiklikleri

MADDE 8 – (1) Listeye alınma sonrasındaki ortaklık yapısı değişikliklerinde platform ortağı olan gerçek ve tüzel kişiler ile platformların önemli etkiye sahip tüzel kişi ortaklarının önemli etkiye sahip ortakları için de 6 ncı maddede platform ortaklarına ilişkin öngörülen şartlar aranır.

(2) Platformlar ortaklık yapılarında meydana gelen değişiklikleri, yeni ortakların 6 ncı maddede sayılan şartları taşıdıklarını tevsik edici belgeleri içerecek şekilde değişikliğin meydana geldiği tarihten itibaren beş işgünü içinde Kurula bildirir.

(3) Platformun ortaklık yapısının şeffaf ve açık olması ve güncel ortaklık yapısı bilgisinin platform nezdinde daimi olarak incelemeye açık tutulması zorunludur.

(4) Bu Tebliğ hükümlerine aykırı olarak gerçekleştirilen pay devirleri platformun pay defterine kaydolunmaz. Bu hükme aykırı olarak pay defterine yapılan kayıtlar hükümsüzdür.

Yatırım komitesi

MADDE 9 – (1) Platform yönetim kurulu tarafından oluşturulacak yatırım komitesinin;

a) En az üç üyeden oluşması,

b) Üye sayısının çoğunluğunun finans, girişimcilik, işletmecilik, hukuki danışmanlık, teknoloji, sanayi ve ticaret gibi alanlarda en az beş yıllık tecrübeye sahip kişilerden olması,

c) Yalnızca bir üyesinin platformun yönetim kurulu üyesi olması ve bu üyenin 6 ncı maddenin ikinci fıkrasında belirtilen şartı haiz olması,

ç) En az bir üyesinin Sermaye Piyasası Faaliyetleri Düzey 3 Lisansına sahip olması,

d) Üyelerinin tamamının 6 ncı maddenin birinci fıkrasında yer alan şartları sağlamış olması,

zorunludur.

(2) Birinci fıkranın (c) bendi katılım bankaları ve geniş yetkili aracı kurumlar bakımından uygulanmaz. Ancak katılım bankaları ve geniş yetkili aracı kurumların yatırım komitesinin en az bir üyesinin 15/2/2013 tarihli ve 28560 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Bireysel Katılım Sermayesi Hakkında Yönetmelikte tanımlanan bireysel katılım yatırımcısı lisansına sahip kişilerden olması zorunludur.

(3) Birinci ve ikinci fıkrada sayılan şartlardan herhangi birinin kaybedilmesi halinde platform yönetim kurulu en geç on işgünü içinde bu şartların yeniden sağlandığını tevsik edici bilgi ve belgeleri Kurula iletir.

(4) Yatırım komitesi üyeliklerinden herhangi birinin boşalması durumunda, bu durumun gerekçesi platform tarafından yazılı olarak iki işgünü içinde Kurula bildirilir.

(5) Yatırım komitesi, bilgi formunun onaylanmasına ve Ek-2’de asgari unsurları belirlenen fizibilite raporunun incelenmesine yönelik olarak objektif değerlendirme ölçüt ve yöntemlerini içeren bir değerlendirme politikası oluşturur ve bu politika platform yönetim kurulu tarafından karara bağlanarak platform üzerinden kamuya duyurulur.

(6) Yatırım komitesinin kitle fonlaması bilgi formunu onaylaması üye tamsayısının çoğunluğunun bu yönde karar vermesi ile mümkündür. Platform tarafından bu fıkrada belirtilenden daha ağır bir nisabın belirlenmesi mümkündür.

(7) Yatırım komitesi üyeleri; kendilerinin, eşlerinin, alt ve üstsoylarının sermaye, denetim ve idari bakımdan doğrudan veya dolaylı olarak ilişkili oldukları projelere veya girişim şirketlerine ait kampanya başvurularının değerlendirilmesinde oy kullanamazlar.

(8) Yatırım komitesi üyelerinden herhangi birinin bir girişim şirketinin veya projenin kampanyasının platformda yayımlanma kararına karşı şerh koyması halinde, bu şerhe ve şerhin gerekçesine ilişkin ilgili girişim şirketinin veya projenin kampanya sayfasında açıklama yapılır.

(9) Yatırım komitesi üyeleri bu Tebliğ kapsamındaki faaliyetleri karşılığında girişim şirketlerinden veya girişimcilerden herhangi bir ekonomik menfaat temin edemez ve değerlendirdikleri kampanyalara fon sağlayamazlar.

Listeden çıkma

MADDE 10 – (1) Platform, 5 inci maddede belirtilen şartlardan herhangi birini kaybetmesi halinde bu durumu iki işgünü içinde Kurula bildirir. Kurulca uygun görülen süre içinde listeye alınma şartlarının herhangi birini sağlayamayan platform Kurul tarafından listeden çıkarılır.

(2) 11 inci maddenin on ikinci fıkrası uyarınca Kurula gönderilen finansal tablo ve raporlardan 5 inci maddenin üçüncü fıkrasının (b) bendinde yer alan şartın kaybedildiğinin tespit edilmesi halinde Kurul ilgili şartın sağlanması için platforma makul bir süre verir. Kurulca verilen süre içerisinde şartın sağlanamaması halinde platform listeden çıkarılabilir.

(3) Bu Tebliğ kapsamındaki yükümlülüklere aykırı eylemleri tespit edilen platformlar ile faaliyetleri geçici olarak durdurulan veya faaliyet izinleri iptal edilen katılım bankaları ve geniş yetkili aracı kurumlar Kurulca resen listeden çıkarılabilir.

(4) Kurulca resen veya başvuru üzerine listeden çıkarılan platformlar, listeden çıkarılmaya ilişkin Kurul karar tarihinden itibaren bir yıl süreyle kitle fonlaması faaliyetinde bulunmak üzere yeniden listeye alınmak için Kurula başvuramaz. Kurulca resen listeden çıkarılan platformun ortakları bir yıl süreyle kitle fonlaması faaliyetinde bulunmak üzere Kurulca listeye alınmak için başvuruda bulunan başka bir platformda veya Kurul listesinde bulunan bir platformda herhangi bir unvan altında görev alamaz ve ortak olamaz.

(5) Platformların, listeden çıkarılmasına ilişkin Kurul kararının kendilerine bildirildiği tarihten itibaren en geç üç ay içinde sona erme kararı almaları veya esas sözleşmelerini ticaret unvanı ile amaç ve faaliyet konuları da dâhil paya dayalı kitle fonlaması faaliyetlerini kapsamayacak şekilde değiştirmeleri zorunludur. Bu değişikliklerin yayımlandığı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi, ilanı izleyen 10 işgünü içinde Kurula gönderilir. Listeden çıkarılmalarına ilişkin Kurul kararının kendilerine bildirildiği tarihte platformların para toplama yetkisi sona erer.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

Platformların Faaliyetlerine İlişkin Esaslar

Genel esaslar

MADDE 11 – (1) Platformlar münhasıran kitle fonlaması faaliyeti yürütebilirler. Platformların bu faaliyetlerin yürütülmesi esnasında girişim şirketine veya girişimciye yönelik danışmanlık hizmeti vermesi bu fıkraya aykırılık teşkil etmez.

(2) Kitle fonlaması faaliyeti sırasında uyulması gereken esasların, girişim şirketi veya girişimci ile platform arasında akdedilecek ve asgari unsurları Ek-3’te belirlenen yazılı bir kitle fonlaması sözleşmesine bağlanması zorunludur.

(3) Platformlar;

a) Fon toplayan her bir girişim şirketi veya proje için kampanya sayfası oluşturarak, kampanya süreci ve kampanyanın gerçekleştiği takvim yılını izleyen beş yıl boyunca girişim şirketine ilişkin periyodik açıklamaların bu sayfa üzerinden yapılmasını sağlayacak gerekli altyapıyı kurma,

b) Yatırım komitesi tarafından onaylanan bilgi formunu (a) bendinde belirtilen kampanya sayfasında yayımlama, bilgi formu ve kampanyaya ilişkin yatırımcıların yatırım kararını etkileyebilecek her türlü bilgiyi kampanya süresince ve kampanyanın gerçekleştiği takvim yılını izleyen beş yıl boyunca bu sayfada yatırımcıların incelemesine açık tutma,

c) Yatırımcılardan toplanan fonların emanet yetkilisi nezdinde kampanya süresi tamamlanana kadar platform adına, kampanya süresinin hedeflenen fon tutarına ulaşılarak tamamlanmasını müteakip girişim şirketi adına açılan hesaplarda bloke ettirilerek girişim şirketine aktarılmasını veya bu Tebliğde belirtilen esaslar çerçevesinde yatırımcılara iade edilmesini sağlama,

ç) Payların MKK nezdinde kayden oluşturulma sürecine kadar gerçekleştirilecek işlemleri yerine getirme veya bir yatırım kuruluşu vasıtasıyla yerine getirilmesini sağlama,

d) Yatırımcıların hak ve menfaatlerini koruyucu ve olası hak kayıpları ve suistimalleri önleyici tedbirleri alma,

e) Yatırımcılara, girişim şirketlerine ve girişimcilere ilişkin bilgilerin gizliliğini muhafaza etme ve bu bilgilerin gizliliğinin sağlanmasını teminen gerekli her türlü tedbiri alma,

f) Emanet yetkilisinin toplanan fon tutarını nemalandırıp nemalandırmayacağını, alınacak ücret, komisyon ve kesintileri internet sitesinde ilan etme,

görevlerini yerine getirmekle yükümlüdür.

(4) Platformlar, her bir kampanyanın değerlendirilmesinde ve yayımlanmasında adil ve şeffaf olmak ve taraflar arasında çıkar çatışmasına sebebiyet vermemekle yükümlüdür.

