Yardım ve Hayır İşlerinde Kurumsallaşma

YARDIM VE HAYIR İŞLERİNDE KURUMSALLAŞMA

Soner ALTAŞ

Dünya Gazetesi, 9 Aralık 2917

Milletimizi diğer dünya toplumlarından ayıran en belirgin özelliklerden birisi yardımsever, misavirperver ve hayırsever olmasıdır. Özellikle, Anadolu’da yaşayan sanayici ve işadamlarımızın gerek kendi ücretlerinden gerek şirketlerinin bütçesinden hayır kurumlarına, vakıflara bağışta bulunduklarını, öğrencilere burs verdiklerini sıkça duyarız. Hatta, birçok sanayici ve işadamımız, özellikle şirket çalışanlarına da bu anlamda destek olur ve asgari ücretle geçinmenin zorluğunu dikkate alarak telafi edici ödemelerde bulunurlar. Devamını oku

Aile Anayasası Önemini Yitiriyor mu?

AİLE ANAYASASI ÖNEMİNİ YİTİRİYOR MU?

Soner ALTAŞ

Dünya Gazetesi, 16 Kasım 2017

Geçtiğimiz günlerde basına yansıyan bir söyleşide Aile Anayasasının hukuki yaptırımının olmadığı, centilmenlik anlaşması seviyesinde kaldığı, çok işlevsel olmadığı, uygulanabilirliği açısından eleştiriler aldığı yönündeki beyanları okuyunca, uygulamada bazı sıkıntılar ve tereddütler yaşandığını düşündüm. Bu durum, kurumsallaşma ve aile anayasasına sahip olma niyeti bulunan aile işletmelerinin şevkini kırıcı bir etkiye de sahip olabilirdi. Zira, ülkemizin dört bir yanında birçok aile şirketinin öncelikli hedefleri arasında kurumsallaşma ve aile anayasasına sahip olma arzusu bir şekilde yer almaktadır. Devamını oku

Şirketler Topluluğunda Hâkim Teşebbüsün Tacir Sayılması Sorunu

ŞİRKETLER TOPLULUĞUNDA HAKİM TEŞEBBÜSÜN TACİR SAYILMASI SORUNU

Soner ALTAŞ

VERGİALGI, 12 Kasım 2017

Ülkemizde uzun yıllardır var olmasına rağmen, şirketler topluluğuna dair kurallar 1 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda düzenlenmiştir. TTK’nın 195’inci maddesinin birinci fıkrasında şirketler topluluğunun genel kural olarak ticaret şirketleri (yani, kollektif, komandit, anonim, limited şirketler ile kooperatifler) arasında kurulabileceği ifade edilse ve buradan hâkim şirketin bir ticaret şirketi olabileceği sonucu çıkarılsa da, aynı maddenin beşinci fıkrasında “Şirketler topluluğunun hâkiminin, merkezi veya yerleşim yeri yurt içinde veya dışında bulunan, bir teşebbüs olması hâlinde de, 195 ilâ 209 uncu maddeler ile bu Kanundaki şirketler topluluğuna ilişkin hükümler uygulanır.” hükmüne yer verilerek hâkimin teşebbüs olması halinde de şirketler topluluğuna ilişkin hükümlerin uygulanacağı belirtilmiştir.

Nitekim, TTK’da bu konuda açık bir sınırlama yer almamakla birlikte, Ticaret Sicili Yönetmeliği’nde, şirketler topluluğundan bahsedebilmek için, biri ana ikisi de yavru şirket olmak üzere en az üç ticaret şirketinin; eğer ana şirket bir ticaret şirketi değil de bir teşebbüs ise, bu durumda teşebbüse doğrudan veya dolaylı olarak bağlı bulunan ticaret şirketlerinin sayısının en az üç olması gerektiği belirtilmiş ve teşebbüse ilişkin durum farklılaştırılarak kabul edilmiştir. Bununla birlikte, üzülerek belirtmeliyiz ki, ne TTK’da ne de Ticaret Sicili Yönetmeliği’nde “teşebbüs” kavramına açıklık getirilmemiştir.

