Menü Kapat

Ticari Vekil Atanması

TÜRKİYE NOTERLER BİRLİĞİ

GENEL YAZISI

Tarihi: 01.07.2013

Sayısı: 67

Konusu: Ticari vekiller hakkında.

İlgi: 26.06.2013 tarihli ve (6) sayılı genelge

Anonim ve limited şirket ticari vekilleri ile ilgili olarak noterliklerde düzenlenecek vekâletnamelerde uygulanacak usulün ilgi genelge ile duyurulmasından sonra, şirket temsilcileri tarafından verilen vekâletnameler ve ticari vekillere ilişkin olarak tereddütler yaşandığı anlaşılmakla, konuya ilişkin olarak aşağıdaki hususların duyurulmasında yarar görülmüştür.

Bilindiği üzere, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun:
547’nci maddesinde ticari temsilci, işletme sahibinin, ticari işletmeyi yönetmek ve işletmeye ilişkin işlemlerde ticaret unvanı altında, ticari temsil yetkisi ile kendisini temsil etmek üzere, açıkça ya da örtülü olarak yetki verdiği kişi,
551’inci maddesinde de ticari vekil, bir ticari işletme sahibinin, kendisine ticari temsilcilik yetkisi vermeksizin, işletmesini yönetmek veya işletmesinin bazı işlerini yürütmek için yetkilendirdiği kişi olarak tanımlanmıştır.

547’nci madde uyarınca ticari mümessillerin ticaret siciline tescillerinin zorunlu bulunmasına karşın, ticari vekillerde bu zorunluluk bulunmamaktadır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 05.11.2008 tarih 2008/15-651 E.N, 2008/654 K.N. sayılı kararında ticari temsilci ve ticari vekillerle ilgili olarak:
“Ticari hayattaki yoğunluk ve karmaşıklık, ticari işletme sahibinin, belirli bir büyüklüğe ulaşmış olan işletmesini tek başına yönetmesini neredeyse imkânsızlaştırdığı için, yardımcı kullanması zorunlu hale gelmektedir. Ticari mümessil ve ticari vekil, bu yardımcılardan ikisidir.
Gerek ticari mümessillik ve ticari vekillik; gerekse diğer yardımcılıklar (örneğin komisyoncu, acente gibi) 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 32. maddesinde düzenlenmiş olan temsil müessesesinin, ticari hayatın söz konusu gereklerinden kaynaklanan, bu gerekliliklere uydurulmuş özel türleridir. Önemli bir ortak yön olarak, hem ticari mümessillik ve hem de ticari vekillik, tek taraflı bir hukuki işlemle verilen bir temsil yetkisini içerirler ve bu temsil yetkisinin verilmesinde etken olan alt ilişkiden bağımsız bir nitelik taşırlar.
Ticari mümessilin, bir işletmenin tüm işlerini idareyle görevlendirilmesine ve böylece, işletmenin belirli yetkilere sahip “idarecisi” niteliğinde olmasına ve adeta işletmenin sahibi imiş gibi işletme konusuna giren tüm işlemleri (818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 451.maddesindeki sınırlamalar dışında) yapabilme yetkisine sahip bulunmasına karşın, ticari vekilin temsil yetkisi, işletmenin olağan işleriyle sınırlıdır; ticari vekil, işletmenin yönetimine ve yürütülmesine ilişkin yetkilere sahip değildir. Dolayısıyla, ticari mümessil işletmenin olağan ve olağanüstü nitelikteki bütün işlerini yapma yetkisine sahip olduğu halde, ticari vekil, kural olarak sadece olağan işleri yapabilir; ticari vekilin, olağan işler dışında kalan alanlarda işletmeyi temsilen işlem yapabilmesi, ancak, işletme sahibince o konuda özel olarak yetkilendirilmesiyle mümkündür. Bir başka fark da şudur: Ticari temsilcinin tersine ticari vekil, ticaret siciline tescil edilemez.

818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 453/2. maddesindeki açık hükme göre de, ticari vekilin müvekkilini borç altına sokabilmesi için, bu konuda kendisine açıkça yetki verilmiş olması şarttır. Oysa ticari mümessilin borç altına sokan işlem yapabilmesi, bu yönde açık ve ayrıca verilmiş bir yetkinin varlığına bağlı değildir.
Yukarıda değinildiği üzere, gerek ticari mümessilin ve gerekse ticari vekilin temsil yetkisi, işletme sahibinin (tüzel kişiliğe sahip işletmelerde, temsile yetkili olanın) tek taraflı bir hukuki işlemine dayalıdır. Herhangi bir şekil şartına tabi olmamakla birlikte, Yasal düzenlemeler çerçevesindeki yerleşik uygulamada, işletme sahibinin bu konudaki tek taraflı hukuki işleminin, genellikle yazılı bir vekâletname verilmesi şeklinde tezahür ettiği bilinmektedir.” açıklamalarına yer verilmiştir..

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun bu kararında da belirtildiği üzere; ticari vekiller ile ticari temsilciler, 6098 sayılı. TBK nun 40. maddesinde düzenlenmiş olan temsil müessesesinin, ticari hayatın söz konusu gereklerinden kaynaklanan, işlerin yürütülmesi için yardımcılık görevinin yerine getirilmesi için bu gerekliliklere uydurulmuş özel türleridir.

Aynı Kanunun 551’inci maddenin 2’nci fıkrası uyarınca ticari vekillerin yetkisi, işletmenin alışılmış bütün işlemlerini kapsar. Ancak, ticari vekil açıkça yetkili kılınmadıkça, ödünç olarak para veya benzerlerini alamaz, kambiyo taahhüdünde bulunamaz, dava açamaz ve açılmış davayı takip edemez. Ticari vekiller, bu madde sınırları içinde anonim ve limited şirketlere ait işleri yürütmek üzere yetkilendirilen kişilerdir. Bu yetkilendirmenin ne şekilde yapılacağına da, ilgi genelgede açıklandığı şekilde 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 368 ve 631’inci maddelerinde yer verilmiştir.

Bu itibarla;
Anonim ve limited şirketlerce 6102 sayılı TTK nun 368 ve 631’inci maddeleri uyarınca belirlenip, TİCARİ VEKİL SIFATI VERİLEREK YETKİLENDİRİLMİŞ kişiler için noterliklerde vekâletname düzenlenmesinin talep edilmesi halinde ilgi genelge hükmüne göre hareket edilecektir.
TİCARİ VEKİL sıfatı verilmemiş olan, şirket temsilcileri tarafından şirketin iş ve işlemleri için yetkilendirilen diğer vekiller de ise bu hüküm uygulanmayacak ve halen sürdürülen uygulamalar doğrultusunda işlem yapılacaktır.

Bilgi edinilmesini rica ederim.
Saygılarımla,

Yunus TUTAR

Başkan

Paylaş
error: Content is protected !!