(5) Platformlar girişim şirketlerinin veya proje sahibi girişimcilerin kampanya başvurularını yatırım komitesine sunmadan önce reddedebilir. Her halükarda reddedilen başvuruların reddedilme gerekçesi hakkında platform tarafından başvuru sahiplerine bilgi verilir.

(6) Yatırım komitesine sunulan kampanya başvurularının platformda yayımlanması yatırım komitesinin onayı ile mümkündür. Bu onay, 9 uncu maddenin beşinci fıkrası uyarınca oluşturulan değerlendirme politikasında yer alan her bir ölçüt bakımından yatırım komitesince yapılan değerlendirmeleri içeren bir rapora bağlanır.

(7) Platformlar, kampanyalarını yürüttükleri girişim şirketlerini veya projelerin girişimcilerini bu Tebliğ kapsamındaki yükümlülükleri hakkında bilgilendirmek zorundadır. Platformun bu yükümlülüğünü yerine getirdiğine dair ispat yükü platforma aittir.

(8) Platformların, yatırım komitesinin kitle fonlaması bilgi formunun onaylanmasına ilişkin değerlendirme sürecinde girişim şirketlerinden veya girişimcilerden yeterli bilgi ve belgeyi temin etmeleri ve yatırım komitesinin kararına dayanak oluşturan belge, kayıt ve raporları saklamaları zorunludur.

(9) Platformlar her bir kampanya için hedeflenen ve toplanan fon tutarı, fon sağlayan yatırımcı sayısı ve kalan kampanya süresi hakkında platform üzerinden anlık olarak bilgi verir. Fonlamanın gerçekleşip gerçekleşmediğine bakılmaksızın, her bir kampanya için kampanya süresinin sona ermesini takip eden işgünü fonlama sonuçları platform üzerinden kamuya duyurulur.

(10) Platformlar kendilerine ve yürüttükleri faaliyetlere ilişkin tanıtım ve reklamlarda yalnızca kampanya süreci tamamlanmış girişim şirketlerinden ve projelerden yararlanabilir.

(11) Altı aylık ve yıllık takvim dönemleri itibarıyla platformlar tarafından asgari olarak fonlaması gerçekleşen, gerçekleşmeyen ve iptal edilen toplam kampanya sayıları ile fonlaması gerçekleşen kampanyalara üyeler tarafından sağlanan toplam fon tutarı bilgilerini içeren rapor hazırlanarak ilgili dönemin sona ermesini takip eden otuz gün içinde elektronik ortamda Kurula iletilir ve platform üzerinden kamuya duyurulur.

(12) Geniş yetkili aracı kurumlar hariç platformlar, TTK uyarınca hazırlanan finansal tablo ve raporlarını veya 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu uyarınca hazırlanan yıllık finansal tabloları ile faaliyet raporlarını ilgili takvim yılını izleyen dördüncü ayın sonuna kadar Kurula gönderir ve internet sitesi üzerinden kamuya duyurur.

Platformların gerçekleştiremeyecekleri faaliyetler

MADDE 12 – (1) Katılım bankalarının tabi olduğu mevzuatta yer alan özel hükümler saklı kalmak kaydıyla kitle fonlama platformları, faiz veya her ne ad altında olursa olsun bir ivaz karşılığı veya rehin almak suretiyle kredi veya ödünç para verme işlerine aracılık edemezler ve paya dayalı kitle fonlaması dışında herhangi bir sermaye piyasası aracı karşılığında kitle fonlaması faaliyeti yürütemezler.

(2) Platformlar gayrimenkul ve gayrimenkule dayalı hakların alım satımı ve gayrimenkul projelerinin geliştirilmesi ile girişim şirketlerine iştirak edilmesine yönelik kitle fonlaması faaliyeti yürütemezler.

(3) Platformlar yurt dışında yerleşik gerçek ve tüzel kişilere yönelik Türkiye’de yerleşik kişilerden fon toplanması amacıyla kitle fonlaması faaliyeti yürütemezler.

(4) Platformlar girişim şirketi veya projelere ilişkin yatırımcılara yönelik olarak yatırım tavsiyesi niteliğindeki değerlendirme, analiz ve yorumlarda bulunamazlar.

(5) Platformlar, girişim şirketini veya kampanya süreci tamamlanmamış projeleri tanıtmaya yönelik basılı ya da elektronik ortamda paylaşılan tanıtıcı bilgiler ile platforma veya kampanya sayfasına yönlendirme yapan tanıtımlar hariç olmak üzere kampanyası yürütülen girişim şirketlerine veya projelere ait ticari ürün ve/veya hizmetlerin reklamlarını yayımlayamazlar.

(6) Geniş yetkili aracı kurumlar hariç platformlar paylara ilişkin olarak ikincil piyasa işlemlerine aracılık edemezler. Platformların internet siteleri üzerinden üyelerin kendi aralarında iletişim kurmalarına imkan tanınması bu hükme aykırılık teşkil etmez.

Yurt dışında yerleşik platformların faaliyetleri

MADDE 13 – (1) Türkiye’de yerleşik kişilere yönelik tanıtım, reklam ve pazarlama gibi faaliyetlerde bulunulmamış olması şartıyla, Türkiye’de yerleşik kişilerin tamamen kendi iradeleri doğrultusunda, yurt dışında yerleşik platformlar üzerinden katıldıkları kitle fonlaması işlemleri, bu amaçla yurt dışında açtıkları hesaplar, söz konusu hesaplara gönderilen nakit ve diğer kıymetler ile bu hesaplar üzerinden gerçekleştirdikleri işlemler bu Tebliğin kapsamı dışındadır.

(2) Birinci fıkranın uygulanması kapsamında yurt dışında yerleşik platformlar tarafından Türkiye’de iş yeri açılması, Türkçe internet sitesi oluşturulması, sunulan kitle fonlama faaliyetlerine ilişkin olarak doğrudan ve/veya Türkiye’de yerleşik kişi ya da kurumlar aracılığıyla tanıtım ve pazarlama faaliyetlerinde bulunulması durumlarından herhangi birinin varlığı halinde faaliyetlerin Türkiye’de yerleşik kişilere yönelik olduğu kabul edilir ve bu Tebliğ hükümleri uygulanır. Faaliyetlerin Türkiye’de yerleşik kişilere yönelik olduğunun tespitine ilişkin ilave kıstaslar Kurul tarafından belirlenebilir.

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

Platform Üyeliğine ve Kampanya Sürecine İlişkin Esaslar

Platforma üyelik işlemleri

MADDE 14 – (1) Kitle fonlaması işlemlerinde bulunabilmek için yatırımcıların ilgili platforma elektronik ortamda üye olmaları zorunludur.

(2) Platformlar tarafından üyelik işlemleri kapsamında;

a) Türkiye’de yerleşik gerçek kişiler ile tüzel kişilerin imza yetkilileri için MKK tarafından belirlenen esaslar çerçevesinde 3/9/2016 tarihli ve 29820 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan E-Devlet Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelikte tanımlanan kimlik doğrulama işleminin yerine getirilmesinin sağlanması ve bu suretle kimlik bilgileri tespit ve teyit edilen üyelerin bilgilerinin MKK’ya iletilmesi,

b) Türkiye’de yerleşik olmayan kişiler için bu kişiler adına MKK nezdinde hesap açıldığının ve bu hesaba ilişkin sicil tanımlama işleminin gerçekleştirildiğinin tespit edilmesi ve bu suretle kimlik bilgileri tespit ve teyit edilen üyelerin bilgilerinin MKK’ya iletilmesi,

c) Üyelerle Ek-4’te asgari unsurları belirlenen üyelik sözleşmesinin akdedilmesi, bu sözleşmenin elektronik ortamda saklanması ve bir örneğinin uygun haberleşme vasıtasıyla üyelere iletilmesi,

ç) Üyelerden, Ek-5’te yer alan “Paya Dayalı Kitle Fonlaması Faaliyetleri Genel Risk Bildirim Formu”nun okunup anlaşıldığına dair yazılı veya elektronik bir beyanın alınması, bu beyanın saklanması ve bir örneğinin uygun haberleşme vasıtasıyla üyelere iletilmesi,

d) Üyelerin kitle fonlaması yatırımlarının taşıdığı riskleri anlayabilecek bilgi ve tecrübeye sahip olduklarının, yatırımlarının tümünü kaybedebileceklerinin ve sahip olacakları payların devir imkânının kısıtlı olabileceğini anladıklarının tespit edilmesi ve yapılan tespit sonucunda kitle fonlaması yatırımlarına uygun olmadığı değerlendirilen kişilerin üyelik başvurularının reddedilmesi,

e) Nitelikli yatırımcı statüsünü haiz üyelik oluşturulabilmesi için üyelik işlemleri tamamlanmadan önce üyenin MKK nezdinde nitelikli yatırımcı olduğunun tespit edilmesi,

f) Üyelerin varsa yıllık net gelirlerine ilişkin beyanlarının derhal MKK’ya iletilmesi ve bu beyanların saklanması,

gerekir.

(3) Platform nezdindeki bilgilerin kamu tüzel kişileri dâhil üçüncü kişiler ile paylaşımında 24/3/2016 tarihli ve 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanununa ve ilgili diğer mevzuata riayet edilir.

Yatırım sınırları

MADDE 15 – (1) Nitelikli yatırımcı olmayan gerçek kişiler, bir takvim yılı içerisinde paya dayalı kitle fonlaması yoluyla azami 20.000 Türk Lirası yatırım yapabilir. Ancak bu sınır 100.000 Türk Lirasını aşmamak kaydıyla yatırımcının platforma beyan ettiği yıllık net gelirinin %10’u olarak uygulanabilir.