Buna karşılık, öğretide, hakim teşebbüsün, gerçek kişi veya tüzel kişi olabileceği, ticaret şirketi olmasının zorunluluk teşkil etmediği, bu yönüyle, aile üyeleri, dernek, vakıf, hatta belediyelerin dahi hakim teşebbüs olabileceği yönünde görüşler mevcuttur. Biz de bu görüşlere katılmaktayız. Bu durumda, gerçek kişilerin, il özel idaresi, büyükşehir belediyesi, belediye gibi kamu tüzel kişilerinin, kamu kurumu niteliğindeki ticaret, sanayi, meslek odalarının, özel hukuk tüzel kişisi olan organize sanayi bölgelerinin ve burada ismini sayamadığımız diğer özel ve kamu tüzel kişilerinin en az % 51’ine iştirak edip oy haklarının çoğunluğuna veya yönetim kontrolüne sahip oldukları şirket sayısı (anonim veya limited şirket olması önemli değildir) üç ve üzerinde ise, bunlar hakkında da Şirketler Topluluğuna ilişkin hükümler uygulanacak; bahsigeçen kuruluşların hakim ortak olarak iştirak ettikleri şirketler de bağlı şirket olarak değerlendirilecektir.

Hâkim teşebbüs kavramı neden bu kadar önemlidir sorusu aklınıza gelebilir. Hâkim teşebbüsten, dolayısıyla da şirketler topluluğunun varlığından bahsettiğimiz takdirde, TTK’nın şirketler topluluğu için öngördüğü raporlama başta olmak üzere, bildirim, tescil ve ilan yükümlülükleri gündeme gelecektir.

Ayrıca, TTK’nın 195’inci maddesinin beşinci fıkrasında yer verilen “Hâkim teşebbüs tacir sayılır.” ifadesi, uygulamada tereddütlere ve tartışmalara yol açabilecek bir yapıdadır. Zira, anılan hükümde yer verilen bu ifade, teşebbüs açısından başkaca sonuçların doğmasına da yol açmaktadır. En basitinden, TTK, tacir olmanın bazı hükümler doğurduğunu, bu açıdan bakıldığında, tacirin, her türlü borcu için iflasa tabi olduğunu; ayrıca kanuna uygun bir ticaret unvanı seçmek, ticari işletmesini ticaret siciline tescil ettirmek ve gerekli ticari defterleri tutmakla yükümlü olduğunu; her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerektiğini hükme bağlamıştır. Tacir olmanın bütün hükümlerini, teşebbüs kavramına giren bu gerçek ve tüzel kişilere uygulamak ise her zaman için olası gözükmemektedir.  Bu nedenle, bir yasa değişikliğinde anılan ifadenin fıkra metninden çıkarılmasının uygun olacağı kanısındayız.


Kaynak: http://vergialgi.net/ticaret-hukuku/sirketler-toplulugunda-h-kim-tesebbusun-tacir-sayilmasi-sorunu/


 

Ticareti Terk Suçu

TİCARETİ TERK SUÇU

Soner ALTAŞ

VERGİALGI, 5 Kasım 2017

Ticareti terk etme suçu, İcra ve İflas Kanunu’nda düzenlenmiştir. Kanunun 44’üncü maddesi uyarınca, ticareti terk eden bir tacir 15 gün içinde keyfiyeti kayıtlı bulunduğu ticaret siciline bildirmeye ve bütün aktifini, pasifini, alacaklılarının isim ve adreslerini gösteren bir mal beyanında bulunmaya mecburdur. Devamını oku