(2) Bu madde kapsamında yatırım sınırlarına ilişkin kontrol, platformlarca üye bazında MKK’ya iletilen en son tarihli beyan dikkate alınarak MKK tarafından gerçekleştirilir.

Fon toplamaya ilişkin esaslar

MADDE 16 – (1) Toplanan fonların aktarılmasından önce girişim şirketinin kuruluş işlemlerinin tamamlanmış olması ve bu fonların yalnızca sermaye artırımı suretiyle çıkarılacak paylar karşılığında girişim şirketine aktarılması zorunludur. Girişim şirketlerinin mevcut paylarının satışı suretiyle fon toplanamaz. Sermaye artırımı suretiyle çıkarılacak paylar oydan yoksun olabilir.

(2) Girişim şirketi payları karşılığında yatırımcılardan sağlanan fonların tamamının nakden ödenmiş olması zorunludur.

(3) Yatırımcılara verilecek payların tüm ortaklık hak ve koşulları ile varsa bu paylara ilişkin imtiyazlar bilgi formunda açıkça belirtilir. Nitelikli yatırımcılar hariç olmak üzere yatırımcılara verilecek paylar arasında imtiyaz farkı yaratılamaz.

(4) Platform nezdinde kampanya yürütülebilmesi için kitle fonlaması bilgi formunun yatırım komitesi tarafından onaylanması ve bu formun kampanya sayfasında yayımlanması zorunludur.

(5) Yatırım komitesi tarafından kitle fonlaması bilgi formunun onaylanması için asgari olarak bilgi formunda yer alan bilgilerin tutarlı, anlaşılabilir ve Kurulca belirlenen kitle fonlaması bilgi formu standartlarına göre eksiksiz olduğunun tespiti zorunludur.

(6) Platformlar, her bir kampanyaya ilişkin onaylı bilgi formunun, fon sağlama talebinin iletilmesinden önce ilgili üye tarafından okunduğunu tespit etmekle yükümlüdür.

(7) Bir girişim şirketi veya girişimci tarafından herhangi bir on iki aylık dönemde kitle fonlama platformları aracılığıyla en fazla iki kampanya ile fon toplanabilir ve bu dönemde toplanabilecek fon tutarı Kurulca izahname hazırlama yükümlülüğünden muafiyet tanınan ve her yıl Kurul Bülteni aracılığıyla ilan edilen ihraç sınırını geçemez. Bilgi formunda açıklanmak ve ihraç sınırını geçmemek kaydıyla talep edilen fon miktarının azami %20’sine kadar ek fon toplanabilir.

(8) 1.000.000 Türk Lirasını aşan fon taleplerinde, hedeflenen fonun en az %10’una tekabül eden tutarın kampanya süresi içerisinde nitelikli yatırımcılar tarafından karşılanmış olması zorunludur. Bu zorunluluk toplanan ek fon bakımından uygulanmaz. Bu fıkrada belirtilen sınırların altında olmamak kaydıyla, girişim şirketi veya girişimci tarafından bilgi formunda belirtilmek kaydıyla nitelikli yatırımcılara tahsisat oranı belirlenebilir.

(9) Bu maddenin yedinci ve sekizinci fıkralarındaki yatırım sınırlarına ilişkin kontroller MKK tarafından yerine getirilir.

(10) Girişimciler veya girişim şirketinin ortakları, kampanya sürecinin başladığı tarihi takip eden üç yıl içerisinde miras, mirasın paylaşımı, eşler arasındaki mal rejimi hükümleri veya cebri icra nedenleriyle yapılacak devirler ile girişimciler veya girişim şirketi ortaklarının nitelikli yatırımcılara ya da kendi aralarında yapacakları devirler hariç olmak üzere paylarını devredemezler.

Kampanya süreci

MADDE 17 – (1) Kampanya süreci, bir girişim şirketi veya girişimci tarafından herhangi bir kitle fonlama platformuna fon toplama talebiyle başvurulduğu anda başlar. Mevcut kampanya süreci tamamlanmadan aynı girişim şirketi veya girişimci tarafından başka bir kampanya süreci başlatılamaz.

(2) Kampanya süresi, yatırım komitesi tarafından onaylanmış bilgi formunun kampanya sayfasında yayımlandığı tarihte başlar ve bu süre altmış günü geçemez. Platform üyeleri tarafından kampanya süresi boyunca ilgili girişim şirketi veya projeye yönelik fon sağlama talepleri platforma iletilir. Bu taleple eş zamanlı olarak üyeler fon sağlamaya ilişkin ödeme emirlerini kimlik bilgileri ile uyumlu bir ödeme aracı vasıtasıyla yerine getirir.

(3) Platform, yatırımcılar tarafından kendisine iletilen fon sağlama taleplerini kampanya süresi boyunca anlık olarak MKK’ya ve emanet yetkilisine iletir. Fonların toplanması, toplanan fonların emanet yetkilisi nezdinde platform adına açılan hesapta bloke edilerek girişim şirketine aktarılması ve/veya söz konusu fonların ve varsa nemalarının yatırımcılara iade edilmesi emanet yetkilisi tarafından sağlanır.

(4) Yatırımcılar tarafından fon sağlamaya ilişkin ödeme emrinin verildiği andan itibaren 48 saat içerisinde cayma hakkına yönelik bildirimin platforma iletilmesi suretiyle hiçbir sebep gösterilmeksizin cayma hakkının kullanılması mümkündür. Cayma hakkının kullanılmasını izleyen işgünü içerisinde emanet yetkilisi tarafından fon tutarının iadesi için gerekli işlemler yerine getirilir.

(5) Varsa ek satış dahil hedeflenen fon tutarının kampanya süresinin bitiş tarihinden önce toplanması halinde, dördüncü fıkrada belirtilen cayma hakkı sürelerinin tüm yatırımcılar bakımından sona ermesi şartıyla kampanya süresi erken sonlandırılabilir.

(6) Kampanya süresinde, varsa ek satış dahil hedeflenen fon tutarının üzerinde fon toplanması halinde, platformca bilgi formunda belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde belirlenen dağıtım listesi dikkate alınarak bu tutarı aşan kısmın yatırımcılara iadesi sekizinci fıkrada belirlenen esaslara göre yatırımcılar arasında eşitsizliğe sebep olmayacak şekilde yerine getirilir.

(7) Kampanyanın erken sonlanması veya kampanya süresiyle birlikte cayma hakkı sürelerinin tüm yatırımcılar bakımından sona erdiği tarih itibarıyla hedeflenen fon tutarının toplanmış olması durumlarında varsa toplanan fon tutarının nemasının yatırımcılara iadesi sonrasında;

a) Girişim şirketi tarafından yürütülen kampanyalarda, platform adına emanet yetkilisi nezdinde açılan hesapta bloke edilen fon, girişim şirketinin emanet yetkilisi nezdinde açılan bloke hesabına aktarılır ve ilgili girişim şirketi tarafından kampanya süresinin sona ermesini takip eden otuz işgünü içinde toplanan fon tutarı kadar sermaye artırımı yapılır.

b) Girişimci tarafından yürütülen kampanyalarda, kampanya süresinin sona ermesini takip eden doksan gün içinde girişim şirketi kurularak emanet yetkilisi nezdinde platform adına açılan hesapta bloke edilen fon, girişim şirketinin emanet yetkilisi nezdinde açılan bloke hesabına aktarılır ve en geç kuruluş işleminin ticaret siciline tescilini takip eden otuz işgünü içinde ilgili girişim şirketi tarafından toplanan fon tutarı kadar sermaye artırımı yapılır.

c) Sermaye artırım işlemlerinin tamamlanmasını müteakip platform, her bir yatırımcının sağladığı fon tutarını ve bunun karşılığında çıkarılacak payların toplam nominal değerinin bilgisini MKK’ya derhal iletir. Girişim şirketi, tüm paylarının Kanunun 13 üncü maddesi çerçevesinde MKK nezdinde kayden oluşturulmasına ve hak sahiplerinin hesaplarına aktarılmasına yönelik işlemlerin gerçekleştirilmesini derhal sağlar.

ç) Sermaye artırımına ve tüm payların MKK nezdinde kayden oluşturularak hak sahiplerinin hesaplarına aktarılmasına ve bunu takiben emanet yetkilisi nezdinde girişim şirketi adına bloke edilen fonun girişim şirketine tevdi edilmesine yönelik işlemlerin tamamlanmasıyla birlikte kampanya süreci sona erer.

(8) Hedeflenen fon tutarının kampanya süresinin bitiş tarihi veya kampanya süresiyle birlikte cayma hakkı sürelerinin tüm yatırımcılar bakımından sona erdiği tarih itibarıyla toplanamamış olması halinde, ilgili sürenin bitimini takip eden işgünü içinde platform tarafından yapılacak bildirim üzerine emanet yetkilisi nezdinde bloke edilen tutarlar ve varsa neması, bu bildirimi takip eden işgünü içinde emanet yetkilisi tarafından yatırımcılara iade edilir ve bu suretle kampanya süreci sona erer. İade işlemleri emanet yetkilisi tarafından belirlenen prosedüre göre gerçekleştirilir.

(9) Yedinci fıkrada düzenlenen yükümlülüklerin, süresi içinde yerine getirilmemesi halinde, söz konusu fıkrada düzenlenen sürelerin bitimini takip eden işgünü içinde emanet yetkilisi nezdinde bloke edilen tutarlar ve varsa neması yatırımcılara iade edilir ve bu suretle kampanya süreci sona erer. Bu durumda yatırımcıların özel hukuk hükümlerinden doğan hakları saklıdır.

(10) Listeden çıkarılan platformlar nezdinde devam etmekte olan kampanya süreçleri sonlanmış sayılır ve toplanan fonlar varsa neması ile birlikte emanet yetkilisi tarafından belirlenen prosedüre göre yatırımcılara iade edilir.

(11) Yatırımcılar tarafından kampanya bazında ilgili platforma iletilen fon sağlama taleplerine ilişkin ödemeler ile emanet yetkilisine intikal eden nakit aktarımlarının eşleştirilmesine ve kampanya süresinin sona ermesini takiben payların üye bazında dağıtımının tespitine yönelik işlemler bilgi formunda belirtilen usul ve esaslar ile MKK ve emanet yetkilisi tarafından belirlenen prosedürlere uygun olarak platform tarafından gerçekleştirilir.

Bilgi formunda açıklanan hususlardaki değişiklikler

MADDE 18 – (1) Kampanya süresi içinde, yatırımcıların yatırım kararını etkileyebilecek değişikliklerin veya yeni hususların ortaya çıkması halinde, bu durum bilgi formunun değiştirilmesi ya da yeni eklenmesi öngörülen hususları içeren kısımları ile birlikte girişim şirketi veya girişimci tarafından derhal platforma bildirilir.

(2) Bilgi formunun değiştirilmesi ya da yeni eklenmesi öngörülen hususları içeren kısımları birinci fıkra uyarınca yapılacak bildirim tarihinden itibaren iki işgünü içinde yatırım komitesi tarafından onaylanır ve kampanya sayfasında derhal yayımlanır. Platform, ilgili girişim şirketi veya projeye yönelik fon sağlama talebini iletmiş olan üyelere eşanlı olarak uygun iletişim araçlarıyla bilgilendirme yapmakla yükümlüdür.

(3) Bilgi formunda yapılan ek ve değişikliklerin yatırım komitesi tarafından onaylanarak yayımlandığı tarihten önce ödeme emrini veren yatırımcılar açısından 17 nci maddenin dördüncü fıkrasında düzenlenen cayma hakkı süresi ikinci fıkrada belirtilen bilgilendirme anından itibaren yeniden başlar.

(4) Yatırım komitesi ilave gelişmelerin niteliğini ve potansiyel etkilerini değerlendirerek kampanya sürecini iptal edebilir. Bu kapsamda gerçekleştirilecek iptal ve iade işlemleri 17 nci maddenin sekizinci fıkrasında düzenlenen esaslara tabidir.

Kaydileştirme ve dağıtım esasları

MADDE 19 – (1) Paya dayalı kitle fonlaması yoluyla toplanan fonlar karşılığında çıkarılacak paylar da dahil olmak üzere girişim şirketinin tüm paylarının Kanunun 13 üncü maddesi çerçevesinde MKK nezdinde elektronik ortamda kayden oluşturulması ve bunlara ilişkin hakların hak sahipleri bazında izlenmesi zorunludur.

(2) Girişim şirketi paylarının kaydileştirilmesi ve yatırımcılara dağıtımı amacıyla girişim şirketi veya girişim şirketinin yetkilendireceği bir yatırım kuruluşu aracılığıyla MKK’ya başvuruda bulunulur. Bu başvurulara ilişkin esaslar MKK tarafından belirlenir.

(3) Toplanan fonların girişim şirketinin hesaplarına aktarılmasından önce kaydileştirme işlemlerinin tamamlanmış olması zorunludur.

BEŞİNCİ BÖLÜM

Fon Kullanım Yerlerine ve Girişim Şirketlerine İlişkin Esaslar

Fon kullanım yerleri

MADDE 20 – (1) Toplanacak fonların hangi amaçlarla kullanılacağına ilişkin girişim şirketi veya girişimci tarafından bir raporun hazırlanması ve bu raporun kampanya süresinin başlangıç tarihi itibarıyla kampanya sayfasında yayımlanmış olması zorunludur.

(2) Toplanan fonlar doğrudan veya dolaylı olarak gayrimenkul, gayrimenkule dayalı haklar ve gayrimenkul projelerinin satın alınması veya finansmanında kullanılamaz.

(3) Kampanya süresinin bitiş tarihi ile toplanan fonların tamamının kullanıldığı tarih arasındaki altı aylık dönemler itibarıyla ve her durumda fonların tamamının kullanıldığı tarih itibarıyla girişim şirketinin veya projenin mevcut durumuna ve fonun kullanıldığı yerlere ilişkin bilgiler kampanya sayfasında duyurulur.

(4) Toplanan fonların bilgi formunda ilan edilen amacına uygun olarak kullanıldığının kontrolü ve denetimi Kanun uyarınca listeye alınmış bir bağımsız denetim kuruluşu tarafından özel amaçlı bağımsız denetim raporu hazırlanmak suretiyle yerine getirilir. Bu kapsamda hazırlanacak özel amaçlı bağımsız denetim raporu 1.000.000 Türk Lirasının üzerinde fon toplayan girişim şirketleri açısından fonların kendilerine aktarıldığı tarihten itibaren yıllık olarak, bu tutarın altında fon toplayan girişim şirketleri açısından ise bilgi formunda fonların tamamının kullanılacağının belirtildiği tarih ve her halükarda toplanan fon tutarına bakılmaksızın fonların tamamının kullanıldığı tarih itibarıyla düzenlenir.

(5) Dördüncü fıkra kapsamındaki raporlar, hazırlama yükümlülüğünün doğduğu tarihi takip eden otuz gün içerisinde hazırlanır, imzalanma tarihini takip eden beş işgünü içinde girişim şirketine teslim edilir ve girişim şirketi tarafından teslim alınmasını takiben iki işgünü içinde kampanya sayfasında ve girişim şirketinin internet sitesinde duyurulur.

(6) Bağımsız denetim kuruluşu tarafından dördüncü fıkrada belirtilen raporda toplanan fonların bilgi formunda ilan edildiği şekilde kullanılmadığının tespit edilmesi veya gerekli incelemelerin yapılmasını engelleyen faaliyetlerde bulunulması durumunda, bağımsız denetim kuruluşu konuya ilişkin olarak derhal Kurula bilgi verir.

(7) Toplanan fonların ilan edilen amacına uygun olarak kullanılmasından girişim şirketinin yönetim kurulu sorumludur.

(8) Bağımsız denetçi tarafından dördüncü fıkrada belirtilen raporda toplanan fonların ilan edilen amacına uygun olarak kullanılmadığının tespit edilerek Kurula bildirilmesi üzerine Kurulun 5237 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde suç ihbarında bulunması hali saklıdır.

Girişim şirketlerinin nitelikleri

MADDE 21 – (1) Paya dayalı kitle fonlaması yoluyla fon toplayacak girişim şirketlerinin;

a) Teknoloji faaliyeti ve/veya üretim faaliyetinde bulunmaları,

b) Bilgi formunun ilan edildiği tarih itibarıyla son beş yıl içinde kurulmuş olmaları,

c) Tabi oldukları mevzuat uyarınca hazırlayacakları en son yıllık ve varsa son güncel ara dönem finansal tablolarında, 30/12/2013 tarihli ve 28867 mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ortaklıkların Kanun Kapsamından Çıkarılması ve Paylarının Borsada İşlem Görmesi Zorunluluğuna İlişkin Esaslar Tebliği (II-16.1)’nin 8 inci maddesinde finansal tablo kalemleri için öngörülen eşikleri aşmamaları,

ç) Düzenli olarak takip ve kontrol edilen tescil edilmiş internet sitelerinin bulunması,

zorunludur.

(2) Birinci fıkranın (c) bendinde yer alan yükümlülüğün, 17 nci maddenin yedinci fıkrasının (b) bendi gereği gerçekleştirilecek kuruluş işleminin tescili esnasında sağlanmış olması zorunludur.

(3) Aşağıda sayılan şirketler paya dayalı kitle fonlaması yoluyla fon toplayamazlar:

a) Halka açık ortaklıklar,

b) Yönetim kontrolü başka bir tüzel kişiye ait olan şirketler,

c) Halka açık ortaklıklar ile sermaye piyasası kurumlarının, önemli etkiye sahip ortak konumunda bulunduğu şirketler.

(4) Borsa tarafından uygun görülen girişim şirketi paylarına ilişkin ikincil piyasa işlemleri, Borsa tarafından hazırlanan ve Kurulca uygun görülen usul ve esaslar çerçevesinde ilgili pazarda gerçekleştirilebilir.

Kamuyu aydınlatma

MADDE 22 – (1) Girişim şirketleri tarafından aşağıda belirtilen hususlardan herhangi birinin gerçekleşmesi halinde, bu Tebliğde belirtilen esaslar çerçevesinde kamuya açıklama yapılır:

a) Girişim şirketi aleyhine fesih davası açılması, bu davanın sonuçlanması, varsa esas sözleşmede tayin edilen bir fesih sebebinin gerçekleşmesi veya genel kurulda girişim şirketinin feshine karar verilmesi,

b) Girişim şirketinin konkordato için başvurması, bu başvurunun sonuçlanması,

c) Girişim şirketi aleyhine iflas davası açılması, bu davanın sonuçlanması veya girişim şirketinin tasfiyesi sonucunu doğurabilecek sona erme nedenlerinden birinin gerçekleşmesi,

ç) Girişim şirketinin yönetim kontrolünün el değiştirmesi.

(2) Girişim şirketinin TTK uyarınca hazırlanan finansal tablo ve raporları veya Vergi Usul Kanunu uyarınca hazırlanan yıllık finansal tabloları ile faaliyet raporları ilgili takvim yılını izleyen dördüncü ayın sonuna kadar ilan edilir.

(3) Bu madde uyarınca yapılacak açıklamaların dili Türkçedir. Açıklamalar yanlış, yanıltıcı, temelsiz veya eksik olamayacağı gibi girişim şirketinin mevcut durumu hakkında yanlış kanaat uyandıracak nitelikte de olamaz.