Kamu Sermayeli Şirketlerde Yönetim Kurulu Üyeleri

KAMU SERMAYELİ ŞİRKETLERİN YÖNETİM KURULU ÜYELERİ

Soner ALTAŞ

VERGİALGI, 15 Ekim 2017

Bilindiği üzere; 28 Mart 2013 tarihli ve 6455 sayılı Gümrük Kanunu İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 79. maddesi ile TTK’nın 359. maddesine “Devlet, il özel idaresi, belediye, köy ile diğer kamu tüzel kişilerinin pay sahibi olduğu anonim şirketlerde, sayılan tüzel kişiler veya bunların gerçek kişi temsilcileri yönetim kuruluna seçilebilir. Yönetim kurulu üye sayısı ikiden fazla olan şirketlerde üyelerin tamamının aynı kamu tüzel kişisinin temsilcisi olmaması şartıyla kamu tüzel kişisini temsilen birden fazla gerçek kişi yönetim kuruluna seçilebilir.” şeklindeki beşinci fıkra eklenmiştir. Devamını oku

Genel Kurul Karar Defteri Tutulmazsa Ne Olur?

GENEL KURUL KARAR DEFTERİ TUTULMAZSA NE OLUR?

Soner ALTAŞ

VERGİALGI, 18 Eylül 2017

Yazılarımızda zaman zaman mükellefler tarafından tutulması gereken defterlerin sadece vergi mevzuatında sayılan defterlerden ibaret olmadığını, Türk Ticaret Kanunu’nun da vergi kanunlarında yer almayan birtakım defterlerin tutulmasını zorunlu tuttuğunu ve bu defterlerin tutulmaması halinde ağır para cezalarının sözkonusu olabileceğini izah etmeye çalışıyoruz. Bu yazımızda üzerinde durulacak olan ve TTK uyarınca tutulması ve saklanması şart koşulan bu defterlerden birisi de genel kurul toplantı ve müzakere defteridir. Devamını oku

Limited Şirketler Kitabı 8. Baskı

LİMİTED ŞİRKETLER

8. BASKI

 

 

KİTAP HAKKINDA :

Limited şirketler, kuruluşlarından tasfiye olunmalarına kadar Türk Ticaret Kanunu hükümlerine tabidirler. 1 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, limited şirketlere ilişkin birçok değişiklik ve yenilik öngörmektedir. Tek ortaklı limited şirkete izin verilmesi, özden yönetim yerine seçilmiş yönetim ilkesinin benimsenmesi, elektronik ortamda genel kurul ve müdürler kurulu toplantısı yapılmasına imkan sağlanması, limited şirketlerin büyüklüklerine göre sınıflandırılması, ek ödeme ve yan edim yükümlülüklerine yer verilmesi, özel denetim isteme hakkının getirilmesi, ayrılma akçesinin açıkça hükme bağlanması, ortaklıktan çıkmaya katılma hakkının öngörülmesi, hukukî ve cezaî sorumluluk hallerinin kapsamlı bir şekilde düzenlenmesi, birleşme, bölünme ve tür değiştirmenin yeni kurallara bağlanması bu değişikliklerden ve yeniliklerden sadece birkaçıdır.

Soner ALTAŞ tarafından kaleme alınan ve ilgili mevzuatta yapılan değişikliklere ve konuya ilişkin yönetmelikler ile tebliğlere göre güncellenen bu eserde, 6102 sayılı yeni Türk Ticaret Kanunu’nun limited şirketlere ilişkin düzenlemeleri en son haliyle ve tüm yönleriyle ele alınmış, ayrıca yeni TTK hükümleri ışığında alınan limited şirketlere dair yüksek yargı kararlarına da yer verilmiştir.