(4) Bu madde kapsamında yapılacak açıklamalar kampanyanın gerçekleştiği takvim yılını izleyen beşinci yılın sonuna kadar kampanya sayfası ve girişim şirketinin tescil edilen internet sitesi üzerinden yapılır. İlgili platformun listeden çıkarılması halinde veya beş yıllık sürenin sona ermesinden sonra yapılacak açıklamalar girişim şirketinin tescil edilen internet sitesi üzerinden yapılır.

(5) Açıklamaların, açıklamaya konu hususların ortaya çıktığı veya öğrenildiği tarihten itibaren iki işgünü içinde yapılması zorunludur.

(6) Girişim şirketlerine veya projelere ilişkin olarak yapılacak tanıtım ve reklamlarda yer alan bilgiler yanlış, yanıltıcı, temelsiz, abartılı veya eksik olamaz; girişim şirketi veya projenin içinde bulunduğu duruma ilişkin olarak yatırımcıların yanlış fikirler edinmelerine yol açacak nitelikte olamaz. Bu bilgilerin kitle fonlaması bilgi formunda yer verilen bilgilerle tutarlı olması zorunludur.

ALTINCI BÖLÜM

Çeşitli ve Son Hükümler

Sorumluluk

MADDE 23 – (1) Bu Tebliğde platformlar için öngörülen yükümlülüklerin yerine getirilmesinden platformun yönetim kurulu üyeleri, yatırım komitesi için öngörülen yükümlülüklerin yerine getirilmesinden yatırım komitesi üyeleri ile platformun yönetim kurulu üyeleri, girişim şirketleri için öngörülen yükümlülüklerin yerine getirilmesinden ise girişim şirketinin yönetim kurulu üyeleri sorumludur.

Kurula bilgi verme

MADDE 24 – (1) Kurul, kitle fonlaması faaliyetlerine ilişkin olarak platform, platform kurucuları, girişimci ve girişim şirketlerinden her türlü bilgi ve belgeyi isteyebilir. Kendisinden bilgi istenilen kişiler bilgi vermekten imtina edemezler.

Tedbirler

MADDE 25 – (1) Platformların hukuka aykırı faaliyet ve işlemlerinde uygulanacak tedbirler için Kanunun 96 ncı madde hükümleri kıyasen uygulanır.

(2) Tebliğ hükümlerine aykırı olarak, Kuruldan izin alınmaksızın kitle fonlama platformları aracılığıyla halktan para toplandığına ilişkin bilgi edinilmesi halinde, Kurulun başvurusu üzerine BTK ilgili internet sitesine erişimi engeller.

Yeniden değerleme

MADDE 26 – (1) Bu Tebliğde yer alan tutarlar, her yıl bir önceki yıla ilişkin olarak Hazine ve Maliye Bakanlığınca ilan edilen yeniden değerleme oranı dikkate alınarak yeniden belirlenebilir.

Yürürlük

MADDE 27 – (1) Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

MADDE 28 – (1) Bu Tebliğ hükümlerini Sermaye Piyasası Kurulu yürütür.

3 Ekim 2019 tarihli ve 30907 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.

Allocation Of Statutory And Discretionary Reserves 

Allocation Of Statutory And Discretionary Reserves Under The Terms Of The Turkish Commercial Code


Reserves are among the accounts that compose the joint-stock company’s equity. Reserves are regulated in the Turkish Commercial Code (herein after referred as “TCC”). According to the Turkish Commercial Code, joint-stock companies are obliged to allocate statutory reserves in some cases. The Code also allows joint-stock companies to allocate discretionary reserves in order to perform some goals and strengthen the financial structure of the company.

The allocation of statutory and discretionary reserves by a joint-stock company is briefly explained below under the terms of the Turkish Commercial Code, numbered 6102.

I. STATUTORY RESERVES

Allocation and usage of statutory reserves are mentioned in the Article 519 and Article 520 of the Turkish Commercial Code. Statutory reserves are classified into two kinds as the general statutory reserves and reserves to be allocated with respect to the company’s own shares acquired.

I.a. General Statutory Reserves

It is compulsory for a joint-stock company to set out 5% of its annual profits as general statutory reserves each year, until it reaches 20% of the paid-up or issued capital. We call this as the “first allocation of statutory reserves”.

The following amounts are also added to the general statutory reserves even after it has  reached the aforementioned legal limit:

a) The portion which has not been expended for amortization, assistance or charity, out of revenues obtained in excess of the nominal value when issuing shares,

b) The balance remaining on payments made on account of the price of canceled shares, after having closed the deficit resulting from the shares which have replaced the same,

c) After the payment of 5% of the net profits to shareholders (we call it as the “first dividend distribution), one tenth of the portion that has been decided to be distributed among persons having shares in the profits (We call this as the “second dividend distribution”). This allocation is also regarded as the “second allocation of statutory reserves”.

As long as the general statutory reserves do not exceed one half of the issued or paid-up capital, they cannot be expended exclusively for covering losses, for taking the proper measures, for maintaining the undertaking in times where business is not good for preventing unemployment or for reducing the consequences thereof.

However, holding companies are exempt from two of these obligations:

First one is that, holding companies are not obliged to do the second allocaion. In other words, holding companies are not obliged to allocate one tenth of second dividend distibution.

Second exemption is about the usage of statutory reserves. Holding companies may use their statutory reserves for covering the losses of the company or for taking the proper measures, maintaining the undertaking in times where business is not good for preventing unemployment or for reducing the consequences thereof even if the general statutory reserves do not exceed one half of the stock capital.

I.b. Reserves Allocated With Respect To The Company’s Own Shares Acquired

In the case where the company acquires its own shares, the company is obliged to allocate reserves that correspond to the acquisition values. These reserves may be cleared if the related shares have been transferred or disposed of.

In accordance with the regulation with regard to revaluation fund, reserves as included on the passive side of the balance sheet may be cleared if:

– They have been converted to capital and the related revalued assets have been depreciated,

– The related assets have been transferred.

II. DISCRETIONARY RESERVES

Allocation of discretionary reserves are mentioned in the Article 521 and Article 522 of the Turkish Commercial Code. They are briefly explained below.

II.a. Discretionary Reserves In General

The company may decide to assign on a discretionary portion of the net income to the limit established in the articles of association and by law. A provision may be specified in the articles of association indicating that:

a) An amount exceeding 5% of the annual net income may be appropriated to reserves,

b) General reserves may exceed 20% of the paid-up or issued capital.

Appropriation of other reserves may also be specified in the articles of association and their spending areas and conditions may be determined.

II.b. Reserves To Be Appropriated In Favor Of Employees And Workers

The articles of association may stipulate provisions that enable the appropriation of reserves for the company’s directors, managers, employees and workers in order to establish or sustain a charity organization or to be granted to a public organization.

It is obligatory to establish a charitable foundation and a cooperative by diverging the reserves and other assets which have been allocated to the charity. The charity foundation deed may state that the assets of the charity foundation may solely be the debt against the company.

III. RELATION BETWEEN THE DIVIDEND DISTRIBUTION AND RESERVES

Due to Article 523 of the TCC, dividend to be distributed to the shareholders cannot be determined unless general statutory reserves and discretionary reserves as specified in the articles of association are allocated.

The general assembly may decide to allocate special reserves other than those as specified in law and the articles of association in order to protect assets to the extent necessary and sustain the company and secure dividend distribution for the benefits of all shareholders.

Makul Güvence Veren Denetim Raporu

19/12/2018 tarihinde 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (Kanun) konkordato talebine eklenecek belgeleri düzenleyen 286’ncı maddesinde yapılan değişiklikle birlikte borçlular tarafından mahkemelere konkordato talebinde bulunulurken söz konusu talebe, KGK tarafından yetkilendirilmiş bağımsız denetim kuruluşları tarafından düzenlenen ve konkordato ön projesinde yer alan teklifin gerçekleşebileceğine ilişkin makul güvence veren denetim raporlarının eklenmesi zorunluluğu getirilmiştir.

 

Kanun’un mezkur maddesine dayanılarak 30.01.2019 tarih ve 30671 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Konkordato Talebine Eklenecek Belgeler Hakkında Yönetmelik kapsamında yapılacak denetim sonucunda düzenlenecek denetim raporuna örnek teşkil etmesi amacıyla hazırlanan makul güvence veren denetim raporu örneğinin yayımlanmasına ilişkin KGK Kurul Kararı 16.02.2019 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.

 

Rapora erişmek için Konkordato Makul Güvence Veren Rapor Örneği

Halktan Elektronik Yolla Para Toplanması ve Kitle Fonlaması

Soner ALTAŞ,

VergiAlgı, 9 Mayıs 2018

İnternet kullanım oranının artması ile birlikte, elektronik ortam üzerinden fon temini de giderek yaygın bir hale gelmektedir. Oyun, proje, yardım talebi gibi yöntemler ile internet siteleri ve sosyal medya hesapları kullanılıp binlerce kişiye kolaylıkla ulaşılabilmekte, hatta kullanıcılar açısından işi daha cazip hale getirebilmek için yüksek oranlarda kazançlar vaat etme, hatta kazanç kaynağı olarak reel yatırımları gösterme gibi yollar kullanılmakta ve yüksek tutarlarda parasal kaynak sağlanmaktadır. Böylece, anılan yöntemlerle geniş halk kitlesinden para toplanmaktadır. Bu durumda da, aklımıza kitle fonlaması gelmektedir. Zira, kitle fonlaması da benzer mantıkla çalışmaktadır. Bu yazımızda üzerinde duracağımız husus da işte bu kitle fonlamasıdır.

Kitle fonlaması mevzuatımıza 2017 yılı sonunda girmiş olan bir kavramdır ve henüz çok yenidir. Devletin kontrolü altında faaliyet gösteren bir kitle fonlama sisteminin ekonomik hayata olumlu katkı sağlayacağı, bu nedenle yasal altyapıya kavuşturulması amacıyla getirilmiş bir sistemdir. 28 Kasım 2017 tarihinde kabul edilen 7061 sayılı Yasa ile Sermaye Piyasası Kanunu’na dahil edilen bir sistemdir. Kitle fonlaması, yasadaki tanımıyla, bir projenin veya girişim şirketinin ihtiyaç duyduğu fonu sağlamak amacıyla Sermaye Piyasası Kurulu tarafından belirlenen esaslar dâhilinde yatırımcı tazminine ilişkin hükümlerine tabi olmaksızın kitle fonlama platformları aracılığıyla halktan para toplanmasıdır.

Sermaye Piyasası Kanunu’na 7061 sayılı yasa ile eklenen kitle fonlamasına ilişkin düzenlemeler şu şekildedir:

• Kitle fonlaması suretiyle halktan para toplanması, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından faaliyet izni verilen kitle fonlama platformları aracılığıyla gerçekleştirilir. Kitle fonlama platformları, kitle fonlamasına aracılık eden ve elektronik ortamda hizmet veren kuruluşlardır.

• Kitle fonlama platformlarının kurulabilmesi ve faaliyete başlaması için SPK’dan izin alınması zorunludur. Bu platformların kuruluşlarına, ortaklarına, pay devirlerine, çalışanlarına, her bir fon sağlayıcısı tarafından yatırılabilecek veya proje sahipleri ile girişim şirketleri tarafından toplanabilecek paranın azami limitine ve faaliyetleri sırasında uymaları gereken diğer ilke ve esaslar ile toplanan fonların ilan edilen amacına uygun olarak kullanıldığının kontrolü ve denetimine ilişkin esaslar SPK tarafından belirlenir.

• Kitle fonlaması platformları ve kitle fonlaması suretiyle halktan para toplayan kişiler ile bunlara fon sağlayanlar arasındaki ilişkiler genel hükümlere tabidir.

• Kural olarak, sermaye piyasası araçlarının halka arz edilebilmesi veya borsada işlem görebilmesi için izahname hazırlanması ve hazırlanan bu izahnamenin SPK tarafından onaylanması zorunludur. Ancak, kitle fonlaması suretiyle halktan para toplanması, izahname ya da ihraç belgesi hazırlama yükümlüğünden muaf tutulmuştur.

• Kural olarak, pay sahibi (ortak) sayısı beş yüzü aşan anonim ortaklıkların payları halka arz olunmuş sayılır ve bu ortaklıklar halka açık ortaklık hükümlerine de tabi olurlar. Ancak, kitle fonlaması suretiyle halktan para toplayan ortaklıklar (şirketler), kaç kişiden para toplarlarsa toplasınlar, halka açık sayılmazlar ve halka açık anonim şirketlerin hükümlerine tabi olmazlar.

• Kitle fonlaması ve buna bağlı yapılan işlemler ile kitle fonlama platformları Sermaye Piyasası Kanunu’nun 37’nci maddesindeki yatırım hizmetleri ve faaliyetleri ile 38’inci maddesindeki yan hizmetler kapsamında değerlendirilmez. Bu faaliyetler Kanunun borsalar, piyasa işleticileri ve teşkilatlanmış diğer pazar yerleri ile ilgili hükümlerine de tabi değildir.

• Kitle fonlama platformlarının hukuka aykırı faaliyet ve işlemlerinde uygulanacak tedbirler için Sermaye Piyasası Kanunu’nun 96’ncı madde hükümleri kıyasen uygulanır. Bir diğer deyişle, kitle fonlama platformlarının hukuka aykırı faaliyet ve işlemlerde bulunması halinde, SPK, ilgililerden aykırılıkların belirli bir sürede giderilmesini ve kanuna, işletme amaç ve ilkelerine uygunluğun sağlanmasını istemeye ya da doğrudan platformların faaliyetlerinin kapsamını sınırlandırmaya veya geçici olarak durdurmaya, tamamen veya belirli faaliyetleri itibarıyla yetkilerini iptal etmeye ya da öngöreceği diğer her türlü tedbiri almaya yetkilidir.

• SPK’dan izin alınmaksızın kitle fonlama platformları aracılığıyla halktan para toplandığına ilişkin bilgi edinilmesi halinde, SPK’nun başvurusu üzerine Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu, ilgili internet sitesine erişimi engeller.

Görüldüğü üzere, yukarıda sıralanan düzenlemeler sınırlı sayıda olsa da, başlangıçta kitle fonlamasına yasal altyapının sağlanması açısından yeterli kabul edilebilir. Ancak, 2017 yılı sonunda getirilen düzenlemede, Sermaye Piyasası Kurulu, kitle fonlama platformlarına faaliyet izni verme, ilgili internet sitesine erişimi engellemeyi isteme, hukuka aykırı faaliyet ve işlemlerde bulunan platformlarının faaliyet iznini iptal etme ya da durdurma gibi yetkiler ile donatılmış ise de, kitle fonlaması platformları ve kitle fonlaması suretiyle halktan para toplayan kişiler ile bunlara fon sağlayanlar arasındaki ilişkilerin Sermaye Piyasası Kanunu hükümlerine değil de genel hükümlere tabi tutulması ve yatırımcı tazminine ilişkin hükümlerden ayrık tutulması, sistemin işleyişinde ortaya çıkabilecek aksaklıklarda asıl sorumluluğu yatırımcıya yüklemektedir. Bu durumda, yeni sisteme olan güvenin sağlanmasının zaman alacağı, kısa vadede ancak arkasında büyük sermaye gruplarının bulunacağı girişimlerin kitle fonlamasına güven duyulabileceği, düşük sermayeli girişimcilerin bu konuda ellerinin oldukça zayıf kalacağı düşünülmektedir.

Ayrıca, Sermaye Piyasası Kanunu’na tabi olmakla birlikte, hukuka aykırı kitle fonlamalarına anılan Kanunun idari para cezalarına ilişkin 103’üncü maddesi ile denetime yardımcı olmamaya ilişkin 111’inci maddesinin uygulanabileceği anlaşılmaktadır. Yasada yer alan diğer suçlar ile cezaların, kitle fonlamasına uygulanabilirliği olası görülmemektedir. Dolayısıyla, daha yolun başında olan kitle fonlamasında olumsuzlukların yaşanmaması yahut en aza indirgenmesi bakımından, hukuka aykırı faaliyet ve işlemlerde bulunan kitle fonlaması platformları ve kitle fonlaması suretiyle halktan para toplayan kişiler için caydırıcı cezalar öngörülmesinin uygun olacağı kanısındayız.

Tabi, cezalar, hukuka aykırılık gerçekleştikten sonra devreye girdiğinden, asıl önemli olan önleyici tedbirlerin alınmasıdır. Kanımızca, SPK, kitle fonlamasına ilişkin ikincil düzenlemeleri biran önce hazırlayıp yürürlüğe sokmalı ve gerek gördüğü diğer tedbirleri almalı, izin verdiği kitle fonlaması platformlarını Kurumun internet sitesinde kamuya ilan etmeli, böylece küçük yatırımcıların anılan platformun güvenilir olup olmadığını kolayca anlamalarına imkan tanımalıdır. Aksi takdirde, kitle fonlaması da 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun kitlesel temsil düzenlemesi gibi işlevsel olmaktan uzaklaşır. Tabi, bu konuda yatırımcılara da büyük görevler düşüyor. Özellikle, küçük yatırımcıların rasyonel hareket etmesi ve uçuk getiri vaatlerine kanmaması gerekiyor.


Kaynak: http://vergialgi.net/ticaret-hukuku/halktan-elektronik-yolla-para-toplanmasi-ve-kitle-fonlamasi/


 

Anonim ve Limited Şirketin Tescilinden Önce Yapılan Kira Ödemeleri Gider Yazılabilir mi?

Soner ALTAŞ

VergiAlgı, 19 Nisan 2018

 

Şirket kuruluşundan önce bazı hazırlıklar yapılır. Bu hazırlıklardan birisi de kurulacak şirket için bir ofisin veya binanın kiralanmasıdır. Nitekim uygulamaya baktığımızda, şirket kuruluşundan önce ortakların şirketin faaliyet göstereceği bina veya ofisi aylar veya haftalar önce kiralayıp hazır hale getirdiklerini ve şirket faal hale gelene kadar da kendi ceplerinden kira ödediklerini görmekteyiz. Bu şekilde şirket kuruluşundan önce kiralanan ve kira sözleşmesi şirketin kurucuları adına düzenlenen bina, ofis gibi işyerleri için ödenen kira bedellerinin şirket kurulduktan sonra gider olarak yazılıp yazılmayacağı hususu uygulamada tartışmalıdır.

Gelir İdaresi, Türk Ticaret Kanunu’na göre şirketlerin tüzel kişiliklerini ticaret siciline kayıt ile kazandıkları ve tüzel kişiliklerinin bu tarih itibariyle başladığı, bir şirketin hak sahibi olmasının ancak tüzel kişilik kazandığı tarih ile bu kişiliğin sona erdiği yani ticaret sicilinden kaydının silindiği tarih arasında olanaklı olduğu, dolayısıyla, şirketin tüzel kişilik kazanmadan önce şirket kurucusu tarafından kiralanan işyeri için yapılan kira ödemelerinin gider olarak kurum kazancından indirilmesinin mümkün olmadığı görüşündedir.