Konu Başlıkları
Limited Şirketin Kuruluşu ve Kuruluş Belgeleri
Genel Kurul, Toplantı ve Karar Yetersayıları
Müdür ve Müdürler Kurulu
Limited Şirketin Denetimi
Pay ve Payın Devri
Sözleşme Değişiklikleri
Esas Sermayenin Artırılması ve Azaltılması
Kâr Payı ve Yedek Akçeler
Ticarî Defterler ve Belgeler
Finansal Tablolar ve Raporlar
Hukukî ve Cezaî Sorumluluk
Ölçeklerine Göre Limited Şirketler
Limited Şirketin Sona Erme Sebepleri ve Tasfiye
Limited Şirketlerin Birleşmesi, Bölünmesi, Tür Değiştirmesi

Anonim Şirketler Kitabı 8. Baskısı

ANONİM ŞİRKETLER

8. BASKI

KİTAP HAKKINDA :

Anonim şirketler, kuruluşlarından tasfiye olunmalarına kadar Türk Ticaret Kanunu hükümlerine tabidirler. 1 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı yeni Türk Ticaret Kanunu anonim şirketlere yönelik birçok değişiklik ve yenilik öngörmüştür. Tek kişilik anonim şirket kuruluşuna ve tek kişilik yönetim kuruluna izin verilmesi; halka açık olmayan anonim şirketler için kayıtlı sermaye sisteminin, birikimli oyun ve kâr payı avansının öngörülmüş olması; denetçinin şirket organı olmaktan çıkarılması; bazı anonim şirketlere bağımsız denetime tabi olma ve internet sitesi açma, diğerlerine de şirket dışı denetçiler tarafından denetlenme zorunluluğunun getirilmesi; genel kurul ile yönetim kurulu toplantılarının elektronik ortamda yapılabilmesi; finansal tabloların Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu tarafından belirlenecek standartlara göre düzenlenecek olması; anonim şirketlerin büyüklüklerine göre sınıflandırılması; birleşme, bölünme ve tür değiştirmenin yeni kurallara bağlanması; yeni getirilen cezalar ile şirketler topluluğuna ilişkin düzenlemeler bu yeniliklerden ve değişikliklerden sadece birkaçıdır.

Soner ALTAŞ tarafından kaleme alınan ve ilgili mevzuatta yapılan değişikliklere, konuya ilişkin yönetmeliklere ve tebliğlere göre güncellenen bu eserde, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun anonim şirketlere ilişkin düzenlemeleri en son haliyle ve tüm yönleriyle ele alınmış; ayrıca yeni TTK hükümleri ışığında alınan anonim şirketlere dair yüksek yargı kararlarına yer verilmiştir.

Konu Başlıkları
Anonim Şirketin Kuruluşu ve Kuruluş Belgeleri
Genel Kurul, Toplantı ve Karar Yetersayıları
Yönetim Kurulu
Anonim Şirketin Denetimi
Pay ve Pay Senetleri
Esas Sözleşme Değişiklikleri
Sermayenin Artırılması ve Azaltılması
Şirketler Topluluğu
Kar Payı ve Yedek Akçeler
Ticarî Defterler ve Belgeler
Finansal Tablolar ve Raporlar
Hukukî ve Cezaî Sorumluluk
Ölçeklerine Göre Anonim Şirketler
Anonim Şirketin Sona Erme Sebepleri ve Tasfiye
Anonim Şirketlerin Birleşmesi, Bölünmesi, Tür Değiştirmesi

Limited Şirkette Özel Denetimin Önemi ve Yöntemi

Limited Şirkette Özel Denetimin Önemi ve Yöntemi

Soner ALTAŞ

Dünya Gazetesi, 18 Eylül 2017

 

Hatırlanacağı üzere, 6102 sayılı yeni Türk Ticaret Kanunu’nun 13 Ocak 2011 tarihinde kabul edilen ilk halinde ölçeğine bakılmaksızın bütün küçük, orta ve büyük ölçekli anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlere bağımsız denetime tabi olma zorunluluğu getirilmiş iken; 26/6/2012 tarihli ve 6335 sayılı Kanun’la yapılan değişiklik ile her ölçekteki şirketin bağımsız denetime tabi olması zorunluluğundan vazgeçilmiş, bunun yerine bağımsız denetime tabi olacak şirketleri belirleme yetkisi Bakanlar Kurulu’na verilmiştir. Bakanlar Kurulu da kendisine tanınan bu yetki çerçevesinde almış olduğu Bağımsız Denetime Tabi Olacak Şirketlerin Belirlenmesine Dair Karar ile hangi sermaye şirketlerinin (anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirket) bağımsız denetime tabi olacağını belirlemiştir.