Gelir İdaresi Başkanlığı İzmir Vergi Dairesi Başkanlığı’nın 8/12/2014 tarihli ve 67854564-1741-667 sayılı Özelgesi’nde, konu ile ilgili olarak, aynen;

İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda, sigorta acenteliği faaliyetinde bulunan şirketinizin Eylül/2013 tarihinde kurulduğu, şirket kuruluşundan önce faaliyetinizi sürdürmek amacıyla Ocak/2013 tarihinde bir işyeri kiralandığı belirtilerek, şirket kuruluşundan önce kiralanan işyeri için ödenen kira bedellerinin gider yazılıp yazılmayacağı ile sigorta acentesi olan şirketinizin Ba-Bs bildirim formu verme yükümlülüğü bulunup bulunmadığı hususlarında Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

Konu ile ilgili olarak özelge talep formu eklerinin incelenmesinden, bahsi geçen işyeri için düzenlenen kira sözleşmesinin kiracı sıfatıyla xxx adına düzenlendiği, kira başlangıç tarihinin 15.01.2013 olduğu, kiralanan işyerinin sigorta acenteliği faaliyetinde kullanılacağı ve söz konusu şahsın şirketin kurucusu ve müdürü olduğu anlaşılmaktadır.

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 6 ncı maddesinin birinci fıkrasında, kurumlar vergisinin, mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safi kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı belirtilmiş; aynı maddenin ikinci fıkrasında da, safi kurum kazancının tespitinde Gelir Vergisi Kanununun ticari kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı hükme bağlanmıştır.

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 40 ıncı maddesinde, safi kazancın tespit edilmesinde indirilecek giderler sayılmış olup maddenin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde, ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için yapılan genel giderlerin safi kazancın tespitinde gider olarak indirilebileceği hükmüne yer verilmiştir.

Anılan bent hükmü uyarınca, yapılan genel giderlerin indirime konu edilebilmesi için söz konusu giderlerle kazancın elde edilmesi ve idamesi arasında doğrudan ve açık bir illiyet bağının bulunması ve ayrıca söz konusu giderlere ilişkin tanzim edilecek belgelerin Vergi Usul Kanununa göre geçerli bir belge olması gerekmekte olup, bu mahiyette olmayan giderlerin ticari kazancın tespitinde indirim konusu yapılabilmesi mümkün değildir.

Öte yandan, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 8 inci maddesinde; “Mükellef, vergi kanunlarına göre kendisine vergi borcu terettübeden gerçek veya tüzel kişidir. Vergi sorumlusu, verginin ödenmesi bakımından, alacaklı vergi dairesine karşı muhatap olan kişidir. Vergi kanunlarıyla kabul edilen haller müstesna olmak üzere, mükellefiyete veya vergi sorumluluğuna müteallik özel mukaveleler vergi dairelerini bağlamaz. Bu kanunun müteakip maddelerinde geçen “mükellef” tabiri vergi sorumlularına da şamildir.” hükmüne yer verilmiştir.

Türk Ticaret Kanununa göre şirketlerin tüzel kişilik kazanmaları ticaret siciline kayıt ile başlar. Bir şirketin hak sahibi olması ancak, tüzel kişilik kazandığı tarih ile bu kişiliğin sona erdiği yani ticaret sicilinden kaydının silindiği tarih arasında olanaklıdır.

Buna göre, şirketinizin tüzel kişilik kazanmadan önce şirket kurucusu tarafından kiralanan işyeri için yapılan kira ödemelerinin gider olarak kurum kazancından indirilmesi mümkün değildir.” denilmiştir.

Özelge’de, İdarenin görüşüne dayanak olarak şirketlerin tüzel kişilik kazanmalarının ticaret siciline kayıt ile başlaması ve şirketin hak sahibi olmasının ancak tüzel kişilik kazandıktan sonra mümkün olabilmesi gösterilmiştir. Kanımızca, İdare, bahsigeçen Özelgesi’nde 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun bazı hükümlerini almakla birlikte, bazı hükümlerini göz ardı ederek eksik değerlendirmede bulunmuştur. Anılan Özelgede şirketin türü belirtilmemiştir. Ancak, sigorta acenteliği yaptığı ifade edildiğinden, anılan şirketin türünün limited olduğu anlaşılmaktadır. Bununla birlikte, yazımızda konu hem anonim hem de limited şirketler açısından değerlendirilecektir.

TTK’nın 355’nci maddesinin birinci fıkrasına göre; anonim şirketticaret siciline tescil ile tüzel kişilik kazanır. Benzer hüküm limited şirketler için de geçerlidir. TTK’nın 588’inci maddesinin birinci fıkrasına göre, limited şirket, ticaret siciline tescil ile tüzel kişilik kazanır. Bu husus Özelge’de de açık bir şekilde belirtilmektedir. Özelgede göz ardı edilen husus, anılan maddelerin diğer fıkralarında belirtilen hükümlerdir.

TTK’nın anonim şirketlere ilişkin 355’inci maddesinin ikinci fıkrasında, aynen;

Tescilden önce şirket adına işlem yapanlar ve taahhütlere girişenler, bu işlem ve taahhütlerden  şahsen ve müteselsilen  sorumludurlar.  Ancak,  işlem ve  taahhütlerin,  ileride kurulacak şirket adına yapıldığı açıkça bildirilmiş ve şirketin ticaret siciline tescilinden sonra üç aylık süre içinde bu taahhütler şirket tarafından kabul olunmuşsa, yalnız şirket sorumlu olur.”;

Limited şirketlere ilişkin 588’inci maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında da;

Tescilden önce şirket adına işlem yapanlar, bu işlemler dolayısıyla şahsen ve müteselsilen sorumludur.

Bu gibi taahhütlerin, ileride kurulacak şirket adına yapıldıklarının açıkça bildirilmeleri ve şirketin ticaret siciline tescilini izleyen üç aylık süre içinde şirket tarafından kabul edilmeleri koşuluyla, bunlardan yalnız şirket sorumlu olur.” hükümlerine yer verilmiştir.

Dolayısıyla, anonim veya limited şirketin ticaret siciline tescil edilip tüzel kişilik kazanmasından önce şirket adına işyeri, bina vb. kiralanması, imzalanacak kira sözleşmesinde kiralamanın ileride kurulacak şirket adına yapıldığının açıkça belirtilmesi ve şirketin ticaret siciline tescilinden sonra üç aylık süre içinde kiralama işleminin şirket tarafından kabul olunmasıhalinde, kira ödemelerinden sadece şirket sorumlu olacaktır. TTK’da şirket adına bu kararı kimin vereceği açık olmamakla, dolayısıyla şirketin yönetim organının –anonim şirketlerde yönetim kurulu, limited şirketlerde ise müdür veya müdürler kurulu- dahi alabileceği düşünülmekle birlikte, bu kararın şirketin genel kurulu tarafından alınması daha uygun olacaktır.

Şirketin, kabulden önce yapılan ödemelerden sorumlu olup olmayacağı hususunda tereddüt yaşanabileceği dikkate alınarak, kurucuların, kira ödemelerinin şirketin kuruluşunun tescilinden sonra yapılacağına dair kira sözleşmesine bir hüküm koymaları ve kira ödemelerini şirketin kabul kararından sonra yapmaları, olası ihtilafları giderecektir. Bu koşulların sağlanmasının akabinde şirketin ödemekle sorumlu olacağı bir işlemin gider olarak indirilmesine izin verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

Şirketçe kabul olunmadığı takdirde ise önceden kiralanan işyerinin şirketin tescil tarihine kadar olan giderleri kurucular tarafından karşılanmalı ve tescil tarihinden geçerli olmak üzere kira sözleşmesi şirket ile mal sahibi arasında yenilenmelidir.

Bu itibarla, anonim ve limited şirketlerin, mükellef olarak, yazımızda belirttiğimiz yasa hükümleri doğrultusunda Özelge talep etmelerinin, İdarenin konuyu sadece tüzel kişilik kazanma açısından değil, anılan hükümler yönünden de değerlendirmesine ve mükellef lehine görüş bildirmesine katkı sağlayabileceği kanısındayız.

 


Kaynak: http://vergialgi.net/ticaret-hukuku/anonim-ve-limited-sirketin-tescilinden-once-yapilan-kira-odemeleri-gider-yazilabilir-mi/


 

Faaliyet Raporu Düzenlemek Zorunda Olan Şirketler

Soner Altaş

VergiAlgı, 2 Nisan 2018

Sermaye şirketlerinde şirketin yönetim organının, diğer bir deyişle anonim şirketlerde yönetim kurulunun, sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerde yöneticinin veya yöneticilerin, limited şirketlerde müdürün yahut müdürler kurulunun; şirketler topluluğunda da ana şirketin yönetim organının geçmiş hesap dönemine (örneğin; içerisinde bulunduğumuz 2018 yılı itibariyle 2017 yılına ilişkin) bir yıllık faaliyet raporu hazırlaması ve genel kurula sunması gerekmektedir.

Hazırlanacak yıllık faaliyet raporu “genel bilgiler; yönetim kurulu üyeleri ile üst düzey yöneticilere sağlanan mali haklar; şirketin araştırma ve geliştirme çalışmaları; şirket faaliyetleri ve faaliyetlere ilişkin önemli gelişmeler; finansal durum; riskler ve yönetim kurulunun değerlendirmesi; diğer hususlar” olmak üzere yedi bölümden oluşur.

Yönetim organı, yıllık faaliyet raporunu, ortakların şirketin faaliyetleri hakkında her türlü bilgiye tam ve doğru bir şekilde ulaşmasını sağlayacak ayrıntıda hazırlamakla yükümlüdür. Bu amaçla, yıllık faaliyet raporunda mümkün olan en basit kavram ve terimler kullanılır, tereddüde neden olabilecek belirsiz ifadelerden kaçınılır. Teknik terim kullanılması gereken yerlerde, herkesin kolayca anlamasına imkan verecek şekilde açıklamalar yapılır. Şirketin, finansal performansı ile finansal durumunun genel özellikleri ve karşı karşıya bulunduğu temel riskler yıllık faaliyet raporunda değerlendirilir. Şirketin finansal durumuna ilişkin bu değerlendirmeler finansal tablolara dayandırılır. Ayrıca finansal olmayan risklere de faaliyet raporunda yer verilir. Yıllık faaliyet raporunda ayrıca şirketin gelişmesine ve karşılaşması muhtemel risklere açıkça işaret olunur ve bu konulara ilişkin yönetim organının değerlendirmesine yer verilir. Raporda gerekli olması halinde grafiklere de yer verilebilir.

Yıllık faaliyet raporunun olağan genel kurul toplantılarında müzakeresi şart olduğundan, sermaye şirketlerinin yönetim organlarının sözkonusu raporu ilgili mevzuata uygun olarak hazırlayıp genel kurulun onayına sunması önem arz etmektedir. Anılan raporda gerçeğe aykırı bilgilere yer verilmesinin yahut bu raporu hazırlamadan sanki varmış gibi genel kurulda görüşüp onaylatmanın ise suç teşkil edeceğini ve yönetim organı üyelerinin cezaî sorumluluklarını doğuracağını belirtmekte fayda vardır.


Kaynak: http://vergialgi.net/ticaret-hukuku/faaliyet-raporu-duzenlemek-zorunda-olan-sirketler/


 

Limited Şirket Kuruluşu Artık Tek Noktadan ve Daha Kolay

Soner ALTAŞ

VergiAlgı, 22 Mart 2018

15/2/2018 tarihinde kabul edilen 7099 sayılı Kanun 10 Mart 2018 tarihli Resmi Gazete’de yayımlandı ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ile Vergi Usul Kanunu’nda önemli değişiklikler yapıldı. Yapılan bu değişiklikler ile limited şirket kuruluşu tek yerde toplandı ve oldukça kolaylaştırıldı.

Mevcut uygulamada limited şirket kuruluşu için notere gitmek zorunlu idi. Her ne kadar, TTK, şirket sözleşmesinin ticaret sicili müdürü yahut yardımcısı huzurunda imzalanmasına izin verse de, bu fiilen uygulanamıyordu. Yapılan değişiklik ile limited şirket kurucularının sözleşmedeki imzalarının noterce onaylanması uygulaması kaldırıldı ve şirket sözleşmesinin ticaret sicil müdürlüğünde imzalaması öngörüldü.

Limited şirketin kuruluşunda nakden taahhüt edilen payların en % 25’inin ödenmesi, bu amaçla MERSİS’ten alınan potansiyel vergi numarası ile şirket adına bankada bir hesap açtırılması ve sermayenin ilk diliminin bu hesaba yatırılması, bankadan paranın yatırıldığına dair bir mektup alınması ve bunun ticaret sicili müdürlüğüne verilmesi gerekiyordu. 7099 sayılı Kanun ile nakden taahhüt edilen payların itibari değerlerinin en az yüzde yirmi beşinin tescilden önce ödenmesi şartı da limited şirketler açısından uygulamadan kaldırıldı.

Şirket adına imzaya yetkili kimselerin imzalarında da önemli bir değişikliğe imza atılarak, imza beyanının, herhangi bir ticaret sicili müdürlüğünde yetkilendirilmiş personelin huzurunda yazılı beyanda bulunmak suretiyle verilmesi zorunlu hale getirildi.

Yapılan diğer bir değişiklik ile de, hem Vergi Usul Kanunu hem TTK’da değişikliğe gidilerek, anonim ve limited şirketler ile kooperatifler tarafından tutulacak defterlerin, kuruluş aşamasında, ticaret sicili müdürlüğü tarafından yapılması zorunlu hale getirildi, noterlerin kuruluş sırasındaki açılış tasdiki yetkisi sayılan şirketler yönünden kaldırıldı.

Anılan değişiklikler 15 Mart 2018 tarihinde yürürlüğe girdi. Dolayısıyla, bu tarihten itibaren limited şirket için önce notere sonra bankaya gitme, oradan ticaret siciline uğrama ve şirketi tescil ettirdikten sonra da defterleri notere götürüp tasdik ettirme devri sona erdi. Limited şirket kurmak isteyen kurucular, ticaret sicili müdürlüklerine uğrayıp şirketin kuruluşunu tek noktadan, hızlı ve zahmetsiz bir şekilde yapabilecekler.

Kanımızca, ticaret sicili müdürlükleri bu dönüşüme önceden hazırlık yapmışlardır. Ancak, önceden muhtelif noterlerde yapılan bu işlemlerin tek yerde toplanması, muhtemelen ticaret sicili müdürlüklerinde bir izdihama sebep olabilecektir. Ticaret sicili müdürlükleri de bu izdihamı önlemek için randevu sistemi uygulayacak ve personel sayısında artışa gidecektir. Hatta, defter onayı hususunda yetkilendirilen ticaret sicili müdürlüklerinin, anonim ve limited şirketler tarafından tutulacak defterleri de temin edip ücreti karşılığında talep eden şirketlere sunmaları bu kolaylığı bir adım daha ileriye taşıyacaktır. Sistemin ilk dönemlerinde bazı aksaklıkların yaşanması mümkündür, ancak, netice itibariyle şirket kuruluşunu kolaylaştıran bir düzenlemedir. Ülkemiz ekonomisine hayırlı olmasını diliyoruz.


Kaynak: http://vergialgi.net/ticaret-hukuku/limited-sirket-kurulusu-artik-tek-noktadan-ve-daha-kolay/

Huzursuz Ortağın Limited Şirketten Ayrılma Yolları

Huzursuz Ortağın Limited Şirketten Ayrılma Yolları

Soner ALTAŞ

Dünya Gazetesi, 3 Mart 2018

 

Limited şirket ortakları arasında, aynı aileden olsalar dahi, birtakım sorunların, uyuşmazlıkların ve huzursuzlukların yaşanması mümkündür. Zaman zaman yaşanan bu ufak anlaşmazlıklar ve kavgalar, işin tuzu biberidir aslında. Gönlümüz bu huzursuzlukların zaman içerisinde giderilmesi ve ilişkilerin normale dönmesinden yana olsa da, bazen habbe kubbe yapılmakta ve baba ile oğulun yahut kardeşlerin mahkemelik oldukları hallere dahi rastlanabilmektedir. Eski Ticaret Kanunu döneminde limited şirketlerin en az iki ortaklı olarak kurulması şart olmasına karşılık, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu tek kişilik şirkete izin vermektedir ve yeni kurulan şirket verilerine baktığımızda tek kişilik limited şirket kuruluşunun ağırlıklı bir paya sahip olduğu görülmektedir. Bu yönüyle, yeni sistem, bağımsız hareket etme ve diğer ortaklarla sorun yaşama ihtimalinden uzak olma adına önemli bir imkan sağlamaktadır.

Peki, limited şirket birden fazla ortağa sahipse ve şirket içinde huzursuzluk hakimse, bu huzursuzluklar aile ile dostluk ilişkilerine de yansıyorsa ve artık bıçak kemiğe dayandıysa, bazı ortaklar bu yüzden şirketten ayrılmak istiyorlarsa, ne yapılacaktır? Bu konuda başvurulabilecek birkaç yöntem vardır. Bunlardan bazıları, önceden öngörülüp alınacak tedbirlerden oluşmakta, bazıları ise sorunlar baş gösterdikten sonra uygulanmaktadır. Huzursuz ortağın şirketten çıkması için başvurulabilecek yollardan birisi şirket sözleşmesine hüküm konulması ve bu hükme istinaden ortaklıktan çıkma talebinde bulunulmasıdır. Bu hükme, şirketin kuruluşunda yer verilebileceği gibi, sonradan sözleşme değişikliğine gidilerek de tesis edilebilir. Anılan hak koşulsuz olarak öngörülebileceği gibi, belirli şartlara da bağlanabilir. Eğer koşulsuz olarak tanınmışsa, ortak herhangi bir sebep belirtmeksizin ve kendisinden herhangi bir koşulu yerine getirmesi istenmeksizin şirketten çıkma hakkını kullanır. Yok eğer, şirket sözleşmesi çıkma hakkını bazı şartlara bağlamış ise, bu durumda, ortak ancak şirket sözleşmesinde yazılı olan şartları yerine getirerek ortaklıktan çıkma hakkını kullanır.

Bununla birlikte, uygulamada, limited şirketlerin ekseriyetinin eski kanun döneminde kurulmuş olmasının da etkisiyle, şirket sözleşmelerinde ortaklıktan çıkmaya ilişkin bir hükmün bulunmadığını düşünmekteyiz. Şirket sözleşmesinde ortaklıktan çıkma hakkına ilişkin bir hükmün yer almaması, ortağın hiçbir surette şirketten çıkamayacağı anlamına gelmese de, böyle bir durumda ortağın mahkemeye başvurması ve çıkmanın haklı bir sebebe dayanması gerekir.

Bu nedenle, şirketten çıkmayı yargıya gitmeden çözmek isteyen limited şirket kurucularının ve ortaklarının şirket sözleşmelerine çıkma hakkına dair hükümler koymaları uygun olacaktır. Fakat, şirket sözleşmesine böyle bir hükmü koymadan önce, ayrılan ortağın ayrılma akçesi isteme hakkının bulunduğunu, çıkma halinde diğer ortakların da çıkmaya katılma talebinde bulunabileceklerini, bu hususların ise şirketin mali yapısını ve devamlılığını olumsuz yönde etkileyebileceğini göz önünde bulundurup detaylı bir şekilde müzakere etmelerini önermekteyiz.


Kaynak: https://www.dunya.com/kose-yazisi/huzursuz-ortagin-limited-sirketten-ayrilma-yollari/405610


 

error: Content is protected !!