Gelinen noktada, limited şirketler Bağımsız Denetime Tabi Olacak Şirketlerin Belirlenmesine Dair Bakanlar Kurulu Kararı kapsamına giriyorlarsa bağımsız denetim yaptırmakla yükümlü olacaklar; anılan karar kapsamına girmiyorlarsa denetime tabi olmayacaklardır. Anılan Bakanlar Kurulu kapsamına giren limited şirketin yok denecek kadar az olduğu dikkate alındığında, 2017 yılı Eylül ayı itibariyle sayıları 710 bin 693 olan limited şirketin denetimsiz bırakıldığını söylemek yanlış olmaz. Bu durum, denetçinin yerini alamayacak olsa dahi, limited şirketlerde özel denetim sisteminin önemini artırmaktadır.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda öngörülen bağımsız denetim yanında yer verilen diğer bir denetim türü özel denetimdir. Özel denetim, esasında 6762 sayılı eski Ticaret Kanunu’nda da yer almakta, ancak sadece anonim şirketler için öngörülmekte, diğer ticaret şirketlerinde “özel denetçi” tayini talebine yer verilmemekte idi. 6102 sayılı TTK’da ise, Avrupa Birliği mevzuatına uyum çerçevesinde, anonim şirket pay sahiplerine tanınan özel denetim isteme hakkı limited şirket ortaklarına da tanınmıştır.

Dolayısıyla, limited şirket ortaklarından her biri, belirli olayların özel bir denetimle açıklığa kavuşturulmasını genel kuruldan her zaman için isteyebilir. Limited şirket genel kurulu, bu talebi oylamak zorundadır. Yapılacak oylama sonucunda, genel kurulun talebi onaylaması durumunda, şirket ya da ortaklardan herhangi birisi, otuz gün içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden bir özel denetçi atanmasını isteyebilir. Ancak, ortağın bu talebini genel kurulun onayına sunabilmesi için, özel denetim istenen konuda, bilgi alma veya inceleme hakkını daha önce kullanmış olması; özel denetimin ortaklık haklarının, özellikle oy hakkının kullanımı yönünden gerekli olması ve özel denetimin konusunu belirli olayların oluşturması gerekir.

Peki, genel kurul ortağın talebini onaylamak zorunda mıdır? Tabi ki hayır, genel kurul sadece talebi oylamakla yükümlüdür, kabul etmek genel kurulu oluşturan ortakların takdirindedir. Eğer ortakların çoğunluğu özel denetim talebini kabul etmez ve yapılan oylama sonucunda genel kurul özel denetim talebini reddeder ise, sermayenin en az onda birini oluşturan ortaklar şirket merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesinden özel denetçi atamasını isteyebilirler. Ancak, bu davanın, genel kurulun özel denetim istemini reddettiği tarihten itibaren üç ay içerisinde açılması gerekir. Ayrıca, mahkeme tarafından özel denetçi atanabilmesi için kurucuların veya şirket organlarının, kanunu veya esas sözleşmeyi ihlâl ederek, şirketi veya ortakları zarara uğratmış olması ve de bu durumun dilekçe sahibi ortak veya ortaklar tarafından ikna edici bir şekilde ortaya konulmuş olması gerekir.


Kaynak: https://www.dunya.com/kose-yazisi/limited-sirkette-ozel-denetimin-onemi-ve-yontemi/382078


 

Genel Kurul Karar Defteri Tutulmazsa Ne Olur?

Genel Kurul Karar Defteri Tutulmazsa Ne Olur?

Soner ALTAŞ

VERGİALGI, 18 Eylül 2017

 

Yazılarımızda zaman zaman mükellefler tarafından tutulması gereken defterlerin sadece vergi mevzuatında sayılan defterlerden ibaret olmadığını, Türk Ticaret Kanunu’nun da vergi kanunlarında yer almayan birtakım defterlerin tutulmasını zorunlu tuttuğunu ve bu defterlerin tutulmaması halinde ağır para cezalarının sözkonusu olabileceğini izah etmeye çalışıyoruz.

Bu yazımızda üzerinde durulacak olan ve TTK uyarınca tutulması ve saklanması şart koşulan bu defterlerden birisi de genel kurul toplantı ve müzakere defteridir.

TTK’da genel kurul toplantı ve müzakere defterinin ticari defterlerden olduğu açıkça vurgulanmış ve bu defterin de tıpkı yevmiye ve envanter defteri gibi “defter tutma yükümlülüğü” kapsamında yer aldığı hiçbir tereddüde mahal bırakmayacak şekilde vurgulanmıştır.

Genel kurul toplantı ve müzakere defteri, tüzel kişi tacirlerin genel kurul toplantılarında görüşülen hususların ve alınan kararların kaydedildiği ciltli ve sayfa numaraları teselsül eden bir defterdir.

19 Aralık 2012 tarihli ve 28502 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Ticari Defterlere İlişkin Tebliğ’e göre şahıs şirketleri (kolektif ve komandit şirketler) ile sermaye şirketleri (anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketler) genel kurul toplantı ve müzakere defteri tutmak zorundadırlar.

Genel kurul toplantı ve müzakere defteri, şirket genel kurul toplantısı yapılırken genel kurulda sorulan sorular, verilen cevaplar, sunulan önergeler, alınan kararlar işlenerek düzenlenebileceği gibi hazırlanan toplantı tutanağının deftere yapıştırılması şeklinde de tutulabilir. TTK’ya göre, genel kurul toplantı ve müzakere defterinin son kayıt tarihinden itibaren on yıl boyunca saklanması gerekmektedir.

Gelelim bu defteri tutmamanın ve saklamamanın cezasına: Aslında 6102 sayılı TTK’nın 13 Ocak 2011 tarihinde kabul edilen ilk halinde böyle bir ceza yer almakta idi. Ancak, 2012 yılı Haziran ayı içerisinde kabul edilen 6335 sayılı Kanunun 30. maddesi ile TTK’nın 562. maddesinin altıncı fıkrasının 13 Ocak 2011 tarihinde kabul edilen ilk halinde yer alan “Bu Kanunun 524 üncü maddesindeki ilanı yaptırmayanlar ikiyüz günden az olmamak üzere adli para cezasıyla cezalandırılırlar.” hükmü, “Ticari defterlerin mevcut olmaması veya hiçbir kayıt içermemesi yahut bu Kanuna uygun saklanmaması hâllerinde, sorumlular üçyüz günden az olmamak üzere adli para cezasıyla cezalandırılır.” şeklinde, anılan fıkranın ilk haliyle hiçbir ilişkisi bulunmayan bir düzenleme ile değiştirildi.

Dolayısıyla, genel kurul toplantı ve müzakere defterinin mevcut olmaması veya hiçbir kayıt içermemesi yahut saklanmaması hallerinde 300 günden az olmamak üzere adlî para cezası uygulanır. Bir başka deyişle, genel kurul toplantı ve müzakere defterinin ibraz edilmemesi veya boş bir defterin ibraz edilmesi halinde, sorumlulara 6.000 TL’den 73.000 TL’ye kadar adlî para cezası verilir. Bu nedenle, ticaret şirketlerinin yöneticilerinin genel kurul toplantı ve müzakere defteri tutma ve saklama konusunda son derece dikkatli olmaları gerekir.


Kaynak: http://vergialgi.net/ticaret-hukuku/genel-kurul-karar-defteri-tutulmazsa-ne-olur/


 

error: Content is protected !!